ya beni/bizi buraya getiren sebeplerden ya da tüm keşkelerimi yüklemem yüzünden midir bilinmez anakara bana, ben ankara'ya eğreti dururuz.
ben ilk bu şehirde aşık oldum, ilk hayal kırıklığımı bu şehirde yaşadım. burda okudum, aile kurdum...
ama diyin ki bu cadde, şu sokak hiçbirinin önemi yok mu? vereceğim cevap hayır olur. güzel hatırladığım anlar lisede ki kuğulu kaçışlarımız, etlik-incirli arası eve yürümelerimize ait.
içinde barındırdığı dostlarım, mecburiyetlerim olmasa beş dakika durmam bu her semti birbirine benzeyen kimliksiz şehirde.
türkiye' nin başkenti olmakla beraber, doğudan batıya, güneyden kuzeye tüm şehirlere ortalama olarak en yakın şehrimizdir. karasal iklimi sebebiyle kışın yaşanılası bir yer olmasa da, yazın en azından akşamları insan gibi bir hava soluyabileceğiniz, karadeniz den sonraki tek ilimiz olsa gerek.
az çok bir metal camiası olan şehir. kendi çapında gidiyolar, festivaller falan oluyor albümler çıkıyor. genelde extreme türler revaçta ama o eski günleri yok tabi. oturucak kafka hariç düzgün mekan da yok bence. tipler falanda bildiğin leş zaten etrafta. cahil cühela takımı her yerde. yiyişenler falan tam bir görgüsüzlük, bir zengin piçliği ve/veya mal mal ergenler. 90ların ankarası iyiydi ya.
istanbul'daki hengame ve karmaşanın binde biri bile olmayan metropol. tabii ki bazı yerleri hala köy gibi her yer beton olmak zorunda değil tarım da yapılıyor bu ülkede.