Nüfusunun büyük bölümü Çorum, Yozgat, Çankırı ve Kırşehir'den göç edenlere aittir.
Gitgide büyümekte ve gelişmektedir. Ancak bir Avrupa şehri görünümüne sahip olma yolunda ilerlese de Anadolu izlerini fazlasıyla hissettirmektedir.
Bu gelişimin yanısıra muhteşem bir kültürel erozyon yaşanmaktadır. Kaşık havası bozkır müziği yerini pavyonlarda sarışın genç kızları oynatma bayağılığına bırakmıştır.
iç Anadolu kökenli ailelerden dünyaya gelen son nesil; ne ailesinin anadolu kültürünü almakta, ne de gerçek, cumhuriyet sonrası ankara kültürüne uymakta, tersine kimliği belirsiz, oturmamış yapmacık bir kültürle büyüyen nesillere dönüşmektedir.
Ankara caddelerinde gördüğümüz, sıhhiye kızılay arasında dolaşan, ulus gençlik parkı gar üçgeninde otobüs durakları etrafında dolaşan, elleri ceplerinde ankaragücü beresiyle gevşek tavırlı sırıtan suratlı gençler, bu karmaşık ve tutarsız çevrenin ürünüdür. Ankara gittikçe uydurma bir atmosfere dahil olmakta, ne modern başkent, ne de sağlam temelli iç anadolu kültürünü yaşamakta/yaşatmaktadır.
Loş bir odanın içinde
Koreuac, Ginsberg ve diğer piçleri okuyup yalnızlık
yaşamak çok moda buralarda
Şehvet kokan kadınlar da mevcut
Caddenin allah'a bakan kısmında
Bebeğim,
Burası Ankara
Devletten başka bir sik yok!
"hadi bize gidelim"dir, zira bütün mekanlar belli bir süre sonra kabak tadı verebilir, mekanların çok kısa sürede de suyu çıkarılır kentin gençlerince. Ayrıca asabidir, sabırsızdır, herkesin de acelesi vardır bu kentte. tabir-i caizse 25.437 km²'lik bir devlet dairesidir kendisi.
her yıl bir kaç günü karlı buzlu geçer. onun dışında da mevsimsel olarak bi yamuğu yoktur. antalya gibi, nemi sıcağı yoktur; ya da erzurum gibi uzun ve anormal soğuk kışı.
havası kurudur. kuru havada yaşayanların da ömrü uzar; o yüzden politikacılar uzun yaşar bizim memlekette.