bir hafta önce hırkayla dışarı çıkarken şimdi kaşe mont bot ikisiline kaldığım şehir.
soğuk bir kere. hava olarak değil mizaç olarak soğuk.
insanları da soğuk.
kaliteli bir mekan çok pahalı öğrenci mekanları çok vasat.
belli merkezleri dışında eğlenecek yer yok. ya bahçeli ya kızılay civarına gitmek zorundasınız.
ev partileri çok meşhur.
beni sevdiğimden ayırdı bide. sevdiğiniz varsa sevilir cennet olur ankara. sevdiğiniz yoksa boş, tın, soğuk, küllü bir şehirden başka birşey değil.
içinde olunca sıkılılan, uzaklaşınca özlenen, insanları hep hüzünlü, hep mutsuz olan, geçim derdi yüzünden sosyallik adına pek bir şey olmayan,olsa da mutlu etmeyen,gri şehir olarak bilinen tatsız, tuzsuz bi şehir.
amına çaktığımın memleketinde millet kış gelince şair olur, "ne güzeldir ankarada kış usul usul kar yağar" falan der, biz "ananı bilmem ne yapayım ankaranın en buyuk yavşağı bu doğalgaz faturalarını nasıl ödeyeceğiz" deriz.
ego kartını sonlandıracak olan canım il. kent kart olayına geçecekmiş diye duyduk. ismi ne olur üzerine çeşitli muhabbetlerimizden korkarak 'ankart' olacağı kanısına vardık *. sevgili i. melih bey e söylesek de kartın üzerinde ankara'nın güzide logosu iki gözü farklı renk seymen kıyafetli ankara kedisi kondursa, o kedi hologramlı olup kartı oynattıkça misket falan oynasa diye de düşünmedik değil. bunu çok sevdiğimizden değil diğer illere daha nasıl maskara olabiliriz diye konuşurken bulduk. ha söylesek bence bu fikri değerlendirirler o ayrı.