soğuk memleket. insanları da bi o kadar soğuk binaları plansız, yeşillikleri az, trafik bok gibi zaten. bunları küçük bi yerden çıkıp gitmiş olan biri olarak söylüyorum tabi. yoksa denizi olsa ne olmasa ne.
muhtemelen hiçbir zaman sevemeyeceğim şehir. hiç yaşamadım uzun vadeli, hatta gitmedim bile. önyargı değil de ne bileyim, ben alışmışım deniz görmeye. denize kıyısı olmayan şehirler; sarımsaksız paça gibi, çaysız simit gibi, midyesiz bira gibi, gibi de gibi. sanki hep biraz eksik... şu an izmirde yaşıyorum. evim deniz manzaralı değil. yeri geliyo 2 hafta deniz görmüyorum. ama denize 20 dk uzaklıkta olduğumu biliyorum... otobüsle ulaşım sağlarken eşrefpaşayı geçip o tepelerden konağa indiğimde içimi bir huzur kaplıyor denizi görünce. o kalabalık şehrin yoğunluğunu alıveriyor üzerimden, bir sürü evin ardından ay gibi güneş gibi doğuyor gözlerime. alsancak kordona oturup biramı içerken güneşin batışını izlemekten öyle keyif alıyorum ki... ege insanı olarak en alışamayacağım şehirlerden biri sanırım ankara...
En güzel yeri doksanlara kadar yenimahalledeki bahçeli evleriydi onların da imarla amına koydular. O çocukken yağan kar da artık yağmıyor. Kok kömürüyle yanan sobada taşşaklara kadar ısınmak mustafa Kemal lisesiyle kavgalar kerem ve as Sineması piçlikleri gençlik parkının küçük treni. Halide edip ortaokulunun en güzel kızı yeşim vs Güzel mazinin parçaları..
soğuk bir şehirdir hele sabah okula gitmek için uyanan liseli kardeşlerimiz için ayrı bi zulumdur ankara sabahının ayazı.
keçiörendeyim gelen bayana çay ısmarlarım.