istanbul'un yanında gerçekten de biraz sönük kalan, dün hayatımda ilk kez geldiğim şehir.*
yalnız kime bir adres sorsam bilmiyor, buranın insanları aynı bizim hadımköy'dekiler gibi herhalde...
ne olur ankara müsaade et bana. Çok zor bu ama sıktın beni ankara. küçük bir sahil kasabasında yaşayıp seni deliler gibi özleyip ölmeye geleyim sana ankara.
seviyorum seni nefret ediyorum senden. Sessiz kal ankara... kal ki beni anladığını düşünüyüm beni bildiğini düşünüyüm ankara kaldırım taşlarında erimeyen karlarınla ayazlı gecelerinle kalabalık sıcak rüzgarlı günlerinle kalabalığınla arap saçı sevginle...
ulus'ta heykelin tam önüne gece orospular geliyor. bende ankara'ya yolum düştüğü için gitmiştim bir iki günlüğüne, erdoğan çağırmıştı da, tayyip canım bizim tayyip. *
neyse gittim dolanıyorum orada. sigara istedi verdim. sonra sohbete başladık. harbi bir hatundu.
cebimde o sırada fazla para yok. şimdi o karıyla birlikte olsam, aynı gece benimde aynı yerde işe çıkmam lazım ki yol parasını bulayım.
dedim de get şeytan kıllandırma komiseri.
ama bir daha ki gidişim de hiç affetmeyeceğim hacı. ben yıllardır buradayım dedi. yani bir dahaki sefere aynı yerde rast gelirsek karı beni unutmuş olsa da ben unutmayacağım için onu mutlaka tanırım.
dönüşüm muhteşem olacak rukiye!