kendini ifade etmesi çok keyifli bir dil. hele bir kere insanın bilinçaltına işledi mi rüyalarda bile anadil olarak konuşulur.
artikeller zordur, kabul etmek lazım, ama çeşitli hafıza teknikleriyle öğrenimleri kolaylaştırılabilir.
her meslekte, özellikle de mühendislikte çok işe yaramasının yanı sıra telaffuzları son derece keyiflidir. pek çok kişi almancayı kaba bulur, buna karşın dilin döndürülmesi gereken ve kulağa son derece hitap eden çok güzel kelimelere sahiptir almanca.
kelime haznesi bakımından da oldukça zengindir, zira bizim isim tamlaması adı altında yaptıklarımızı onlar bitiştirip isim olarak kullanırlar.
eğer mühendislik okumayacaksa insan, pek bi faydasını göremez. ancak ingilizceden sonra öğrenilesi bir dildir. lise yıllarında biz de öğrenmiştik ama hiçbir faydasına rastlamış değilim. mühendislik okuyanlar ise büyük alman firmalarından rahatça faydalanmayı bilmişlerdir.
zor zanaat. hele ki 20 yaşından sonra öğretmeye çalışılıyorsanız daha da zor. artikelleri birbirine katmaktan tut o kıçı başı nereye gittiği belli olmayan düzensiz fiillere kadar ezberlemek zorunda olduğun o kadar çok istisna vardır ki anlatamam. zaten bi bok anladığım da yok 4 yıldır. insan son 2 yılda girdiği 8 sınavdan kaç alabileceği konusunda hiçbir tahmin yürütemez mi arkadaş? yürütemiyorum işte. öyle de bi dil. zor zor. çok zor.
artikel ve grameri tamamen ezberle ögrenebilecek dil. daha sonrasi corap sökügü gibi gelir emin olun. cümle kurumu türkceye ingilizceden daha yakindir.
zahmetli istir, zira erasmus b.kuna elin almanya sindan oldugum su gunlerde, - eger dili almanlar kadar iyi bilemiyorsaniz, ki o da zor cancagizim birascikk!! - anlasmak adina develere hendek atlatmaktan zorlancaginiz dildir. bir de, ingilizcenizi de hala unutmadiysaniz, hararetli hararetli konustugunuz anlarda, zip diye ingilizce kelimeler de cikiverir agzinizdan; ayni zamanda da, yurdunuzda da almanca ile ingilizce den bihaber ispanyollarla italyanlar da varsa, bildiginiz almanca da, babalara geliverir.
bır zamanlar zorunlu seçmeli ders** olarak anadolu lisesi'nde verilmekte olan bir ders idi almanca. gelen hocalar özenle seçilmiş , dandrik ötesi ve öğretmenlikle hiçbir alakası olmayan hocalardır. hatırlıyorum da , devamlı değişen bu hocalardan bir tanesi ''ziraat mühendisi'' idi. evet! mühendisti! peki anadolu lisesi'nde ne işi vardı?
düz mantıklı idareciler tarafından geliştirilmiş basit çözüm sonucu bir anda öğretmen olmuştu. peki nasıl?
bir süreliğine almanya'da bulunmuş kendisi. ailesi oradaymış vs...
bu kişiler bize bir şeyler anlattı işte yıllarca. bunu bir anı olarak değil , acı bir gerçek olarak anlatıyorum. eminim diğer okullarda da benzer durumlar yaşanmıştır...
peki ya sonuç?
bizler , yani zorunlu seçmeli ders öğrencileri , bir şeyler öğrenebildik mi?
doğal olarak hayır.
aklında ne kaldı dersen de , ich bin vıdı vıdı ve was ist das? dan başka bir tek şey kalmış, o da nerden kalmış anlamadım. halen de gülerim...
kalan tek cümle: gehen sie geradeaus --- adres tarif ederken ''düz gidiniz'' anlamında kullanılıyordu. derste çok mu kastırmış hoca ne? hatırlamıyorum **
işte almanca bilip de bilmemek böyle bir şey olsa gerek...