insanlar iki nedenden ötürü göç ederler.
1- yaşadıkları topluma ayak uyduramamış, iş-güç sahibi olamamış, dışlanmış kimselerdir.*
2- yaşadıkları ülke işgâl altında ya da baskıcı bir yönetim altındadır.*
şimdi...
abd'deki göçmenler şöyledir:
avrupalılar: o dönemde ingilizler'ce işgâl edilmiş irlanda dışında tüm avrupalı göçmenler birinci şıkka uyarlar.
zenciler: afrika'da akrabaları tarafından satılmış kimselerdir. yani gene birinci şık.
abd'nin birleşme ve keşif döneminde insanlar üçe ayrılırlar:
1- zengin avrupa aristokrat ve burjuvazisi.
2- yeni umutlarla ceplerinde beş kuruş olmadan kapağı atanlar.
zenginlerin genelinin soyu hâlâ über zengin tiplerdir. bunlar uzaktan devleti istedikleri gibi yönetir ve ortalıkta pek görünmezler.
oysa ikinci grup(yani yoksul kesim) her türlü pis ve etik dışı işi yapmışlardır. gangsterler, uyuşturucu üreticileri ve tacirleri, pezevenkler, katiller, hırsızlar, hayat kadınları...
sözün özü: orospu çocukları tarafından kurulmuş devlettir.
"çok zeki adamlar var" diyenlere not: onların neredeyse tamamı beyin göçü ile kendi hayatlarında gelmiş, sonrada vatandaş olmuş olanlardır.
dünyadaki en iyi kara ve deniz birliğine sahip olan ülke. helikopter, tank ve daha pek çok zırhlı araçları süper olan ülkedir. ekonomi yönünden çok iyidir.
500 yıllık bir tarihi olan, bir ırk olmayan buna rağmen dünyayı yılardır yöneten ve yöneteccek olan devlet.
bizse bilinen 3500 yıllık şanlı şöhretli bir tarihi olan türkler hala kardeşlik palavraları ile bir halktan çekiniyoruz...
gerçekten yazık. abd yi görüp kendi ülkem adına üzülüyorum.
zamanımızın cengiz han imparatorluğudur. zamana göre aynı onlar gibi ganimet için yakıp yıkıp talan ediyorlar. ülkeleri işgal edip milyonlarca insanı öldürüyorlar. aynı vietnamda, korede, afganistanda, ırakda...
You know i'm getting real sick and tired of my politicians making excuses for your ridicoulous use of force with OUR(AMERICA) weapons.
biliyor musunuz ben gerçekten amerikan silahlarıyla yaptığınız gülünç güç gösterilerinin ardından sizin adınıza politikacılarımızın dilediği özürlerden bezdim.
tiredamerican
Extremely aggressive approach toward Israel by the turkish jihadists is nothing but a play with the fire.They shouldn't be surprised when kurds and armenians take back their lands.
türk cihadistlerden israil'e karşı bu inanılmaz agresif yaklaşım ateşle oynamaktan başka birşey değil. kürtler ve ermeniler topraklarını geri kazandıklarında şaşırmamalılar.
american
shame on us the children of Holocaust survivals how can we be proud of our army who could not face the hizballah in lebanon and now wants to show its might
holocaustta hayatta kalanların çocukları nasıl böyle bir orduyla gurur duysunlar. hem de lübnan da hizbullah'la yüzleşememişken. şu anda kuvvetlerini göstermeye çalışıyorlar.
yapılan bir araştırmaya göre türk halkının güvenmediği ülke. işin komik tarafı ise, türk halkının, güvenmediği ülkeye güvenen partiye oy vermekten çekinmemesi.
kuzey amerikada 15. yüzyılda şekillenen kolonilerin 1776'da ingiltere'ye siktiri çekerek bağımsız olmalarıyla kurulan federal devlet.
novus ordo seclorum ve annuit coeptis gibi latince söylemleri armasında barındırır, buradan da anlaşılacağı gibi abd bir dünya imparatorluğu olma amacını taşımaktadır. kurucuları pek ünlü masonlardır. (yok "masonlar kötülerdir, tüü onlara" diye söylemiyorum harbiden böyledir)
20. yüzyılda ve günümüzde kendi önderliğinde kurduğu nato adlı küresel terör örgütüyle birlikte dünyanın canına okumakta ve imparatorluğunu ortaya koymaya çalışmaktadır.
