Berbat bir barda, iyi bir şarkıcıyım.
Öyleyse burada ne işin var? diyorsunuz.
Siz hayatınızın nabzına yakın durmaz mısınız?
Burada pezevenkler bile biraz daha mert dışarıdakilerden.
Orospuları biraz daha kadın sokaktakilerden.
Gözleri buz gibi, buzculuk yapan çocuğun.
Annesiyle babasını gözünün önünde kesmişler.
Sigara kullanmıyor, jilet atanları anlamıyor.
Elleri tertemiz, arasıra arkamda gitar çalıyor.
Buradayım, kirlenmesin diye şarkılarım.
Adım Amy.
Hayatı kötüye kullanan bir kızım.
Kendilerini iyi göstermek için şeytanı kötü gösterenlere kızgınım.
Bana iyi ol demeyin, meleklerin vurulduğunu bilmiyor musunuz?
Burada herkes biraz daha bilincinde uykunun.
Yastıklar yumuşak, pencerem yıldızlara bakıyor.
Buradayım, yalan olmasın diye söylediklerim.
Adım Amy.
tanımadığımız bilmediğimiz bir insan için üzülmek, hayatını merak etmek ne kadar araştırırsan araştır iç dünyasını bilememek. tanımadığın bir insan ölümü için üzülebilirsin sonuçta ölüm üzücü bir olaydır... ama tanımadığın bir insan için çok üzülmüş iseniz büyük bir insan olması lazım alanında. tıpkı amy gibi büyük bir sanatçıydı. her anlamda ses olarak da hayatı yaşayış biçimi olaraktan da büyük bir insandı.
açık söyleyeyim ölümünden önceleri de bilsem de pek dinlediğim birisi değildi.
sonradan dinleyip çok sevdim; ama ne yazık ki çok genç öldü ve 2 albümü vardı.
3 yıl önce toplam 6 saat süren yolculuğumu her gün tek bir şarkısı ile gidip geldiğim merhum kadınımdır. arkadaşımı kaybetmiş gibi olmuştum ilk duyduğumda.
cennet'de görüşürüz diye düşünmek istiyorum. tam bir aşk kadınıydı ,biliyorum. çok mutlu olacak bir zaman inanıyorum.
mezarına gidip iki fatiha okuyayım dedim; kadını yaktınız! Yazdığı şarkı sözlerinden ve gün yüzüne çıkmamış kayıtlarından bir albüm yapın dedim; ölü kadının evinden kayıtlarını çaldınız! I died a hundres times!
sevdiğim kız doğal tarzı ve anastacia vari sesiyle gönüllere taht kurmuştur.sezen aksunun dediği gibi onu öldüren yaşam acemiliği ve saflığı oldu.elbete ki sezen ablamız böyle bir şey demedi ama böyle de tefsir edilebilir.
berbat bir barda, iyi bir şarkıcıyım.
“öyleyse burada ne işin var?” diyorsunuz.
siz hayatınızın nabzına yakın durmaz mısınız?
burada pezevenkler bile biraz daha mert dışarıdakilerden.
orospuları biraz daha kadın sokaktakilerden.
gözleri buz gibi, buzculuk yapan çocuğun.
annesiyle babasını gözünün önünde kesmişler.
sigara kullanmıyor, jilet atanları anlamıyor.
elleri tertemiz, arasıra arkamda gitar çalıyor.
buradayım, kirlenmesin diye şarkılarım
(bkz: amy winehouse)
2 sene olmuş... koca 2 sene... devran dönmüş, giden yine gittiği ile kalmış.
keşke önce mutlu olmayı öğretebilselerdi sana deli kız gerisi yine gelirdi zaten...
ölümünden önce bir bar çıkışı londra'da bir parkta perişan halde görüntülendiğini, elinden bir kişinin tutmadığını, üstüne istanbul konserinde sahneye boş bakışlar atıp konseri terkettiğini izlediğimde bu kadının yaşamak istemediğini anlamıştım.
sürdüğü abartılı e-liner'ıyla, kafasındaki 60 yılların topuzlarıyla bu zamana ait değildi amy winehose.
umarım şimdi ait olduğun zamandasındır yalnız kadın.