dünkü gökçeada depreminden sonra 70 artçı sarsıntının olduğunu duyan birinin "bu kadar sık titreşim gönderemezsiniz" şeklinde isyan ettiği yaratıcıdır. *
sevilmesi, inanılması gerektiği için inandığımı düşünürken çevreme bakınca gerçeğin farklı olduğunu anladım. doğada, dünyada öyle bir düzen var ki bir yaratıcının olmaması olanaksız. her şey en ince ayrıntısına kadar ayarlanmış, hesaplanmış. burada örnek verilecek birçok şey var. allah'ın varlığını görmek istiyorsak buna kendi vücudumuzdan başlayabiliriz.
if there's a god or any kind of justice under the sky
if there's a point if there's a reason to live or die
if there's an answer to the questions we feel bound to ask
show yourself - destroy our fears - release your mask
düşün artık böylesine muazzam bir 'şey' kendi kendine var olabiliyor ama buna inanan kişi, basit bir aminoasitin kendi kendine var olabileceğini kabul etmiyor. seviyorum sizi teistler. valla.
susayım diyorum ama susamıyorum.. eğer sen allah'a suç atıyorsan onu var olarak sayıyorsundur.. e allah var ise sadece bu hayatın olmadığını, öldükten sonra gerçek hayatın başladığını ve her insanın orada sorgulanacağını bilmen gerekir.. böyle bir durumda ülkemizin büyük üzüntü yaşadığı ve aynı üzüntüyle takip ettiği kara günlerde saçma sapan hiç düşünülmeden edilmiş bilgisiz cümlelerle saldırmak beyinsizliğin daniskasıdır..
insanın yaratılışı ile ilgili adaletsiz olduğunu düşünüyorum.
insan hür irade sahibi olsa da bazı şeyleri istemsiz yapar, bazı noktalarda iç güdü, bazı noktalarda kırmızı çizgilere sahiptir.
insanlar istemsizce nefes alır, göz kırpar, hareket eder. aynı bu şekilde vicdan da bir noktada istemsizce devreye girmeliydi bence.
nefes almamak için direttiğinizde önce bayılır, bunu düzenli yaptığınızda ölürsünüz.
keza göz kırpmamak için de diretirsiniz, bir zaman sonra gözleriniz yaşarır, acır ve vaz geçersiniz.
hah işte aynı şekilde, sorumsuzluk, yüzsüzlük iki yüzlülük yaptığında da insan, belli bir sınıra eriştiğinde vicdan devreye girerek insanı frenlemeli.
yoksa bu kadar yoz insanlarla muhatap olmanın bir gerekliliği yok.
dünyada adalet biliyorum da, insanın yaradılışı da son yıllarda bana pek adil değilmiş gibi gelmeye başladı.
son 2 günde gün yüzüne çıkanlardan sonra iyiden iyiye buna kanaat getirmiş haldeyim.
bozo: hemen tefe koymayın.
bu düşüncemin sebebi;
geçen yıl gezi parkı direnişinde kendi çapımda yer aldım. vicdani sebeplerim oldu bunun için. kimse zorlamadı. anam babam o kadar karşı çıkmasına rağmen sektirmeden neredeyse 1 ay bulundum oralarda. 31 mayıs 2013 gecesi hani insanlarda bir kıpırtı vardı ya, hah aynen öyleyim 2 gündür.
heyecan değil, galeyana gelmek değil, hükümeti devirmek falan da değil.
rahatsızım, uykularım kaçıyor, dün gece nasıl sabah oldu bilmiyorum. bütün gün sayıp sövüp durdum tiynetsiz siyasetçilere.
ben bu halimle içimdeki darlığı atamadım halen üzerimden. öyle ki rte karşımda olsa ellerimle parçalasam hıncım geçmez.
ben bu haldeyken 274 kişinin aile fertlerini düşündükçe daha kötü oluyorum. bu insanlar bu muameleyi görecek ne yaptı?
neden yarattığın insanı bu kadar vicdansız yarattın diye soruyorum, sorguluyorum sadece.
inanın o katliamda aile ferdini kaybedenler çok daha fazlasını geçirdi/geçiriyor aklından.
bu ihmalkarlığı, bu vicdansızlığı, bu katliamı yapmakta bir beis görmeyecek fıtrattaki(!) insanlarla aynı dönemde dünyaya gelmek zorunda mıydık?
tüm putları reddedip ,sadece onu kabul ettiğimiz ilah .. Aynı zamanda sözlükte ki yazarların büyük bir kısmının yazmaktan korkduğu , yerine tanrı kelimesini yazdığı kelime..
yaratılışdaki asıl nedenimiz allahi bilip ona kulluk etmektir ki biz yaratılış amacımız dışına çıkarak onu bilmiyoruz. bilmemiz gerekirken bilmememiz için çaba sarfettiğimiz varlık.
ondan geldik ona döndürulecegiz fakat bakacak bir yüzümüz olmayacak.