her gün yaptığım gibi bu günde evden çıktım ve yaklaşık 15 dakika durağa yürüdüm. sabahın yedi buçuğu. sanki ilk 1 dakikadan sonra birleri kulağımı kerpetenler ile aynı anda sıkıyor, suratıma iğne batırıyordu. ellerimi yemin ederim hissetmedim sanki biri çekiçle vursa cam gibi kırılacak o kadar kötü bir soğuk vardı. birde eskişehir yolunda otobüs bekleyince geçen arabaların rüzgarı zaten yeterince ızdıraplı olan rüzgara eklenince adeta kasap gibi kesti. bu arada hava sabah -7 idi. bir dükkanın tabelasında gördüm.
kalın giyinmenize rağmen titreyerek yürüdüğünüz cebeci yokuşunda, kafanızda *binbir türlü dertle giderken eski elbiselerle seyyar satıcılık yapan insanları* görürsünüz.
1 dk bile bu havada yürünmez derken o adam akşama kadar oturacaktır orda.
..
ayazıyla insana şükrettiren kenttir ankara.
Bugun golbasinda bizleri sogugunun mogana yansimasiyla buyuleyen, egodan indikten sonra kulaklarimizin dusmesine neden olacak kadar soguk olan guzel sehir.
yine ellerimizin kulaklarımızın soğuktan çatlayacak gibi olduğu sonra da uyuşmaktan çeşitli küfürlere maruz kalmış şehir. bu nasıl bir kuru ayazdır böyle.
başkentimiz olan şehir. türkiyemdeki tek sevmediğim şehir diyebilirim. ısınamıyorum abi elimde değil. insanları ayrı alem zaten. neyseki yolum oraya hiç düşmüyor.*