o, akıllarını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır. o akılsızlar, pisliğin kendilerinden dolayı geldiğini kabul etmez.
o, kullarına zerre kadar zulmetmez. zulmeden, nefsini terbiye etmekten kaçan kulun ta kendisidir.
o, çok bağışlayıcıdır. kullarının bu kadar pisliğine, zulmüne, kötülüğüne, isyanına rağmen yine de bağışlayabileceğini söylemiş.
araplarin olusturdugu yaraticilardan bir tanesi. insanlik binlerce tanri uretmistir. gunumuzde birkac tane tanri kalmistir. bundan 200 yil sonra onlar da kalmaz zaten. big bang den bu yana hersey evrimle olmustur. big bang i kim ya da ne yapti bilinmez ama bu demek degildir ki sizi bulutlar uzerinde cennetinde bekleyen allah yapmistir. bazi bilim adamlari evrenin simulasyon olduguna inanir kimisi de sinirsiz sayida evren oldugunu. evren illa yaratilmis diyene de allah i kim yaratti diyip sormak yeter.
tanımı girdik madem gelelim bu yazının asıl amacına:
diğer dinlere de aşina bir adamım. onlardaki tanrı tanımlarını, kuralları falan en az ortalama bir müslümannın dînini bildiği kadar bilirim. yaa ben bu kadar ağır işsiz tanrı tanımını ne gördüm ne duydum.
yaaa düşünsenize, koca evreni yaratıyorsunuz; galaksiler, kara delikler, yıldızlar, gezegenler falan her şey sizin eseriniz. ama tüm bunlar içinde bizim dünya dediğimiz ve yaşamı barındırabilmesi dışında pek bir özelliği olmayan tırt bir gezegendein milyonlarca yılında gelip geçmiş milyonlarca tür arasında zekâsı dışında gayet de tırt olan milyarlarca insan arasında yalnızca 60 yıl yaşamış bir adamın yüzü suyu hürmetine yapıyorsun her şeyi. yani galaksiler falan hiçbir şey değil. onlar muhammed bin abdullah için yalnızca. geceleri canı sıkılınca kafasını kaldırdığında karanlık bir gökyüzü olmasın da orada parlayan minik minik şeyler olsun. cırcır böcekleri cırlasın, kuşlar ötsün, yel essin falan... ama bunların tümü yalnızca müslüman türkler'in hz muhammed dedikleri adamın "yüzü suyu hürmeti" için olsun.
sen milyarlarca galaksi, yıldız, gezegen yarat ama işin gücün kimin ne içtiği ne giydiği olsun. "kim bana, benim emrettiğim şekilde tapınacak" diye insan mı yaratılır?
her şeyi insan için yarat ama çoğunu yasakla. kalanlardan çoğu da zararlı olsun. birkaç yüz metre bile yüzemeyen insanlar için yarattığın dünyanın yalnızca küçük bir bölümü insanların hayatta kalabilecekleri şartlarda olsun. uzayı zaten hepten geç, oksijen koymayı unutmuş.
demem o ki;
bir tanrının varlığına inanabilirsiniz. onun her şeyi yarattığını da düşünebilirsiniz. gelin gelelim onu bu kadar tırt bir varlık olarak tanımlamak nedir?
şayet allah'a iman etmeseydim, bir dakika bile bu aşağılık dünyada durmazdım. benim hayatımın en önemli sorusu, ''tanrı var mı?'' sorusudur. çünkü bu sorunun cevabı, aynı zamanda benim hayat paradigmamı da belirler. eğer tanrı yok ise her şey altüst olur, baştan aşağı değişir; benim için hayatın hiçbir anlamı kalmaz...
Etimoloji çok büyülü bir şeydir. Ses benzerlikleri bulunan iki sözcük arasında bir de mutlaka etimolojik yakınlık bulunur. Mesela sakız ile sakal köken itibariyle çok alakasız gorunur ama bi bağlantı vardır. Mesela sakız Moğolca sagsay'dan gelir ve ağaç kabuğunda bulunan reçine demektir. yani ağaç kabuğunda bulunan bir şey ile sakal arasında bir anlamsal yakınlık var.
Bu bağlamda Allah ile de silah arasında da gizli etimolojik benzerlik olduğu kanısındayım.
Allah (C.C.) : "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. isimlerin sultanı."