Her ne kadar sıkılsam da başka bir şehre gittiğimde özlediğim yerdir Ankara. Çoğu insan denizi olmadığı için sevmez ama benim için bir başkadır. Sevmeyenlere gıcık olan tiplerdenim hatta. =) Her zaman için yeri ayrı olan şehir...
çöl olma yolunda emin adımlarla ilerleyen şehir. susuzluk da gelince ankara'da uzun yıllar geçirilmeyeceğini anlıyorsunuz. en iyisi koşarak kaçmak. çünkü özellikle yazın sıcak kalabalık otobüslerden sonraki susuzluk tam anlamıyla cehennem.
Türkiye'de kent planlamasının olduğu tek şehirdir. Park ve yeşillik alanı yüzdesi olarak Avrupa'nın ilk 5 başkentinden biridir. Başınızı ne tarafa çevirirseniz çevirin bir park görürsünüz. O parkları gördükten sonra oturup dinlenmemek elde değil. 2009 yılı itibariyle 16 yıldır başında Melih Gökçek'in bulunduğu kent olmakla beraber, kanımca Gökçek ölmeden Başkent'e başkaları belediye başkanı olamayacaktır.
doğup büyüdüğüm, bazen nefret ettiğim fakat gidince de özlediğim şehir. aslında zordur ankara. istanbul veya izmirden sonra alışmak zordur. fakat alışırsanız bu rutine, hep ararsınız. ben ise sadece mola vermek istiyorum ankaraya. yoruldum çünkü griliğinden.
sokaklarının ardında deniz olmasa da sevdirir bu kent kendini size içinde ki yaşanmışlıklar soğuk ama anılarla dolu olmasıdır bu denli sevgi. sokaklarında yürürken hep tanıdık anılara rastlarsınız ve sırf onları görmek için yürüsünüz bazen.
belediyecilik açısından dünyanın en şanssız başkenti. parti ayırt etmeksizin hepsi yatmaktadır. Sonuçları yürünmeyen kaldırımları, saçma trafiği ile çekilmez bir şehir.
yüzüncü yıl semtinde 2 ay kadar önce kazılan yolların büyükşehir belediyesi ile çankaya belediyesi arasındaki anlaşmazlık yüzünden halen asfaltlanmadığı şehirdir. oradan her geçişte, yolun bozuk olmasından kelli hoplayıp duruyoruz. arabaların tekerlekleri de geberiyor. insanda huzur bırakmayan cinsten.
zamanında kafamıza göre takıldığımız, sakin sakin demlendiğimiz; her ne kadar varoşların mekanı olsada kodamanlarında takıldığı 50.yıl parkının açıldığı namı diğer çamlık'ı içinde barındıran il.
bürokrasi kokan yer. ferhan şensoy'un aşağıdaki satırlarıyla uyuşan kent.
--spoiler--
Ankara’da yaşıyorum deli bizans düşleri
Taşralı bir demirci
Ya müsteşardır akşamlar ya bir bakanlıkta mahsur
Taşralı bir demir ozanı
Kim sever ki oyunları bozanı
Vefa’nın bozası
Başkentin boyunbağı
Ankara’da yaşıyorum akılalmaz Ankara’yı
Akıl erdiriyorum sanki zagrep dostluklara
Umutsuzca bozdurarak insanlığı başkent bankalarında
Kim bu hanzolar kim onları Ankaralı eylediAçılan sandık sayısını açılan güller izledi
Olduğumla kıvanmayı Ankara’dan öğrendim
Ne denli ürkeksiniz saygın başkent sakinleri
Hiç mi bakmazsınız akşam batan güneşe
Hiç kuşkunuz yok mudur
Sizin eve uğramaz mı Vivaldi’nin baharı
Kavaklıdere
Vazgeçtik dereden
Kavakların nerede
--spoiler--
yaşadığım ve yaşarken keyif aldığım yer. istanbul ile kıyaslanamayabilir belki tarihi, manzarası, eğlence hayatı vs.. ama, yaşamak için ankara, gezmek eğlenmek için nereye giderseniz gidin.*
sadece şunu söyleyebilirim. dedemin gecekondusudur ankara.
şu yanlışı göz önüne sermekten vazgeçin. ankara ile istanbul, izmir karşılaştırılmaz. boğazdaki yalı, kordondaki nem kokulu ev değildir ankara. dedemin zoraki gecekondusudur. istanbul gibi monarşinin, izmir gibi tüccar zenginlerinin başkenti değildir. ankara zengin bir devletin, bir başka toprağı fethinden sonra başkent olmamıştır, aksine, fakirliğin, hastalığın, savaşların, dulların, yetimlerin, sakatların, zorluğu sinesine çekenlerin başkentidir ankara. ya sabır başkentidir, çilehanedir ankara. çünkü başkent olduğunda elinin altındakiler, yıkılmış bir imparatorluğun yetim kalmış çocuklarından başkası değildir. bu yüzden soğuktur ankara. kadere inat yaşamaya çalışanların şehridir. adı kara, sureti gridir bu şehrin. dedemin piriket duvarları gibi bir gecede dikilivermek zorunda kalmışlığın zoraki büyümesiyle çırpınmaktadır. ankara ezilmiş, yılmış, bezmiş, hasta bir anadolu insanıdır.
ama inadına yaşar ankara. inadına ve yalnızlığın çığlığıyla yaşar. 1923 senesinden bu güne hala çocuklarının yırtık paltosunu yamar, borç alır borç öder ankara. türk'ün kara yıllarını namuslu bir zevce gibi omuzlarında taşır.
iftarı beklemektir ankara. çok şükür diyerek ağzına borçsuz lokmasını attığı gün çektiği cefaların karşılığını kat be kat alacaktır. ankara bize bir evlik yer bırakan fukara dedemdir.