Hiçbir özelliği olmayan bildiğin çirkin bir şehir. fakat doğup büyüdüğüm yer olduğundan olsa gerek 1 haftalığına bile ayrılsam hemen özlüyorum. Ankara il sınırı tabelasını görünce içimi tuhaf bir sevinç kaplıyor. ayrıca,
(bkz: odtü)
Kendisi bir karadeliktir. içine düştüğünüz vakit, önce bir tedirginlik hatta belki bir ölüm hissine kapılırsınız. Bu böyle gider. Daha sonra biraz çevre yapıp, biraz da şehri çözmeye başladıktan sonra bu his yerini daha güzel düşüncelere bırakmaz. Evet bırakmaz. Bir defa düştük eline, ya seve seve ya da diğer ss diyerek yasamaya alışırsınız. Bu da biraz böyle gider. Biraz daha Zaman geçtikten sonra ise şehir daha samimi gelmeye baslar. Her şeyine küfür edersiniz fakat buna rağmen yaşam daha eğlenceli hale gelir. Birden Ankara'yı sahiplenmeye başlarsınız. Gider seğmenlerde iki bira içersiniz, Cinnah'da arabaya söversiniz.
Bir bakmışsınız ki sadece o şehirde Mutlu olmaya başlamışsınız.
Kısaca;
(bkz: Stockholm sendromu)
Yürüyordum
Yürüyordum ay ışığında
Adım seslerim
Boş sokaklarda
Yankılanırken gece ayazında
Sen yokken anlamsız
Gideceğim yer
Sadece gölgem
Beni takip eder
Ankara sokaklarında .
bulutsuzluk özlemi.
an itibariyle algı yeteneğim sıfır olduğu için bu şehirde şu an noluyor bugün yazamıyorum.
havası nasıl , dolar düştü mü , kennedy vuruldu mu bunları söylersiniz bi ara.
Özlemedim desem yalan olur. Kara ankara simidi ve ekmek arası ankara döneri burnumda Tütüyor. izmir'e geldim boyoz denilen dallama ya hala alışamadım. Allahtan kızları güzel.