türkiye'nin kalbi ve beyni olan şehir. ankara sonradan kurulmasına rağmen oldukça hızlı yol katetmiş ve fark yaratmıştır. tarihi olmaması dezavantaj olmakla beraber yararları da olmuştur.
eylül-kasım arası dönemde, sarı-kızıl saçlı, gözleri yaşlı depresif bir hatuna bağlayan şehir.
sağını solunu kestiremezsin pek o sıralar. güneşi gösterip canlılığıyla içini ısıtırken, hemen ardından ardından göğü tepesine indirir adamın neye uğradığını şaşırırsın. kara kara bulutları tepesine toplayıp esip gürlerken gün boyu, bi bakarsın akşam gün batımında en tatlı halini alıvermiştir cadı. dengesizleşir, bazen güzelliğiyle büyüler, zaman zaman bunaltır, ama her zaman o eski bildik ve sevilen kokusunu, tadını yaşatır; mutlu eder insanı.
sevgili gibi şehirdir. bunalırsınız kaçmak istersiniz bazen ama dünyanın öbür ucuna da gitseniz ankara burnunuzda tüter. dönüş yolunu deli gibi beklersiniz. onla da olmaz onsuz asla olmaz. ankara farklı bir aşktır. herkes göremez ankaranın güzelliğini. yaşanmışlıklar farklı kılar burayı. güzeldir be ankara, görmesini bilene.
çok çok güzel olan bir şehirdir ankara. benimse tamamen özel* sebeplerle sevmediğim değil, sevdiğim fakat aynı zamanda kırgın olduğum bir şehirdir ankara.
yine de naparsam yapayım ayrılmak nasip olmadı ondan. sanırım kaderime bu şehir yazılı.