bi kavuşamadım sana, şu şehirden bi ayrılıp gelemedim. muş nedir arkadaş... her seferinde erteleniyor ayrılışım, burada hapsolmuş hissediyorum kendimi.
ankara! kurtar beni artık buradan.
her gün kızılaydan ulusa doğru geçerken yerlerde eskort kartvizitlerini gördüğüm memleket. bu benim çok tuhafıma gitmişti doğrusu. zira giresunda hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım.
vega'nın ankara şarkısını dinledikten sonra iyice beni hüzünlendiren bir şehir olmuştur.
sanki birini seviyorum oradan tanımıyorum bilmiyorum ama sevdiğim biri var orada. yok mk işte. neyse güzel şarkı.
Kaldırım taşlarına bile küfür ettiğim ve yaşadığım şehir. Kuğulu Park etrafında dönüp duran hayata katlanmak zorunda kalırsınız ki devam edemeyeceğim .
insanlarını rarlayan bir belediye başkanı var.
bilmiyorum her semt için durum aynı mı fakat bildiğim kadarıyla ego otobüslerinde 'insanı şartlarda yolculuk yapılıp, kimse kimsenin tepesine çıkmadığı için' her güzergahta bir takım değişikliklere gidildi. araç sayısı azaltıldı, saatler seyrekleşti ya da güzergahlar uzatıldı vs.
ayda yılda bir keçiören tepebaşından bu otobüslere binme gereği duyuyorum. asfalt ya da sanatoryum gibi iki alternatifim var fakat ikisinde de durum vahim. ilk duraktan bizim buraya gelene kadar hıncahınç dolan otobüslere binmek için biraz sol omuz çalışmanız lazım. ilk başta da dediğim gibi, insanı şartlarda yolculuk yapılmıyor artık.
peki halka bu zulüm neden?
bu zihniyetin adamları taa güney amerikalara kadar zırhlı araç taşırlarken yarısının oylarını aldıkları vatandaşlara neden üçüncü sınıf insanı şartlarda yolculuğu reva görüyorlar.
ankara'da ulaşım ücretlerine "güncelleme" daha yeni yapılmışken; bu otobüsler daha sık geçse, insanlar birbirlerini ezmeden yolculuk yapsalar bir yerinizden mi eksilir sevgili bürokrasi yetkilileri?
yılın beşte üçünü ankara'da geri kalanını antalya'da geçiriyorum.
antalya'da ulaşım öğrenci için 1.10 türk lirası. ankara'da ise 1.75+0.20
inanın antalya'da belediye otobüsüne bindiğim zaman insanlığımı yeniden hatırlıyorum. halbuki iki belediye de iktidar partisinin elinde.
antalya'da belediyenin ulaşım araçları dışında başka bir alternatif yok. ankara'da ise belediyeden bağımsız her semtin özel halk otobüsleri ve dolmuşları var. başkentteki bu zorakoşmanın birilerine yaranma çabası olduğu da akılların köşesinden geçiyor. yapmayın, vatandaşınızın da sizler gibi insan olduğunu unutmayın.
Ankara'ya 3 kere gittim. Nasıl bir uğursuzluksa hep dönüşlerim berbat oldu.
ilkinde eğitim içindi. Dönüşte arkadaşlarla otururken saatin farkına varamadık. Nasılsa otogar yakın, bi metroya bakar diye lak lak kısmını oldukça uzattık. Metro istasyonuna girip içeride kaybolduk. Otobüsü kaçırmaya ramak kalmıştı ki depar atarak otogarda kalkan aracı durdurduk.
ikincisinde yine eğitim içindi. Dönüşte bardan sarhoş arkadaşları toplayıp, taksiye bindirip otobüse yetiştirmek için verdiğim çaba görülmeye değer.
Üçüncüsünde sevgilimden ayrıldım. Yine metro istasyonu ve türk filmivari, bol duygusallı bir ayrılık sahnesi. Sonrası aşti'de salya sümük bir hachikos.
Ulan ne ankaraymış.
Nüfusunun çoğunluğunu, kırşehirliler, çankırılılar, yozgatlılar, çorumlular ve sivaslılar oluşturur. bundan dolayı insanı az çok birbirine benzer, genel olarak yorgun, stresli ve soğukturlar. misal otobüste hapşırdığınızda kimse size çok yaşa demez sizde beklemezsiniz zaten. Bundan ayrı olarak, Türkiyede şehirciliğin en çok yaşandığı şehirlerden birisidir aslında. Toplu taşıma araçlarında, trafikte vs mütemadiyen kurallara uyulur. Çeşit çeşit insan olmaması ve insanının kurallara daha bağlı olması yönünden istanbula tercih edilir. Birde saat 12 den sonra sokakların ıssızlaşıp ulaşımın durması meselesi vardır ki bu yönüyle bol avm li siyasi bir köydür adeta. odtüyle hacettepe de olmasa hiç çekilmez muhabbetine girmiyorum hiç.