abd'den sonra dünya ekonomisinin lideri olma konusunda en iddialı ülkedir. çünkü abd battığında büyük bir ihtimalle çin de batmış olacaktır. almanya, tek başına liderlik koltuğuna oturabilir.
avrupa ülkesidir.
nefret ettigim, havasini bir saniye bile solumak istemedigim, cirkef , asik suratli yasli bunaklarla dolu, günesi olmayan, güzel yemekleri olmayan, hayatlarini gencken partiden partiye gitmekle, orta yasta calisip eve gidip bira icmekle yaslikyekn de köpek alip gezdirmekle geciren unter-mensch ülkesi. olur da tatile gitmek isterseniz, erasmus yapmak, magister yapmak isterseniz sakin ola secmeyin burayi. gidin polonyaya, cek cumhuriyetine, hayat orda.
avrupa birliği'nin ekonomisinin demirbaşı olarak sayılabilir. sadece hizmet sektörüyle değil sanayi ile de ekonomisini sürdürür. ihracat bakımından yanlış olmasın avrupa'da 1. dünya'da ilk 3'ün içerisindedir. şu sıralar euro'ya duyulan güvenin sebebi alman ekonomisidir.
bir sürü felsefeci ve bilim adami cikmisken simdiki nesilin gerizekalidan da dusuk iqlu oldugu ülke. dun iki kisi kola alacagiz. iki kola dedim, sonra kolalari verirken uc kola dedim. adam bana 5 kola getirdi. hayir ben uc tane istedim sadece dedim. ama uc dediniz sonra dedi. ben de 2 istedim sonra bir tane daha isteedim dedim. yok, ikiden sonra 3 dedin bla bla. evet adamlar 3 kola verecek kapasitede degiller!
trt haber tarafından "çükü yaşlanan ülke" olarak adlandırılmış memleket. evet yaşlı nüfusu fazla olabilir ama trt nin yaptığı da ayıp. ne demek yani herşey cinsellik, herşey sik, taşak mı afedersin?
kim ne derse desin şuan dünyanın 2. gücüdür. hem ekonomik hem askeri olarak çok güçlüdür. çok değil bir hafte içinde deli bir savaş makinesi haline dönüşebilme yeteneği vardır.
kamu düzeni sağlam, sistemli ve disiplinli ama insanları işe yaramaz ülke.
ırkçılık yüzünden kötü bir mazileri olduğundan günümüzde bunu almanca üzerinden yapıyorlar daha çok.
kar yağdığında genç yaşlı demeden herkes hemen evinin önündeki karları kürüyor.
ama sokaklarda ve kaldırımlardaki köpek bokuna kimse bir şey yapmıyor.
erken kalkıyor ve sabah saatlerinde neşeli oluyorlar. akşam erkenden eve girip tavuklar gibi yatıyorlar.
yabancılara karşı çoğunda bir önyargı göze çarpıyor. bu ayrım rahat hissediliyor.
domuz sosisi ile bira en sevdikleri yiyecek ve içecek. yaşlıları çok yalnız gençleri alkolik ve madde bağımlısı.
kasaba ve köylerde tezek kokusu zaman zaman çok yaygın burna vuruyor. şehirlerde ise parfüm kokusu baskın. tezek kokusu bizim memleketeki koku gibi değil. insanın burnunun direği düşüyor. inek, koyun, kedi ve köpekleri de kendileri gibi ruhsuz ve tepkisiz. koyunları domuza benzer yapıda, kuyrukları yok. sanırım domuz katkıları kullanıyorlar yemlemede.
trenleri de sanılanın aksine epeyce rötar yapabiliyor. bir evde olmazsa olmaz nesne tuvalet kağıdı.
batı hayranlığıyla dolmuş bir türk vatandaşı buralara geldiğinde eksiklikleri göremeyebilir. çünkü o kafasını kaldırıp yüksek yapılara bakarken yerdeki köpek pisliklerini görmüyor. ayrıca yağmur yağmadığında keskin bir köpek sidiği kokusu ve kaka kokusu insanı çileden çıkarıyor. bazı sabahlar insan nefes almakta zorlanıyor. artık sebebi tam olarak nedir bilmiyorum. istasyonlarda ağır bir metal kokusu var. insanlar işlerini çoğunlukla düzgün yapıyor. ama bu sistemin sağlamlığından kaynaklanıyor. iş takipleri çok iyi. hafta içi robot gibi çalışıp hafta sonu kuru bir eğlenceleri var.
