Varması ayri dert, ayrilmasi ayri dert; garip bir baskent. Tarçın gibi. Seven cok seviyor, sevmeyen sevenin sevgisine anlam veremiyor. Tadan begenmiyor ama ariyor. Uzun sure maruz kalan alisiyor. Alisinca vazgecemiyor.
Garip bir baskent. Cok garip. Garipligi tuhafligindan degil. Garip. Tuhaf degil. Boynu bukuk gibi, garip.
Yaralarini sarmaya gidiyorum, bantlarim cebimde. Bakalim, derdine ne kadar derman olacagim bu garip kentin.
soğuk mart ayında akşamları parkta saatlerce oturup bira içmemeniz gereken, yurdumun en güzel şehirlerinden birisi. sonra çok fena hasta olabilirsiniz.
yaşam kültürünün olmadığı yoksun bir şehirdir. her yeri alışveriş merkezi ile donatılan, insanların yapacak bir şey bulmadığı için ya pikniğe yada alışverişe merkezlerinde boş boş tur atmasıyla da kendisini size belli eder.. kanımca herhangi bir köye asvaltlar atılsın, kurum binaları yapılsın her yer ankara olur.
Halinden ancak ayrıldığın zaman anlayabileceğin senin dertlerini paylaşan şehir. değerini yaşarken bilin. başka şehirlerle karşılaştırmaya kalkmayın. her şehrin kendine has özellikleri vardır. ama ankara yaşamayı bilene en muhteşem şehirlerdendir.
gittikçe özlemi artan şehirdir.
çok özledim bahçelisini kızılayını her şeyini. o keskin soğuk kokusunu bile özledim. her gün aklımdan mutlaka bir kez geçiririm: yok yok ben uzun yıllar ankara'dan uzakta yaşayamam.
çocukken rüya gibi gelen fakat büyüdükçe kravat gibi boğazınızı sıkan gri şehirdir. tüm hüznü, acıları, hayal kırıklıklarını kaldırımlarında ve çirkin yapılarında bulundurur. ankara'ya bir kere de olsa gelen herkesin kötü bir anısı vardır ankara'yla ilgili.
ayrıca, kesinlikle bir öğrenci şehri değildir. otobüsleri saat 10'da biter, gidilecek mekanlar azdır.