bu adamlar kendilerini çok zeki veyahut dünyanın diğer milletlerinde yaşayan insanları çok salak zannediyorlar herhalde. zamanında kafana göre oraya buraya nükleer bomba atıyordun tabi. şimdi herkesin nükleer bombası var.
herkesin nükleer bombası olunca ne oluyor ? herkes bu kendini zeki zanneden denyolara uyuz olduğu için, nükleer silahlar bu arkadaşlara tehdit oluyor. daha sonra da ''nükleer silahlanmaya son'' gibisinden kurnazca fikirlerle, tüm dünya da nükleer silahlanmayı bitireceklerini zannediyorlar. yemedi değil mi ? ne sanıyordunuz ? sadece sizin mi nükleer enerjiye sahip olacağını ?
amerikanın son çırpınışları bunlar. büyük bir güç olduğu konusunda şüphem yok. evet büyük bir güçtür ama teknolojinin sayesinde. artık diğer ülkelerde teknolojide ilerliyor.
4 temmuz 1776'da George Washington tarafından amerikan bağımsızlık bildirgesi'nin yayınlanmasıyla bağımsızlığı ilan edilen ülke.
tematik bir tanım yaparak başlamak istedim.
eğitimli olduğumu düşündüğüm bir bir insan olarak, tabii ki amerika birleşik devletleri'nin göründüğü kadar basit bir ülke olmadığını sanıyorum. yani, gizli planları, dünyayı yönetme çabası vs. bunlar vardır sanırım. ama bu kadar da basit değildir ya? öyle midir? bence değildir.
yani bu ülkenin gerçeklerini uludagsozluk.com'da yazan bir kaç adamın ifşa edebilmesi sanki bu kadar da kolay değilmiş gibi geliyor. kuklanın allahı olduğunu dahi varsaysak, 72 trilyon dolar iç piyasa döngüsünden bahsediyorum yıllık. bu parayı kendi içinde döndüren bir ülke, cia , fbi ve daha benzeri ne varsa, bu tip gizli planların "gizli" tutulması için bu kurumlara para yığmıyor mudur? benim düşüncem, sıradan insanlar olarak bizler, her gün basında yer alan haberleri takip eden bizler, çeşitli "satılan" kitaplar alan bizler, ne bileyim, televizyonun karşısına geçip trt1 falan izleyen bizler(trt1 devlet televizyonu olduğu için verdim reklama girmiyor*) sanki o kadar kolay bilemezmişiz gibi geliyor komploları falan. yani bizim bildiklerimiz bu 72 trilyon dolarlık güçlü devletin, bilmemizi istedikleridir belki. "oyuna gelmeyeceğim, benim bir aklım ve iradem var, bu adamlardan nefret ediyor ve karşılarında duruyorum ve işte bunlar da gizli planları" derken, bu sanki amerika'nın bizden yapmamızı istediği şeydir gibi geliyor. çünkü inanıyorum ki hiç bir kukla, kukla olduğunun farkında değildir. o anda onu yapması gerektiğine inandırıldığı için onu yapmıştır ve bunu komuta eden birileri, onun bu durumda ne tepki verebileceğini kestirebilmişlerdir. kaldı ki ellerinde çok büyük bir istatistik bilgisi olduğunu bildiğimiz bu adamlar, dünya üzerinde yaşayan insanların psikolojik yapılarının bir şablonunu çıkarmış ve medyaya bu psikolojik yapıları kendi lehlerinde hareketlendirebilecek yayınlar sürmüş olabilirler. bunu yapmak için en iyi yönetmenleri, oyuncuları, yazarları kullanmış olabilirler. yani belki hepimiz amerika'nın tam da istediği gibi hareket ediyor olabiliriz. her birimiz.
ya da,
amerika sadece kendi çıkarlarını korumak adına son dakikayı bekleyip kaba kuvvet kullanan bir ülkedir. esasında bizlerin neyi düşündüğü umurlarında değildir. ne yapmak istediğimiz umurlarında değildir. tek bildiği, eğer seslerini çıkarırlarsa ezerizdir. bu da bir fikir. ama öyle geliyor ki bu iki fikir diğer tüm fikirlerden daha mantıklı. yani eğer "komplo"larda çıkan o dehşet verici güç gerçekse, senin "komplo"n da bu gücün izninde hayat buluyordur. yok değilse komplon zaten çürümüştür.
