dünya çapında seri katillerin en çok çıktığı ülke. bu ülkeden, dünyadaki seri katillerin yüzde 70' i çıkmaktadır. amerika' da her sene çeşitli eyaletlerde 35, sene boyunca da ortalama 350 seri katilin ortaya çıktığı seneler vardır.
ayrıca, davranış bilimlerinin zirvesi olarak kabul edilen, ülke çapında federal suçluları ve seri katilleri araştıran davranış bilimleri ensitüsü, bu ülkenin virginia eyaletinin quantico şehrindedir.
amerika' dan çıkan ünlü seri katiller:
(bkz: ted bundy)
(bkz: h h holmes)
(bkz: dawid berkovitz)
(bkz: zodiac killer)
(bkz: richard ramirez)
Slayer adlı heavy metal grubunun God Hates us all albümündeki cast down şarkısında aşağıdaki nitelikleri ile tanımladığı kıta ve insanlardır .
1-This is where the world of money changes nothing :
Dünya sermayesinin para yoluyla kafalayamadığı tek sağlam ekonomili burjuvazi ulus sermayesini anlatıyor ; zira dünya sermayesi varlığını amerikan emperyalizmine borçludur .
2-land of fucking disenchantment :
Amerikan rüyası olarak tabir edilen zenginlik , kariyer gibi değerlerin özünde bir ruhsal boşluk , umutsuzluk ve kimliksizlik gibi dayatmaları bizlere empoze ettiğini ifade eder . Amerikan rüyası aslında emperyalizmin bir kara büyüsüdür .
3-Home of the free :
Özgür insanların ülkesi , tabii ki özgür olmak için kapitalist sistem çarkında belirli bir statüko ve makam elde edip , burjuva elitizminin finansal bir kaynağı olmalısınız .
4-Isolation rapes you everyday :
Emperyalizmin insanları sosyal hayattan dışladığı ve bireysel özgürlüklerin aslında demokrasi adı altında bir dayatma ürünü olarak insan iradesine tecavüz ettiğini anlatan ve bunun sıradan bir yaşam tarzı olarak kabul edildiği evcil hayvan psikolojisini ifade eden bir cümle .
5-A world that feeds on hate :
Emperyalizmin nefret ile beslendiğini ve savaşların kapitalist sistemin en büyük ekonomik kaynaklarını oluşturduğunu ifade eden bir cümle .Kapitalizmin emek sömürüsünü gerçekleştirmek üzere uyguladığı ağır Çalışma koşulları altında ve yarattığı işssizlik ortamında , ghettolarda birbirini öldüren evsizlerden bahsetmeye gerek yok sanırım .
6-You are the living dead :
Kapitalizmin arz - talep ilişkisini toplumu bir tüketim çılgınlığına götürecek kadar ruhsuzlaştırması ve iletişim araçları , medya gibi kurumlar sayesinde de kendisine sorgusuz , sualsiz biat eden bir bufalo sürüsü yaratma hırsını ve insanların yaşarken hayatlarına ipotek konulmasını ifade eder .
7-You're society's infection :
Hapishane , tımarhane ve daha bir çok rehabilite merkezlerinin kapitalizmin çarkına ayak uyduramayan ve sapık , cani , deli olarak etiketlendirilen insanların kapalı mekanlarda sürekli bir revizyon ve sıfır olumlu neticeye rağmen sürekli kontrol altında tutularak evcilleştirilmeye çalışılmalarıdır . Buna ulusal küçük burjuvanın eğitim politikaları ve okulları da dahildir .
ulustaki saldırı hakkında " saldırı hakkında bir fikrimiz yok" diyen ülkedir.
Lan g.t patlayan bomba amerikan yapımı c4 tipi bomba daha ne fikrin olacak? Hala terör danışmanları hala bu ülkeyi oyalamalar hala fikrimiz yok demeler. Alayı dangalak alayı dünyanın en zeki en mükemmel milleti olduğunu sanan ülke türk milletine bu ettiklerin şerefsizleri beslemen karşılıksız kalmayacak amerika kıtasına atalarımız kılıç sallamamışsada biz bir aya kalkarsak dünyayı sallarız sallayacağımız günlerde yakındır dye suratına haykırmak istediğim ülke.
klibiyle bütün, ironik anlatımıyla tam bir r+ şarkısı ve klibi.
