bugun kuzenimin sogugunu bile seviyorum dedigi sehir. nasil bir kafa anlamadim. lan bina , yol, agac iste bi insan dogal guzellikleri pek olmayan (en azindan ben bilmiyorum) bir sehri bu denli nasil sevebilir? hani ceken ne. tamam bi tik daha gelismis bina , yol falan da. tas lan sonucta.
herhangi bir şekilde sevmeseniz sevmemekte haklı olduğunuz bir şehir ve herhangi bir şekilde severseniz de sevmekte haklı olduğunuz bir şehir
ben 2 duyguyu da sık sık yaşıyorum....
Memlekete giderken arkamda bıraktığım da üzüldüğüm hüzünlendiğim ama her dönüşümde de çocuklar gibi mutlu olduğum şehir.
Bugün aştiden otobüse bindim yine. Peronda otobüs bekleyen bir sürü insan ki hepsi memleketine, sevdiği insanlara gidecek. Sevsinler veya sevmesinler ama o şehir bambaşka.
severim ben ankara'yı. severim çünkü bu dünyada sevdiğim,imkansız aşk beslediğim insan orada.onun geçtiği her sokağı seviyorum ankara'da. geçen geçmiş sincan sokaklarından ''berbat yer'' dedi. ben sincanı bile sevdim sırf o orada nefes alıp verdi diye.seğmenler parkını çok sever mesela. ''orası nefes alabildiğim tek yer'' der. bu yüzden ben de çok severim seğmenleri.ağaçların gövdelerine sarılırım belki derim belki o da sarılmıştır ağaçlara. hep okumak istedim ankarada. çünkü o orada okuyor. sırf ona daha yakın olsun diye eskişehir'de okuyorum ben. ama nafile bunların hepsi. çıkmaz bir aşk benimkisi. sonunu bile bile uçuruma yürümek gibi. onu her gördüğümde gözlerim yeni doğmuş bir bebeğin dünyayı ilk defa gördüğü gibi görüyor,vücudum kışın erzurumun bütün soğunu ısıtacak kadar ısı salgılıyor. ama ona bir adım daha yaklaşamıyorum. o benim sırtım aslında hep yakınız ama o bana dünyanın en uzak şeyi.