asteğmen acemi birliğinde 200 kişiydik. sınavda dereceye giren 10 kişiye tercih hakkı veriliyordu usta birliğe dağıtımlarda. 10 kişinin tümü de ankarayı istedi. o derece bir şehir yani.
baba ölür, ankara'ya sövülür. sevgili terk eder, ankara'ya sövülür. okulda durumlar kötüdür, hep ankara yüzündendir. ankara'dan gidilmelidir ki hayat güzellessindir. ankara sucludur hep, özellikle dogma büyüme ankaradaysaniz. halbuki öyle degil o iste. ankara yuvadir. arkadas, hatta sevgilidir bazen. en iyi bildiginizdir. it kopuk dolu sokaklari, en cok kendinize guvendiginiz yerleridir cogu zaman. hatta melih gokcek'iyle cennettir, cennet. **
ankara için bi' gri şehir tanımlamasını anlamam bir de "bürokrasi kenti" denmesini. lan sanki yolda yürürken "şşş hocam n'aaptın sen yaa, her şeyin bi sırası var. bekle kenarda abicim, bekle önce kadınlarla çocuklar bi geçsin, olmuyo ama!" mı diyorlar?
ilk başta çoğu kişi tarafından sevilmese bile zaman zaman ankara'yı ve ankara'da yaşayan insanları tanımaya başladıkça kendisini sevdirmeye başlayan şehirdir. içerisinde bulunan güzellikleri keşfettikçe kendisini daha çok sevdiren ve en sonunda ankara'ya gelmeden önce yaşadığınız şehiri ne kadar özleseniz bile ankara'da geçirdiğiniz belirli bir süreden sonra geldiğiniz şehiri unutmanıza bile yol açabilecek şehirdir.
Kimine göre gri şehirdir. Renksiz yolların kasvetli binalarla çevrelendiği memur şehridir. Kimine göre yaşayınca sevilen, gidince özlenilen şehirdir. Aidiyet duygusunu sonuna kadar yaşayabileceğiniz bir şehirdir.
korsan kitaplarını çok sevdiğim kasvetli şehir. kızılayda fellik fellik 5 tl lik kitap aradığımız olmuştur. sayesinde güzel bir kitap arşivi yapma yolunda ilerlenebilir.