hayatımın en güzel ve en kötü günlerini yaşadığım şehirdir. ankara'da hem okumuş hem de aşık olmuş şanslı kesimden biri olarak söylemeliyim ki özlenendir. birilerine rağmen sevilendir.
az evvel birisi kizilayda yanima geldi, abi istedigin kadar sigara vereyim bana otobus karti basar misin dedi. basamam da bozuk verebilirim dedim. adam tutturdu kart bas diye. neyse bu gitti, iki dakika sonra baskasi geldi. sana istedigin kadar sigara vereyim bana 1.25 ver diye. boynumda, sigaralar paraya cevrilir diye yazi asili sandim. bu sigararalari bedava mi dagitiyorlar.
yıllarca yaşarsın ve birgün ayrılmak ve artık başka bir şehirde yaşamak durumunda kalırsın. şehri özlediğini düşünürsün hep ve yine ziyarete geldiğin seferlerden birinde anlarsın ki şehir aynı şehir özlenense orada geçirdiğin zamanlar. yaşadıkların.
hiçbir semtine aşık olmadığım şehir. yıllarımı boku bokuna bu şehirde geçiriyorum. tanıdıklarım "elbet bunda da bir hayır vardır." diyip beni telkin ediyorlar. 15 yıldır bir hayır göremedim. önümüzdeki 2 yıl içinde de görür müyüm ki acaba?
Vize arası devamsızlıklarımı gözüm kapalı kurban ettiğim şehrim. Ah bi de bi şekilde okulumu buraya taşıyabilsem iki aydan fazla ayrı kalamıyorum burdan.
dolmuşta yüksek sesle müslüm baba dinlerken, yanındakinin ''sesi kısar mısın?'' diye sorduğunda şoförün '' boşver be birader vardır elbet bir derdi bırak dinlesin.'' dediği yerdir ankara.