geçtiğimiz haftasonu seğmenler romantizmini tattığımdan beri yerleşmeyi istediğim şehir. o çevrede takılınca iyi şehir aslında. daha yazarken vazgeçtim lan tırt. elimden gelse sevdiklerimi toplar eskişehir'e koyarım. en azından yokuşlarda can vermeyiz.
Yıllar yıllar önce kolum kanadım kırıldığında tutunacak tek bir dalım kalmadığında beni bağrına bastın ya, işte bugün yine geliyorum sana. Sende güldüm sende ağladım en çok. Şimdi eski bir sevgilinin kollarına koşar gibi geliyorum, belki biraz soğuk karşılayacaksın beni bilirim. Ben ki hayata dair en büyük zaferlerimi senin kucağında kazandım. Bu sefer yine güldür beni. Senin koynunda serpildim ya ben. Bu bozkırın ortasında yeşeren bir filiz gibi bağrından bir aş verdin ya bana. Şimdi en güçlü çağımda gövdemde onca yarayla köklerimi sürüyerek geliyorum. Sevindir be beni. Nolur...
Bir daha da gitmem dediğim şehir. Eksiler gelecek biliyorum ama asıl sebebi hayatımda tanıdığım en kalpazan, en kötü niyetli, en pis ruhlu insanları burada tanıdım.
Doğup büyüdüğüm gri ve soğuk olan şehir. Otobüslerde sürekli takım elbise kravatlı, elinde halk ekmek taşıyan emekli amcalarla karşılaşırsınız. Memur şehri olduğundan dolayı her şey memur gelirine göre düzenlenmiştir. Şehrin neredeyse her mahallesinde bir avm bulunmaktadır.
Bir yerden bir yere giderken mutlaka yokuş çıkarsınız. Hatta garip bir şekilde yokuş çıkarak gittiğiniz yolu, dönerke çıkar halde bulabilirsiniz kendinizi.