Yüce Rabbimizdir. Sonsuz hamd O'na olsun. O hiç kimseye muhtaç değil, herkes O'na muhtaçtır. Tektir, eşi benzeri yoktur. Mekanı yoktur. Sonsuz merhamet sahibidir. Ezeli ve ebedidir. Her şeyi gören ve duyandır. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Kadirdir, rahmandır, rahimdir, kuddüstür, ğanidir, hakimdir, nurdur, vehhabdır, rezzaktır, fettahtır, alimdir, ğaffardır, haligdır, kahhardır... En güzel isimler onundur.
uludağ sözlük'te isminin küçük harfle başlayarak yazılması üzücüdür. her şey küçük harfle yazılsın tamam, fakat lafzatullah büyük harfle yazılsın. moderatörlerden ricamdır.
Dünyanın bize ihtiyacı var. Allah ın sopası yok bizim güçlenmemiz lazım onların silahları varsa silah bize de lazım, tank lazım denizaltı lazım uçak gemisi lazım nükleer güç lazım Allahım bize GÜÇ ver !!!!
Y O K T U R. ayrık yazıyorum ki harf harf okuyabilesiniz.
ben senin inandığın sadist, bencil, narsist adına allah ve ya tanrı dediğin varlığa, onun gazabına, cennetine, cehennemine inanmıyorum, sen hala gelmiş mal mal bunlardan bahsediyorsun.
Madem allahınız çok yüce, çok haşmetli şeytanla iddiaya girebilecek kadar basit biri mi yaa? Kibrin sonuna vuracak kadar aciz mi?
Ulan nasıl bir yaratıcı ki bu kendi yarattığının önünde diz çöküyor, nasıl bir yaratıcı ki yarattıklarını sınıyor? Ulan madem kaza ve kader var, ne diye sınav var ulan?
kendisine ve peygamberine her yerde ve şu anda uludağ sözlükte de inanmayan hakaret eden kullarına karşı çok sabırlı, tövbe ederlerse çok affedici ama küfürde devam ederlerse gazabı ve azabı çok şiddetli olan yüce yaratıcı.
garajimda agzindan ates püskürten bir ejderha var diyorum. heyecanla "göster" diyorsunuz. garajima götürüyorum ve "aha orda" diyorum. siz hiç bir sey göremiyorsunuz, "e hani nerde?" diyorsunuz. "ah, söylemeyi unuttum, bu ejderha görünmez" diyorum. "tamam o zaman" diyorsunuz, "yere biraz un serpelim, bari ayak izlerini görürüz." serpiyoruz unu yere ve bekliyoruz, hiç bir sey olmuyor. "tabii ki ayak izlerini göremeyiz" diyorum, "çünkü bu ejderha uçuyor." siz gaza geliyorsunuz, elinize bir sprey boya alip ortaliga püskürtmeye basliyorsunuz, ejderhanin orada olup olmadigini anlamak için. boya duvarlardan baska hiç bir seyi boyamiyor. "sprey boya tabii ki ise yaramaz" diyorum, "çünkü bu ejderha casper gibi bi sey, cisimler onun içinden geçer." siz kosup bi kizilötesi kamera getiriyorsunuz, o da hiç bir sey göstermiyor. "tabii ki göstermez" diyorum ben, "bu ejderha isi yaymiyor ki."
carl sagan güzel anlatmış. size göre var, bana göre yok. Siz bana varlığını, ben size yokluğunu kanıtlayamam.
kendi kelamında yarattığı insanoğluna defalarca "birbirinize zulmetmeyin" diye emreden, ancak insanların zulme devam edip her seferinde o'nu suçlayarak "allah olsaydı, böyle olmazdı" dedikleri tek yaradandır.
enel hak diyeni evliya yapan ama onun yarattığı evreni sürekli araştırıp yeni birşeyler öğrenme peşinde olan adamları yakan garip bir yaratıcı. kendisini severim fakat artık bunları neden yaptığını anlayamıyorum.
var olandır, görülmeden sevilip, tapılandır. Sonuna kadar da bunu hak edendir. istese kendisine inanmayanları da inandırabilir ama vaadettiği günü beklemektedir Kuran-ı Kerim'de de dediği gibi.
uğruna kafa kesilerek kelle paça yapılan, ciğer sökülerek pişirilen, kalp çıkarılıp yenilendir. buradan anlaşıldığı üzere iştah açıcı özelliği vardır. maaşallah.