zamanında bir kaç kere gitmiş olduğum gizemli bir şehirdir, iyidir hoştur. ayrıca sevdiceğim ankarada ikamet etmektedir. bu da çok daha derin bir anlam yükler ankara'ya. **
seğmenlerde sahlep mevsimin başladığı şehirdir... tunalı da gece 11den sonra eller cepta yürüme senslarının tam vaktidir. yükselde kokoreç de hiç fena olmaz...
bugun kisin geldigini daha net anlatmis sehirdir.
kampuste ders aralarinda bir binadan digerine yururken usenip montu elde tasiyan arkadaslara uyari; yapmayin. her seferinde insan pes edip disarda giyiyor ve montun ici de havadan oturu sogumus oldugundan hic de iyi bir durum olmuyor.
bu gunlerde 5 metreden fazla mesafede mont giyilmesi sart olan sehirdir.
havası ders çıkışı münasip bir yerlerimizi bir güzel donduran şehir. allah otostopu çıkarandan ve bizi arabasına alıp donmaktan kurtaran adını sormadığımız beyefendiden razı olsun.
çocukluğumun yarıda kaldığı şehir. çook yıllar önce en son ayrıldığım yaz gelecek sene tekrar gelicem zannettmiştim. bi sonraki yazın planları hazırdı. çekmecede bıraktığım çocuk dergilerindeki yarışmalara katılacaktık, atari oynayacaktık arkadaşlarımla beraber, bisiklete binecektik, tornet tekeri arayacaktık sokakta filan. bi daha da gidemedim işte sanki yarın gitsem kaldığımız yerden devam edeceğiz. ama hiçbiri orda değil artık o arkadaşlarımın, en kötüsü de artık hiçbiri çocuk değil.
sana iki çift lafım var... Eksiği bana fazlası sana!
adana'dan göçtük geldik sana... Misafirperverliğinden eser yok...
Mamak'ta doğalgaz alamadığı için evinde donan o anne ve kızını düşünmez misin? Bu kadar da olmaz ey hayvan! Ne lanet bir şehirsin sen! Azıcık insanlığı öğren, kalbi rengarenk olan insanları koyu griliğinle boğmaktan vazgeç! O insanların hayalleri var!
lan şerefsiz! insanların hasretleriyle bslenmeyi bırak... Onlar en büyük hasretlerle beslenenlerdir... Onlar bir gün senden ayrılacakları günün hasretiyle yanarlar...
nesin lan sen? insanı bu kadar boğmayı nasıl başarıyorsun sen!
ve daha bir sürü şey...
son olarak y. Erdoğan'dan bir kaç mısrayla gazuratlarıma son veriyorum:
öyle deme...
ankara'yı sevmeyene bir zulümdür,
bu kadar insanın neden ankara'yı bu kadar çok sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak...
ismini saka türklerine ait bir efsaneden alan türkiye'nin başkenti.
--spoiler--
Baykal ile Angara adlı Kazak efsanesine göre, bütün Sibirya'ya hükmeden Baykal adlı bir bey vardır.
Baykal'ın Zarlık adlı kızı, dünyada eşi benzeri olmayan Angara adlı yiğide âşık olur. Bu sırrı sezen Baykal'la Angara'nın arası açılır. Baykal, önce kızı Zarlık'ı öldürmeye karar verir. O, korkusundan dağa çıkıp gitmiş ve o dağa onun adı verilmiş. Angara ise korkmamış ama karşı da gelmemiş. Yönünü kuzeye çevirip çekip gitmiş. Baykal ise yaptığından pişman olup yere yüzüstü yatmış ve kaygısından, gücünden yer oyulup, dipsiz, derin bir göle çevrilmiş. Oradan çıkan su, Angara'nın izinden gidip aka aka büyük bir nehre çevrilmiş (Kazak).
Sakaların ilgi çekici bir mirası da Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara ve Ankara isminin kaynağıdır. Yakutistan'da da Angara isimli bir şehir bulunmakta olup tıpkı Ankara gibi tiftik keçisiyle meşhurdur.
--spoiler--
bu ve diğer örneklerde de görüldüğü üzre anadolu aslında tarihin çok çok eski zamanlarından beri bir türk yurdudur.
bakmayın siz şehirlerimizin eski yunan isimlerine.
o isimlerin de kaynağı, yunan medeniyetinin de kaynağı aslında ön türklerdi.