antalya'dan sonra bi acayip.
geleli henüz yirmi dört saat olmamışken hem kırk yıllık yerlisi gibi hem de en az bir addis ababa gibi yabancı hissettirmiştir.
birkaç aylık tecrübe sonrası güncellemek üzere.
herkesin bir ankara'sı var. tıpkı istanbul'u, izmir'i... olduğu gibi.
kimisi için eğlence, kimisi için düzen, kimisi için bir mecburiyet, kimisi için aşk.
benim ki mecburiyet kategorisinde. o yüzden ankara severleri üzücem biraz. aslında annemin her şeyden kaçma kararıyla geldik bu uzayın en çirkin şehrine. hani kızıyorlar ya gri diyince. vallahi az bile diyorlar. dön dolaş aynı mekanlarıyla, yeşilinin azlığı, çirkin betonlaşmasıyla bu lafı hakediyor.
belki gençlik yıllarımı bahçeli,kızılay'ın afilli mekanlarında geçirme fırsatı bulamadığımdan mıdır bilmem düşmanım bu şehre. gençliğimin katili çünkü.
gerçi bana bulunmaz bir iki dost bulma, bir aileye sıkı sıkı sarılma sebebi de olsa sevmiyorum, sevemiyorum. bitmeyen iç sıkıntımın, keşkelerimin sebebi olarak görüyorum.
Eskişehir'in bir komşusu, Türkiye'nin başkenti, Eskişehir gibi kuru ayaza sahip olduğu söylenir. Eskişehir'in kuru ayazını yaşayan biri olarak aynısı olamaz derim hep ama oluyorda olabilir...
edit: yanlış anlayacak salaklar vardır şimdi kesinlikle siyasi mesaj vermemektedir ve verecek olanların da amına koyim.
tamamen şahsi olarak sevmiyorum ankara'yı.
tanrım bu nasıl bir devrimdir yazın en sıcak günlerinin arasında. pencereler açılıyor kendiliğinde kapılar üflüyor, sesler... bir adam kulağıma bir şey fısıldıyor..
an itibari ile penceremin sapık gibi üflediği şehirdir. tanrım, ne korkunç bir gece? Ne korkunç bir manzara.. hani küçükken izlediğimiz korku filmleri varya işte o filmleri izlediğimizde yaşadığımız his varya aynen öyleyim. Bu arada ben bunu yazarken inanılmaz bir ışık gürmesi koptı ve çivi gibi bir ses geldi. sanki gökten bombalar yağıyor..
dikmen tarafında olan yazarlara selam ederim. zira durum onu gösteriyor ki son selamım bile olabilir.
gebereceğiz ulan diyorum ne denizi, ulan pencereler titriyor, yağmur sesi kulaklığı bastırıyor, gök gürültüsü her duyulduğunda tırsıyorum. oha tam şimdi düştü bir tane yıldırım daha 30 saniye yazmayı bıraktım lan şoktan, yan komşu ışık yaktı..
allahım sonumuzu hayır et, haydi ankara tekrarla benimle: eşhedü enla ilahe illallah (ateistleri tenzih ederim)
aşti'ye iner inmez bıraktığım yerden ruhuma işleyen şehirdir.doğma büyüme oralı bir arkadaş demişti ankara'dayken dünyayı fethedebileceğimi düşünüyorum diye istemsizce çak yapmıştık.anlamsız bir şekilde huzur verir.
yağmurun ve gök gürültüsünün durulduğu şehri kasvetli ve izbe bir hava devraldı.. Sokaklarda ki araçların seslerine birde yerdeki su sesi karışıyor artık..
2 dakika sonra gelen edit: Gök yeniden gürledi. Hemde daha sert ve daha uzun soluklu. Bu şehir bize bir mesaj mı vermeye çalışıyor?
ooh camın dibine yatmışım deli esiyo. şimşekten korkan yastığını alsın ana babasının arasında yatsın. kaç gündür sıcaktan gözüm döndü la bırakın gök delinsin.
Evimiz ankarayı tam karşıdan görüyor. Şu an ki hali korku filmlerine taş çıkartır cinsten lan gök gürlemiyo bomba patlıyo sanki şehirde anasını satayım.
an itibariyle gunduz ile gecenin birbirine karistigi sehir. yildirim sigortayi attirir mi lan? hadi elektronik esyadan gectim evin elektrik sistemine bisey olmasa bari.