andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. işte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. işte bunlar gafillerin ta kendileridir. (araf, 179)
çünkü kendileri de kanıt görmemişlerdir. bu gönül meselesidir.
maddi bir kanıt olsa zaten imansız kalmaz ki!
kişinin kalbi kabul etmese aklı kabul eder.
iman denen kavram da tam olarak budur.
görmeden inanmak.
Kendisi de değillemesi de kanıtlanamayan önermelerin felsefede ciddi bir yekûn tuttuğundan habersiz kişinin önyargısı. yalnızca inanç yoluyla varlığına erişilebileceğini iddia ettiğiniz bir şeyi kendi içinde barındırdığı ön koşul nedeniyle koşullu, bu sebeple de belirlenmez kılarsınız ki teolojinin ve materyalist bilimin yüzyıllardır aynı argumanlarla tartışıp yine belirsizliğe teslim ettikleri konu zaten budur. tüm septiklerin mazisinde bu önermenin izlerine rastlamak mümkündür.
güpe gündüz ışık nerde göremiyorum diyenle aynı mantıkta olanların söyleyebileceği önermedir. herşey Allah'ın varlığını ve birliğini gösteriyor. hele ki, teknolojinin son yıllarda bu kadar ilerlemesiyle bazı şeyler daha iyi anlaşılıyor. trilyonlarca delil var. görmek isteyene.
bu entryi okuyabilmeniz bile kanıt değil mi?
görüyorsak, göz vermiş ki yaratan görüyoruz.
kafanı kaldırıp bir gökyüzüne bak bakayım. bir çatlak bulabilecek misin?
gözlerin ağrır da, yine bir şey bulamazsın. o kadar kusursuz bir sistem var.
sen "maymunum ben" de.
asıl "aklım var" diyenlerin, aklı olduğuna hiçbir kanıt gösterememesi durumu vardır.
kanıt değerlendirilmesi süreci rasyonel değilse öne sürülen her önerme öznel ön kabullerin kurbanları olarak kalır gibi dursa da asıl kurban aydınlanmayan, gerçeği peşinen rededenlerin şuurlarıdır.
--spoiler--
hz. ali ' ye sormuşlar : ya allah yoksa ?
cevap vermiş : ben inandığım için bir şey kaybetmem ; ama varsa inanmayanlar çok şey kaybeder.
--spoiler--
allah'a inanmak bir nevi temkinli olmaktır. kanıt olmasa da olur.
--spoiler--
gösterilse de kanıt olarak kabul etmeyecek birisinin iddiası.
'iki parmağını gözlerinin önüne koy, hiçbir şey görebiliyormusun? sen göremiyorsun diye bu dünya yok değildir' diyen mevlana cevabı ve aynı zamanda ayarı vermiştir bu konuda.
--spoiler--
kanıta gerek yok. insanda fazla değil karıncadaki kadar beyin olsa bu kadar evren bu kadar element bu kadar canlının elbet bir yaratanı ve yöneteninin olacağını anlayacaktır.
kanıt, benim kanıtım, kendime kanıtım, zaten varlığından emin olduğum yaratıcıya kanatım, gönlü secdeye vardıran kanıtım, bir su damlasını 200 kat büyüterek incelerken, rastgeldiğim tek hücreli bir hayvanın bölünmesine şahitlik etmekti.
sahi o aynada gördüğünüz şey sadece bir yüz mü? bir sima mı? oradaki görünen ağız, burun, kulak, göz, dişler, dil, boyun damarları, deri, kıllar... bunların tamamının bir özelliğini hiç düşünmediniz mi? var sayalım düşündünüz. o halde;
- gördüklerinizin tamamının bir işlevi olduğunu da düşündünüz mü?
- gördüklerinizin tamamının bir insanın yaşamı için müthiş önem taşıdığını da düşündünüz mü?
- gördüklerinizin tamamının kendiliğinden ve tesadüfen yaradılmayacak kadar kusursuz olduğunu da düşündünüz mü?
- gördüklerinizin birinin eksik olması bile hayatı zehir edeceğini de düşündünüz mü?
peki siz, bu kadar şeyi görüp, bu kadar şeyi düşündükten sonra nasıl olur da halen kanıt peşinde koşarsınız? ya hiç görmüyorsunuzdur ya da hiç düşünmüyorsunuzdur.
edit: bu entry'i okumadan önce bildiğiniz, öğrendiğiniz tüm ideolojik teorileri unutun. bir kalıba girmektense kalıbın nasıl oluştuğunu bulun.
Allah'a inanamayan insan cümlesidir. Zaten o kanıtı görcek olsa inanırdı. Fazla uğraşmamak lazımdır cevresine bakıp göremediği şeyi sözlerle anlatamayız.