şiirin uzunluğu seni basmasın, içeriğe bir şans ver sevgili ulu yazarı
'Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine!
Astın suratımı,resmileştirdin beni
Hey gidi ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
içimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
Kızılay'da yürüyemeden elele ayrıldığım
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.
Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın,herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm,titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydılığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim ankara
Ama bir ebruli akşamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kırçiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna,ben çıkmaz sokak
Ankara!
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
Şairlerin soluk nefesli kitaplarından
Şarkılar,şarkılar düzecektim ona
Ve ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
ikimizinde paylaşak birşeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen ankara,ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip zeynep'e
"Evleniyormuş" diyecekti
Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
Çankaya'dan bir rüzgar esti.
Kıskandın ya bizi! Helal olsun sana
Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu
Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tam da şifresini hayatın
Korkma ankara,korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizide kurtaracak
Hiç ummadığın birgünde
Şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara'
Ali Uluraspa
internette bu şiiri ararken şöyle de bir şey gördüm. doğru mudur bilinmez ama şiiri daha da bir güzel yaptı sanki.
'Ali uluraspa 28-29 yaşlarındayken Ebru isminde 16-17 yaşlarında sarı şaçlı yeşil gözlü gecekondu bir evde yaşayan bir kıza aşık olmuş ve uzun süre cesaret edemediği için kıza bir şey söyleyememiş. Bir gün kız durakta otobüs beklerken kıza zar zor da olsa karşılık alma ümidiyle aşkını söylemiş. Kız olumsuz cevap vermiş ve tam da o esnada akşam ezanı okunmaya başlamış ( şiirde üzerine vurgu yapıldığı için ezandan özellikle bahsediyorum ). Ali Uluraspa yıkılmış tabii ve bu şiiri yazmış o kız için.'
Gri bir şehirdir ankara. Kimi görür kimi görmez dedi pek muhterem bey!
Sonra yüzünü kaldırdığında en nihayetinde kırmızı eldivenli kız gidiyordu...
Ş. H.
hayatımda ilk defa yağmurun kara dönüşünü görmeme imkan tanıyan şehir. az önceki kara bulutların gitmesiyle şu an gökyüzü de çatıların üstleri de bembeyaz. biraz hazırlıksız yakaladı, şaşkınlık içindeyiz.
çok enteresan kar yağıyor şu anda ankara'ya.
karı fark etmem ve her yerin bembeyaz olması arasındaki geçen süre 1 dakika.
şimdi de pamuk gibi yağıyor. döne döne iniyorlar yere..
net güzel şehirdir.
Lisans dahil, lisansa kadar olan tüm diplomalarımın üstünde ismi olan şehirdir.
şimdilik ayrı düştük ama hala unutamadığım sevgilimdir.
Garibanlara da iyi bir hayat standardı sunardı eskiden, şimdi nasıl bilemem. Ucuza tiyatro opera imkanlarını sunardı.
Bilkent Senfoni bile dinlemeye giderdik, zamanında 1.5 TL'ye veya 1.5 milyon da olabilir!
3-5 dakika kilitlenen trafiğe tahammül edemeyen arkadaşlar birkaç gün boyunca aynı saatlerde istanbul'un herhangi iki noktası arasında ufak bir gezintiye çıksın bakalım.
ayıptır lan, ankara'da da trafikten yakınılmaz ki. *
insani paylasmayi sever, cana yakindir. diger buyuk sehirlerdeki gibi bi olay karsisinda duyarsiz kalmaz, ellerinden geleni yaparlar. havasi ne kadar soguksa insani da bi o kadar sicaktir.
simidi ne istanbulun simidi gibi kayis gibidir ne de izmirin simidi gibi gevsektir. citir citirdir, yemeye doyamazsiniz.
ankara'nin gece hayati ise turkiye'de tektir, herhangi bi sehirde esine benzerine rastlayamazsiniz.
anlatmakla bitmez bu sehir. doya doya yasamak gerekir. bi kere bu sehre alistiginizda terketmesi cok zordur.
Zamaninda 1 ay onceden ucak bileti alip gitmek icin gun sayip bi gun kala bazi sebeplerden dolayi gidemedigim sehir.hala cok isterim girmek orasi ayri.
ilk gençlik yıllarımı geçirdiğim, öğrenciliği doyasıya yaşadığım, sağlam dostluklar, kutsal sevdalar tattığım, canımın yarısı babamı toprağa verdiğim şehir...
isli, sisli, puslu, vefalı, hüzünlü şehir...
bence türkiye'nin 3. büyük şehri + başkent. abi kimse bana Ankara önemli demesin, devletin vergileri ile ayakta duruyor koca şehir. Ben izmir'in Türkiye ekonomisi için Ankara'dan daha önemli olduğu görüşündeyim. hatta bence bunu ekonomistinden çiftçisine herkes çok iyi biliyor ama tahtı istanbul'a kaptıran Ankara'ya ayıp olmasın diye 2. büyük şehir demişler. olsundu ben ona da razıyım. Ama denizi bile yok be abi.