--spoiler--
hamburger yiyen cola içen budist çocuklar, nike ayakkabılarını çıkartıp namaza duran müslüman,we all living in amerika şarkısına eşlik eden arap, tv başına toplanmış afrikalılar, ve tabiki aya çıkıp dikeceği bayrağın kullanma talimatını okuyan amerikalı..
coğrafi olarak bir kıta olmakla birlite, amerka birleşik devletleri olarak, dünyayı sömürmek, ortadoğu petrolünü yönetmek için dünya barışı gönüllüsüymüş gibi yapıp masum insanları öldüren, kendi aptal milletinin beynini amerikan hayaliyle uyuşturup, kültürünü ,sinema endüstrisinin ve çok uluslu şirketlerin yardımıyla dünyaya yayıp, halkları ulusal kimliklerinden , vatan sevgisinden uzaklaştırıp, dünyayayı yöneten süper güç. son zamanlarda avrupa birliğiyle avrupanın bir imparatorluk haline geliyor olması ve imparatorluğunun ayakta kalması için sınırlarını genişletmek ve ortadoğudaki kaynaklara ulaşmak zorunda olması, avrupa birliği ve amerikanın çıkarları arasında sıkışacak olan bölgede daha büyük karışıklıklara sahne olacak gibi görünüyor.
gidip görüldüğünde hiçte televizyonda gösterilenle uzaktan yakından alakası olmadığını anlaşılan;
Türkiye'nin hiçte geri kalmış bir ülke olmadığını bana göstermiş yirmi milyon evsizi olan ülke.
birleşmiş milletlerin küresel ısınma'nın sebebi olan sera gazı'nın atmosfere salınmaması konusunda hazırladığı mukaveleyi imzalamayan ve dünyada en çok sera gazı üretimi yapan ülke.
emdin ulan dünyayı, önce afrikayı sömürdün, sömürdün, sömürdün... yetmedi.hayvan gibi yetiştirdin ülkendekileri bi sikime yaramayan fast foodla büyümüş koca götlü adamlarla doldu ülken, gelişmemiş ülkelerdeki ne kadar zeki adamlar varsa cımbız gibi çektin üniversitelerine yerleştirdin.amerika'nın üç beş şehrini sinema denilen tekelinde olan hadiseyle empoze ettin bizlere, "vay amına goyim amerikaya bak, adamlar süper abii" dedirttin tüm dünyaya...
sinemayla olmayan rahat, sıcak, eğlenceli yer kültürünü yıllarca kanırta kanırta pompaladın.inandılar tabi koştular senin ülkene, ya fast foodcuda çalıştırdın.ya da en aşşalık işlerde çalıştırttın onları.
israilin tasmasıyla yetişen üç beş adamı ülkenin tepesine oturttun.krize yaklaştın siki tutacaktın az kalmıştı.yine orospu çocukluğun rol gösterdi.önce düzmece bi şekilde iki kulede çalışan kendi insanlarını ödürttün.sonra, "bakın onlar bana bu yaptı" maskesi altında aç kurt gibi saldırdın taa senden binlerce kilometre olan topraklara, öldürdün de öldürdün.yüzlercesini binlercesini, evet böcek gibi ezdin hepsini, sebebinde vardı.kimsede baş kaldıramıyordu sana, siktin belalarını haklısın.
yetmedi ulan yetmedi yaptığın.doymuyordun sen açtın, hala doyamamıştın demi? verdin sera gazını ülkende endüstri gelişsin diye pompaladın yine dünyaya o açlık kokan nefesini.küresel ısınma'ya en büyük sebebiyetide verdin.sen de dahil bir çok toprağın yok olmasına sağladın.aferin lan, kimse duramadı önünde kimse ne sikimsin lan sen diyemedi.sürekli kendine düşman topladın.önce sovyetlerdi.orası dağılınca islami terörle kucağına oturduğun israiline hizmet ettin.
göreceksin lan, bir gün hepsinin hesabını vereceksin.hamaset yapmıyorum lan amerika.babalarını öldürüp bilinmeyen bir çukura attığın nesil sana hesabını soracak amerika.sana dur diyemeyen bir ülkede yaşıyorum evet.buranında para kaynaklarının ipini çoktan eline almıştın zaten hırlayınca ipi çekiyordun, bizimkilerde korkuyorlardı.utanıyorum evet, bu ülkenin iplerini eline geçirdiğin için kendimden utanıyorum.ama bir gün, ben ölsemde gebersemde bu ne idüğü belirsiz ülkede, bir gün o ipin kesileceğine yürekten inanıyorum.
