çorum, çankırı ve taşra ilçelerinden gelen göç, şehri bir metropole değil, devasa bir çomar yuvasına çevirmiştir.
7 ayı kış 5 ayı yazdır. ulaşım berbattır. gece 11 den sonra otobüs minibüs yoktur. insanları sert ve patavatsızdır. aktivite kısıtlıdır. sevmediğim sevemediğim şehir.
Türkiye'nin en büyük köyü. izmir'e köy diyenler burayı bir gidip görsün, Kızılay tarafı falan Sovyet Rusya'sından kalmış Doğu Avrupa ülkeleri gibi amk.
Ayrıca nereye gidersen git deniz diye bir şeyle karşılaşılmayan şehir mi olur? Evet oluyormuş. Buradan Antalya'ya döndüğümde gecenin bir körü olmasına rağmen tüm şehir rengarenk gelmişti gözüme, o kadar gri, kapalı bir yerdir.
Yaşadığım 9 yılın son 2 senesini saymazsak, kurtulmak için can attığımdı. Son 2 yıl semt kontenjanından bol oksijen temiz hava az trafikten faydalandım. Ani bir kararla apar topar terkettiğimden midir nedir, bunları söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama, arada özlüyorum seni Ankara.
Deniz yok diye küçümsenen şehir.
Yahu gören de bunları kayıp balık nemo sanır.
Bu memleket yarımada. Her yanında Deniz yok. Ada bile olsaydı bazı sehirlerinde deniz olmayacaktı. iyi bari Afganistan/Moğolistan gibi bir ülkede yasamıyoruz. Neyse Sonuç olarak dünyamız kayalık bir gezegen. Bu arada, Her noktasına Deniz ulaştıramadığı için şu an çok üzülüyordur. Kahroluyordur. Hani Bizler de karasal canlılarız. ille de mercan kayalıklarım diye yaşamıyoruz.
Falanlar filanlar, kuşlar vapurlar.
insanlar cok garip hakikaten.
Sözün özü, Ankara betondan bir kent. insanların sadece hayalleri ile yaşadığı ve hayal kurmanın da bir o kadar güzel oldugu bir şehir. Hah, denizi yok. Evet.
yaşayanın vazgeçemediği, gezenin bir türlü sevemediği şehirdir. denizi yoktur, ama gölleri vardır. (bkz: mogan gölü), (bkz: eymir gölü), (bkz: göksu parkı). meşhur yiyecekleri yoktur ama simidi vazgeçilmezdir. ulaşımı kolaydır, hangi semtte olursanız olun, ya kızılaya ya da ulusa tek vesayette ulaşabilirsiniz. ne çok pahalı ne de çok ucuzdur. geçinmeyi bilene kolay bilmeyene zordur. her semti ayrı güzeldir. dikmenin manzarasından kendinizi alamazsınız, eryamanın yeşilliğine inanamazsınız... saymakla bitmez ankara yaşamak lazım. imza.
iklim olarak en kötü dönemi; o meşhur iç anadoluya özgü kırkikindi yağmurlarının yağdığı mayıs ortasından haziran ortasına kadarki dönemdir.Bunalmak isteyenler için bu dönemde ankara birebirdir.