Sorgulanmadığı sürece hep vardır. Şöyleki çocukluğumuzda yıldızların beş köşesi olan geometrik şekil olduğunu kabul ederdik. Ta ki böyle bir şeyin fizik kanunları açısından olabiletisini sorgulayana kadar. Allah da böyledir. Var olduğunu kabul ederek başladığımız hayatta sorgulayana kadar hep olacaktır. Aslında şu yıldız meselesinden başka bir örnek daha verebiliriz. O yıldızları allah'ın yarattığını kabul ettikçe beş köşeli geometrik şeklin mümkün olabileciğini Kabul ederiz. Çünkü o herşeyi mümkün kılar. Fizik, kimya, matematik kimin sikimde?
Bilim ve din çoğunlukla bu yüzden çelişir. Din bilimin gelişmesindeki en büyük engel gibi.
Onsuz bir günümün geçmesini asla istemediğim, her daim herşeyim, tek sığınağım. Verdiği imtihanlarla beni kendine daha da bağlayan, milyarlarca insan arasından seçip evini benim gibi günahkârın ziyaretine açıp, az hamd ettiğimi düşündüğüm yaşama tutunmayı öğreten, ahiretimi nasıl kazanacağımı gösteren malikül mülktür o.
Arayanın bulduğu, bulanın mutlu olduğu.
"Bunun için, Ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın!"
gökyüzündeki milyonlarca tanrıdan biri. kendisine inanmamakla birlikte bir problemim de yoktur. kafayı allah, peygamber vs ile bozan kişileri de hiç anlamam. dalganıza bakın olum, manyak mısınız nesiniz amk.
Bir kudsi hadiste, görülmesi halinde şiddetle ibadet edileceğini öğrendiğim, güzellikte eşi benzeri olmayan, alemleri ayakta tutan, biz acizleri kendisine muhatap kabul edendir.bilmem ki cennetine sokup kendini gösterme lutfunu banada nasib eder mi. insanlar cennette rabbini görüp tekrar köşklerine makamlarına geri döndüklerinde üzülecekler mi tam bilmiyorum ama bu durumdan rahatsız olacaklar bu kesin. Çünkü rabbimizin cemali karşısında mümin kullar kendilerinden geçeceği kesin ve rabbimizin müjdesi var onu görecekler diye. Yanılmıyorsam her cuma günü onun perdeler kalkıp, onun cemalini seyretmek var. Yunus emrenin bununla ilgili, "kimine köşk ver kimine saray bana sen lazımsın sen" diye Allahı görmek istemesi de bu cihetle olması lazım. Bilmem ki bizide layık görür mü cemalini göstermeye.
birim zamandaki hissettiğim duygu çeşitliliğim ve zıt kutuplarda yolculuk etmekten bıkmış hormonlarımla kaçıyorum senden. günbatımına kaçıyorum ihtimallerinden ve tehditlerinden. her ertesi gün ertelemekle geçerken, beklenen günde elinde sopayla beni bekliyor olma ihtimalinle sızmayı deniyorum büyük düşüncelerin ve korkuların dibinde, titrerken.
benim babam çok iyi bir adamdır ama gel gör ki onun benim için koyduğu yaşımdan büyük kuralları var. aslında küçük ve sevimli kurallar. ama özgürlük belası sert kafatasını aşıp beynin kıvrımları arasında virüs gibi dolaşmaya başladığı anda saygıyı ve sevgiyi temellendirecek küçücük nedenlere susamış dudaklarımla küfrediyorum kutsallara, geleneklere ve aşılmaz olanlara. sen biliyorsun ki ben babamın yaşı büyük olsa da ona küfrettim.
ben sana (yoksa size mi demeliyim?) ise daha hiç küfretmedim çünkü ben age of empires oynarken haritanın en köşesinde, arkasında onlarca ateşli kulenin beklediği onlarca betondan duvar ardında beklerdim düşmanlarımı. korkardım bilirsin beni. senden de korkuyorum. intihar gibi güzel bir şeyi olasılığın uğruna feda edecek kadar önemlisin aslında benim için. peki ben senin için önemli miyim?
önemliyimdir aslında biliyorum. anlattığın gibiyse her sanatçının sanatına verdiği değer kadar değerliyimdir belki senin gözünde. ama yine de yine de zor değil mi bu işler? insanların büyük bölümü seni reddetti geriye kalanların da büyük kısmı senin adını kullanarak ve sana sığınarak karşı geldiler sana. çok azı sevebileceğin niteliklere sahip ve aslında bunun nedeni galiba senin onların içine koyduğun isyankarlık, dünya sevgisi, ego, önyargı, nefret vs vs vs evet iradeler özgür ama zor değil mi bu görev? günbatımı, güzel şiirler ve tuzlu erik bir gün düşüncenden beni saklamayı reddederse, ayağımı bastığım her toprak parçası ve geçmiş günlerin hıncı birleşip beni sana doğru iterken sanatını yırtıp atmaya kıyabilir misin gerçekten?
fazla bişey değil de şu toprak olma meselesi hani öbür dünyada isyankarların ''keşke toprak olsaydık hiç doğmasaydık'' diyecekleri o gün. o cümleyi şimdi buradayken kurma şansımız olsaydı ve son bir kez gün batımı izleseydikte gün doğumuna ayakta işemek gibi bir günah işleyen deyyusların hedefi olarak uyansaydık bir sanat eserin kaybolsaydı, ah bir kerecik hata yapsaydın keşke.