amerika her şeyimi verdim sana,
şimdi bir hiçim
17 ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.
kendi kafam bile destek değil bana.
insanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz amerika?
al şu atom bombanı kıçına sok.
kafam bozuk, amerika, bir de sen üstüme varma,
kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.
söyle bana amerika ne zaman melekleşeceksin sen?
ne zaman anadan doğma olacaksın
ne zaman bakacaksın mezarlıktan amerika?
ne zaman milyonlarca troçkistin'e yakışır olacaksın?
amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?
amerika, hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?
amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.
ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim için
gerekenleri alabileceğim?
amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsın
bir de ben, öbür dünya değil.
şu makinalarına da dayanasım kalmadı amerika, bil.
bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.
bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.
burroughs şimdi tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsün
korkunç bir şey olurdu bu.
sen de korkunç musun amerika yoksa bir oyun mu bu?
saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.
öyle üstüme varma amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.
amerika, erikler çiçek döküyor.
aylardır gazete okuduğum yok, her gün
cinayetten birisi kodesi boyluyor.
amerika, wobblie'lere tutkunum ben.
küçükken komünisttim amerika, özür mözür de dilemiyorum
şimdi her fırsatta esrar çekiyorum.
günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.
chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye,
ama hiç kimselerle yatamıyorum.
bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.
ah! sen beni marx okurken görmeliydin amerika.
ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.
hiçbir şeyim yok gerçekten, tanrı' ya yakarma dahil.
mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.
amerika, daha sana max amcam rusya'dan döndükten sonra
ona yaptıklarından söz açmadım.
sana sesleniyorum amerika.
heyecanlarının daha time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?
ben time'a tutkunum amerika
her hafta bir tane alıp okuyorum
köşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyor
onu berkeley halk kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.
sana hep sorumluluktan söz ediyor. iş adamları ciddi.
film yapımcıları ciddi. herkes ciddi, ben hariç.
zaman zaman amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.
yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.
asya bana karşı ayaklanıyor amerika.
bir metelik talihim yok.
en iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.
ulusal kaynaklarım, biliyorum, iki parça esrar,
binlerce cinsiyet organı, saatte 1400 mil hızla giden
bir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.
cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılarda
yaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.
fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra tanca'da.
katolik olmasına katoliğim ama gene de başkan olmak istiyorum.
amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?
dörtlüklerime henry ford gibi devam edeceğim,
yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadar
kişisel, üstelik her biri değişik cinsiyetten.
amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana,
eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.
amerika tom mooney'i serbest bırak.
amerika ispanyol *****huriyetçilerini kurtar.
america sacco ve vanzetti ölmemeli. amerika ben scottsboro çocuklarıyım.
amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni,
orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç
leblebi
beş sent ve söylev beleşti
herkes bir melekti orda amerika ve işçiler karşı iyi
duygularla doluydu herkes içtendi amerika ve
bilemezsin.
parti 1933'de nasıl iyiydi ve scott nearing ne hoş
bir ihtiyardı bloor ana bir seferinde nasıl da
ağlatmıştı
beni bir kez israel amter'i görmüştüm orda.
her biri birer casus olmalıydı onların.
amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.
amerika onlar rus haydutları biliyorum.
ruslar onlar ruslar ve çinliler. ve ruslar. ve ruslar.
rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor.
lüpletmek istiyor. gücünde çılgına dönmüş moskof.
elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak
istiyor.
chicago'yu ele geçirmek istiyor. onun kızıl reader digest'a ihtiyacı var.
bizim otomobil fabrikalarımızı sibirya'ya taşımak
istiyor.
benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi
yönetsin istiyor.
iyi bir şey değil bu.
o kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.
onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.
bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.
imdat.
amerika bu iş ciddi.
amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.
amerika doğru mu bunlar ?
hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.
ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek,
miyopun biriyim, üstelik kafadan çatlak.
amerika dönsün çark. nasılı masılı yok. şu oğlan omuzlarımızla dönsün
bu kıtada ne ilkel insanların, ne de maymunumsu atalarımız izlerine rastlanmamaktadır... tuhaf fil kabartmalarının tek açıklaması asya'dan yapılan göçlerdir...