başkentimiz olan şehir. türkiyemdeki tek sevmediğim şehir diyebilirim. ısınamıyorum abi elimde değil. insanları ayrı alem zaten. neyseki yolum oraya hiç düşmüyor.*
yine ellerimizin kulaklarımızın soğuktan çatlayacak gibi olduğu sonra da uyuşmaktan çeşitli küfürlere maruz kalmış şehir. bu nasıl bir kuru ayazdır böyle.
Bugun golbasinda bizleri sogugunun mogana yansimasiyla buyuleyen, egodan indikten sonra kulaklarimizin dusmesine neden olacak kadar soguk olan guzel sehir.
kalın giyinmenize rağmen titreyerek yürüdüğünüz cebeci yokuşunda, kafanızda *binbir türlü dertle giderken eski elbiselerle seyyar satıcılık yapan insanları* görürsünüz.
1 dk bile bu havada yürünmez derken o adam akşama kadar oturacaktır orda.
..
ayazıyla insana şükrettiren kenttir ankara.
her gün yaptığım gibi bu günde evden çıktım ve yaklaşık 15 dakika durağa yürüdüm. sabahın yedi buçuğu. sanki ilk 1 dakikadan sonra birleri kulağımı kerpetenler ile aynı anda sıkıyor, suratıma iğne batırıyordu. ellerimi yemin ederim hissetmedim sanki biri çekiçle vursa cam gibi kırılacak o kadar kötü bir soğuk vardı. birde eskişehir yolunda otobüs bekleyince geçen arabaların rüzgarı zaten yeterince ızdıraplı olan rüzgara eklenince adeta kasap gibi kesti. bu arada hava sabah -7 idi. bir dükkanın tabelasında gördüm.
bak pezevengin oğlu, bak hurdacının torunu; iki çift lafım var sana.
dedelerim kafkas ulan benim. soğuk pek etkilemez beni o yüzden. babam yazın yatarken sabahtan buzluğa koyduğu 3 tane su şişesinin birini bi' koltuk altına, ikincisini diğer koltuk altına, diğerini de apış arasına koyan, yatmadan önce yatağını havalandırıp yastığını soğusun diye balkona atan, piskopat bir adam.. yazın beş dakikalık koşusunda 1 saatlik koşuyormuş gibi terleyen, vücut ısısı çok yüsek bir adam.
ve ben babamın oğluyum. egeli olmama rağmen soğuk ırgalamaz beni. herkes atkı, şapka, binbir kat ceket giyip dışarı çıkarken ben kışın ortasında bile led zeppelin, kiss tişörtümle caka satarım.
pezevengin oğlu rıfat, neden böylesine bir adama böylesine insanlık dışı bir soğuk yaşatıp bu satırları yazdırmak için buraya getirtiyorsun? lan oğlum, ben sana demedim mi egeliyim, beni kendinden soğutma diye? bak bakayım, demiş miyim dememiş miyim. (#21510418)
seni sevmeye niyetli bir insana neden bu kadar soğuk davranıyorsun ulan, izah et bunu bana! adam olmayacaksın sen anlaşılan, sevdirmeyeceksin kendini. o zaman n'apalım.. bunu söylemekten başka çare bırakmıyorsun bana..
--spoiler--
seni sevmek ölümse, koyim götüne gülümse.
--spoiler--
anıtkabir'i barındıran, uğruna kaliteli müzisyenlerin enstrümanlarını kirlettiği, bambaşka bir tadı olan, müzik hayatının çok canlı ve kaliteli olduğu, kızılay'ında voodoo blues ve jolly joker gibi güzel mekânları olan hatıra dolu bir şehirdir ankara.
Türkiye'nin başkenti, Gazi Üniversitesi'nin bulunduğu şehirdir.
Ömrümün 6 senesi orada geçti. ilk başlarda sevemiyor insan bir akdeniz genci olarak ama ayrılınca da fena koyuyor be. Yüzlerce anım var, her ilçesinde mahallesinde durağında.. of of...
AHMED ARiFiN GRi ŞEHRi
KENDiNi SEVDiRMEK iÇiN HiÇBiRŞEY YAPMAYAN KiMSELERE BENZER ANKARA
AŞIRILIKLARIN OLDUĞU BiR DÜNYADA SIRADAN OLMANIN -VARSA- ZEVKi BU ŞEHiRDEDiR.