kalabalık bir ankara'lı arkadaş grubuyla türkiye'nin en soğuk ilini seçerken daha sonra aramıza katılmasını beklediğimiz ve erzurum'da kışın -20'leri gören bir arkadaşımız gelerek konuyu bilmeden sohbete direk son noktayı koymuştur; bu ankara'nın soğunu n'abacaz amk..
yılın en soğuk haftasını yaşayan şehir.
telefonla bırakın mesaj yazmayı konuşamıyorsunuz bile.
kahvaltı yapmadan çıkmayın. dışarıdan alırım bi simit-poğaça yolda yerim demeyin. yiyemiyorsunuz. parmaklar hissedilmiyor.
buzul sanki bu ne ara bu kadar soğuk oldu anlamadım ben.
kar da yağmıyor ama on gün öncesinin karı hala yerde. değişik valla.
soğuğunu unuttuğum şehrim. bok vardı geldim yine buralara. ne de çok heves etmiştim halbuki. kıçım dondu sözlük, resmen psikolojim bozuldu soğuktan. tamam angara bebesiyiz lakin bu kadarı bana bile fazla.
Yasak olmasına rağmen bütün kahveleri, kafeleri, barları duman altı olan, kızları izmirin kızlarıyla yarışan ama bir o kadar da kasıla kasıla yürüyen, alkol tüketiminde Türkiye'de 3. olan, trafikte arkadan korna çalana düşman gözüyle bakılan hele bide 06 plaka değilse direk dövülen, Ramazan davulcusunun sahurda çiftetelli çaldığı, polisin içki içen gençlerin yanından geçerken afiyet olsun gençler diye anons yaptığı yer, kısacası anlatılmayan sadece yaşanan yer.
toz, beton, kar ve ayazdan ibaret olan, yozgat'ın alan olarak büyütülmüş versiyonu olan şehirdir. sizi bol bol platonik aşklara itip depresif yapar, mecbur kalındmadığı sürece koşarak uzak durulmalıdır.
işte bazı gerizekalılar gibi hayatta anlaşılamayan bir şehir.
içinde yaşayanlar bilir ki yılın ilk karı geleceği zaman temkinli oluruz ona göre ya evde oluruz yada sabit bir yerde yani 3-5 saatimiz kaybolmuyor.
yani bazı insanların garip bulduğu şey şehri daha iyi tanımamız. kar ankaraya çok yakışır böyle siz anlamazsınız kar yağıp dinince çıkar tadını çıkarırız.