sonuç olarak sistem iyi ama malzeme (insan) eh işte diyelim. yaratıcılık ve sürpriz olay yok. her şey monoton.
insanların bazıları soğuktur. özellikle dazlaklar dedikleri gruplar aman bir müslüman görmesinler hemen anında oracıkta gırtlağına yapışıyorlar vallahi. naziler dediğiniz zaman da kavga çıkar ve çok pis dayak yiyebilirsiniz. ayrıca müslümanlardan pek haz etmiyorlar. genelde ırkçı bir toplum. ha tabii genelleme yapmak yanlış olur bazı bölgeleri böyle. kızları ayrı bi güzeldir. bi kızı görürsün sanarsın 26-27 yaşında gidip yanına yaşını sordun mu da 17 der öyle öküz gibi baka kalırsın.
bir almancı olarak herdaim türkiye ile karşılaştırmakla yükümlü olduğum,inanılmaz disiplinli vatandaşlara sahip ülke.
Çok ünlü bir söz vardır almanlarda.'herhauzendieşönebeinen das ist wunder bar' yani şöyle ki 'bir alman bir tren kaçırmak istese bile,gider önce biletini alır'
gerisini siz düşünün
Alman imparatorluğu (1871-1918) hakkında konuşacak olursak:
Bilinen ulusal temellere dayalı modern Almanya yapılan düzenlemelerle 1871'de kuruldu. Ülkenin kurucusu Prusya Krallığı'ydı. Fransa-Prusya Savaşı'ndan sonra, 18 Ocak 1871'de Versailles'da alınan kararlarda imparatorluk ilan edildi. imparatorluğa Hohenzollern Hanedanı hükmetti. Başkent Berlin yapıldı. imparatorluk tüm dağınık Alman devletçiklerini içine alarak kuruldu fakat Avusturya bu birliğin dışında bırakıldı. Ülke 1884'den itibaren Avrupa dışında sömürgeler kurmaya başladı.
imparatorluğun inşaası sırasında tahtta olan I. William dış siyasette Almanya'yı diğer büyük devletler gibi güçlü ve güvenli bir duruma getirmek için uğraşmıştır. Fransa'dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır. II. Wilhelm döneminde, Almanya, diğer Avrupa güçleri gibi emperyal bir politika izlemiş ve zaman zaman sömürgeleri konusunda komşu devletlerle sürtüşmeye girmiştir. Bu, bir takım dostlukları zedelemiş ve Almanya'ya karşı Fransa, Birleşik Krallık ve Rusya imparatorluğu bir anlaşma imzalayarak kutup oluşturmuştur. Almanya ise sadece Avusturya-Macaristan imparatorluğu ile ittifak kurabilmiştir.
Almanya'nın emperyal politikası ülke dışına taşmış ve devlet diğer Avrupa güçleri gibi Afrika'nın paylaşımına katılmıştır. Berlin Konferansı'nda bu kıta Avrupa güçlerine pay edilmiştir. Almanya'nın payına Alman Doğu Afrikası, Alman Kuzey-Batı Afrikası, Togo ve Kamerun düştü. Büyük güçler arası Afrika'da olan bu mücadele I. Dünya Savaşı'nın nedenlerinden biri olacaktı.
28 Haziran 1914'te, Saraybosna'da Avusturya-Macaristan imparatorluğu prensi Arşidük Franz Ferdinand'a suikast düzenlenmesi I. Dünya Savaşı'nı başlattı. Almanya'nın aralarında bulunduğu ittifak Devletleri, itilaf Devletleri'ne karşı 4 yıl süren savaşlar sonucunda başarısız oldu. Almanya'da kasım 1918'de ihtilal yaşandı ve imparator II. Wilhelm, tahttan feragat etmek zorunda kaldı. 11 Kasım'da ateşkes ilan edildi. 28 Haziran 1919'da Versailles Barış Antlaşması imzalandı. Fakat anlaşma şartları Almanya'yı küçük düşürücü bulundu, bu durum ülkede milliyetçiliği arttırdı ve halk yavaş yavaş Nazizm akımı etrafında birleşmeye başladı.