Sıhhiye metrosunun girişinde bir adam var. Günlerdir yanından gelip geçiyorum. Adam merdivenlere oturmuş, kucağında bi çocuk. Ne zaman geçersem geceyim çocuk uyuyor. Bi insan nu kadar uyumaz.
Şu saatte gidip dogru düzgün yemek yenilebilecek bir tane sağlam yer yok. Kızılay ı turladım her yer 23.00 de kapanmaya başlıyor. Öğrenci potansiyeli bu kadar fazla olan başkent gibi bir şehirde geceyarisindan önce bircok yerin kapanmış olmasi bana göre tamamen sacmalik. Açız aç. illa fastfood mu yiycez. Yok mu adam gibi sicak bi corba veren yer.
yaz ve kış olmak üzere sadece iki mevsimin yaşandığı şehir. ilkbaharı yağmurlar ve soğuklardan dolayı kış'a, sonbaharı ise sıcaklıktan dolayı yaza bağlanmış şehir.
gecenin karanlığında bir yanıp bir sönen kırmızı ışıklarla bezeli caddelerde, hafif melodili caz müziği eşliğinde arabamla giderken azıcık açık pencereden sızan tatlı soğuk rüzgarı ruhumun tütsülenmiş derinliklerine çekerek huzur bulduğum tek şehir.