dini inanç barından tüm arkadaşlarımdan özür diliyorum ama bu konu biraz "tanrı kaldıramayacağı taşı yaratır mı" paradoksuna benziyor. (teşbih'de hata olmaz, lütfen tanrı inancı taşıyan arkadaşlar kendi inançlarının sorgulandığını hissetmesinler. burada amerika birleşik devletlerini tanrı'ya benzeten bir yapı bulunmuyor, sadece paradoksu tanımlamak için kullandım.)
şimdi de sosyal yapısına gelelim amerika birleşik devletleri'nin;
gidenlerden çok memnun dönenler, nefret ederek dönenler, hiç dönmeyenler mevcut. gerçek şu ki; bunların hepsi normal.
ilk olarak insanın yetiştiği büyüdüğü yer, ilk güzel anıların canlandığı yerler olduğundan genelde cennet köşesi gibi gelir. alışkanlıklarınız çevrenizin alışkanlıkları ile benzerlik gösterir ve alışkanlıkların farklı olduğu bir yere gidince alışamaz, huzursuz ve mutsuz olursunuz. amerika birleşik devletleri 50 eyaleti ile 250 milyon'dan fazla insana ev sahipliği yapan büyük bir ülkedir. 3 farklı zaman dilimi sınırları dahilinde kullanılır ve 2 adet okyonusa kıyısı vardır. burada bir yere gittiğinizde, ırkçılıkla karşılanmanız, samimiyetle karşılanmanız, tedirginlik ile karşılanmanız gayet normaldir. aynı şekilde türkiye'de de bir türk olarak diyarbakır'a gittiğinizde farklı, çorum'a gittiğinizde farklı, edirne'ye gittiğinizde farklı karşılanır, farklı tatlar alırsınız. ki türkiye nüfus yapısı açısından amerika birleşik devletleri kadar heterojenize bir yapıya da sahip değildir. ortak bir kültür ve geçmiş halkın büyük bir kesimini kapsamaktadır. gel gelelim amerika'da ortak bir kültürden bahsetmek farklı eyaletler için pek mümkün değildir. eyaletten eyalete, sözcük gruplarının kullanımı bile değişebilmektedir. böyle bir ortamda, bu ülke içerisinde farklı tutumlarla karşılanmanız gayet normaldir. ama her şeye rağmen, amerika birleşik devletlerinde bulunan herkes, her ne kadar bazıları, bazı olaylardan ötürü kabul etmek istemeseler de en az bir kez hayran olurlar. nefesleri kesilir. dünya'nın en gelişmiş ülkelerinden biri olarak bu durumu ziyaretçilerde yaratmak, amerika için ilginç bir şey olmasa gerek. özellikle türkiye'den giden türkler'in, doğu kültürü ve avrupa kültürüne aşina bizlerin, orası hakkında hissettiklerimiz gayet normal olsa gerek.
amerika birleşik devletleri bazen sadece amerika birleşik devletleri'dir. devletlerin sahip olduğu güçlerin karşılaştırılması ve yapılması gerekenler hakkında şöyle düşünelim, piramitin alt bölümlerindeki devletler, yukarı çıkmak için uğraşırlar ama kaybedecekleri bir şey yoktur çünkü alttadırlar. ortadaki devletler, nispeten iki kesime göre de daha rahattır, yukarı çıkmak için uğraşırlarken, yukarı çıkana kadar kendi seviyelerindekilerle iyi geçinirken, yukarıdakine gülümser paçasını çekerler, alttakiler ise onlar için, yukarı çıkabilmek adına herşeyi yapmaya hazır askerlerdir. onları aç kalmamaları için beslerler. piramitin en üzerindeki ise yalnızdır. ve kaybedecek çok şeyi vardır. en kötü planı, bir gün aşağı ineceği kesinleşince, herkesi yok etmek için elinden geleni yapmaktır. ve ilk günden itibaren, o gün herkese en çok zararı verebilmek için çalışır.