içerisinde çok fazla alışveriş merkezine sahip şehir. neredeyse her hafta yeni bir tane açılmaktadır.
(bkz: gordion)
(bkz: ankamall)
(bkz: cepa)
(bkz: armada)
hala yapımı süren (bkz: kent park)
tabiki de;
(bkz: ankuva)
her bir tarafı tsk tarafından kuşatılmış şehir. insan biraz şehir dışında konuşlanır yahu. şehir merkezinde bilmem ne komutanlıklarının 3 km çevresinde insan gibi yürümenize imkan yok. hemen şapkalı favorisiz bir tüysüz gelip abuk sabuk sorular soruyor.
hayatımda yaşadıgım tek şehir dışı ilişkimde kız arkadaşıma ev sahipligi yapan, yani kız arkadaşımın yaşadıgı yer olan, bu nedenle izmir'den* sonra, duyunca hep heyecan yaptıgım ikinci il.
sürekli istanbul ile karşılaştırıldığından mütevellit ben de fikrimi belirtmek isterim ki;
istanbul osmanlının başkentliğini yapmıştır. sokaklarda osmanlı izlerinin görülmesi mümkündür.
ankara türkiye cumhuriyetinin başkentidir. özellikle ulus ve çevresinde sadece ankaranın değil tüm türkiyenin gelişme ve değişme evrelerini görebilirsiniz.
istanbul soğuğu adamı öncelikle kemiklerinden vurur.
ankara soğuğu değdiği yeri yakar kavurur.
ankaranın insanları kaba değil bilakis kibardır. ankara insanlarının çoğu eğitimlidir. zaten bürokrasi ve devletin kalbi olan, her 5 kişiden birinin memur olduğu şehirde kabalıktan söz edilmesi abesle iştigaldir.
istanbul her yerden göç aldığından mıdır bilinmez, insanları istanbulluluğu pek bilmez. istanbul beyefendisi diyebileceğimiz kişiler nüfusa oranla azdır.
belki bir başkente yakışmayan bozuk kaldırımları vardır ankaranın. ama istanbuldaki gibi 100 metre ilerlemek için iki buçuk saat beklemezsin otobüste, arabada, dolmuşta, takside. ulaşım kolaydır buralarda.
denizi yoktur ama gidip görülesi, piknik yapılası, bol bol fotoğraf çekilesi parkları vardır ankaranın. harikalar diyarı vardır mesela. çoluk çocuk, genç yaşlı gidilir orda masallar diyarına. mogan gölü vardır koskoca bir pazar gününü değerli ve hatırlanabilir kılmak için.
tüm türkiyede simidin en iyisi ankarada yapılır. *
4. derece deprem bölgesi olmasından ötürü türkiyede pek çok yerden daha güvenlidir bu açıdan.
sevmeyeni sevmez. ama bi kere sevdim mi gidemezsin ankara dan.
Ankara'yı gerçekten anlamak çok çok zordur.Eğer sonbaharda o yapraklar kurumuş düşerken siz akşam saatlerinde Ayrancı sokaklarında yürümediyseniz, kışın seğmenler parkına gidip karların arasında çocuk gibi eğlenmediyseniz, 1 kere bile mogan gölüne gitmediyseniz, yaz akşamlarında tunalıda zaman geçirmediyseniz,arkadaşlarınızla sakarya caddesinde demlenmediyseniz sevmek zordur Ankara'yı.
Ankara'da kendisini sevdirmek için uğraşmaz zaten,sen keşfedersin onun güzelliğini.
bazı günler vardır sevdiğin bir şeyi daha bir seversin. bir sebep herşeye bambaşka, daha güzel bir anlam katar.. benim de bu gün daha bir başka sevdiğim şehir. ankara..
(bkz: yiğidim aslanım burda yatıyor)
(bkz: mustafa kemal atatürk)
çok güzel bir şehir olabilecekken zevksizliğin tavan yaptığı yönetimlerin elinde mahvedilmiş şehirdir. başkenttir.
bakın 1930'lardaki 40'lardaki resimlerine ankara'nın ne dediğimi anlarsınız. sonradan bu kadar zevksiz binalar nasıl dikildi kim dikti bunları buraya dersiniz.
''ankara bizim için yalnız merkez değil, anadolu'nun bütün bakımlardan inşasını, imkanlarını ve usüllerini öğreten bir mektep oldu. ankara'da başardığımız her şey, ankara'nın dışındaki bütün türkiye topraklarında daha kolay gerçekleşebilir...
biz ankara'ya gelinceye kadar şehirciliği ve mimarlığı unutmuştuk. türk milletinin yapıcılık vasfını burada tekrar dirilttik... ankara hakikaten semboldür.'' falih rıfkı atay
bu yil icerisinde hic bulunmadim ama internetten ve televizyondan takip ettigim kadariyla cok kurak bir yil gecirmekte olan il.bu kadar buyuk bir nufusun oldugu bu il buyuk ihtimalle daha cok su kesintileri yasayacaktir.
iki yıldır yaşadığım şehirdir. ilk zamanlar gerçekten zordur özellikle istanbul'dan gelenler için ama sonra alışılır. Şu an evim dediğimde aklıma gelen tek yerdir, iyiki öyledir.