evvelce bir ademoğlu pöykürür bu cümleyi. tam da böyle değil aslında " allah belasını versin" der bir 3. kişi için. ** başka bir ademoğlu tarafından uyarılır hemen "etme-eyleme, zıbıtma, yeri değil, hakaret lan bu!" tarzında. şaşırır ademoğlu fakat yıllar sonra anlayacaktır bela okunmasına kızan ademoğlunun neden kızdığını. meğer bela okunmasına kızan ademoğlu ateistmiş. hatta ataistmiş. "allah yok ki bela versin" diyenlerdenmiş. eyvallah dermiş ya rabbel alemin dermiş ama umurunda değilmiş.
allah bu hikayedeki ademoğullarını yaşıyorlarsa amin diyen kullarından eylesin. yok yaşamıyorlarsa taksiratlarını affetsin.
bir bilgisayar virüsü sürüsü double cross mutlu mesut takılırken bir dolu koruma programının arasından (nasıl olduğunu asla anlamadığım bir şekilde) bilgisayara giriş yapar.
kısa sürede farkedilir, detaylı imha işlemlerinden geçilir.. "oh" denilir, "kurtuldum!"
hayır.. aslında macera daha yeni başlamaktadır.
sistem restartlara ve donmalara maruz kalmaktadır şimdi de. double cross tüm koruma yazılımlarını alternatifleriyle değiştirmekle işe başlar..
Avg yerine panda antivirus,
zone alarm security suit yerine sygate personal firewall
ad-aware yerine Avg anti-spy
kurulur. Gerekli taramalar yapılır.. sistem temiz raporu almıştır. "allah allah?" denilir. zira donmalar ve crash'lar devam etmektedir.
ve sorun birinci gününü doldurduğunda ortamda yeni bir oyuncu vardır. Blue screen of death.
bu arada ilahi bir güç windows firewall ulaşımını da engellemiştir. Registry kasmak dahil hiçbir hamle windows firewall'a ulaşımı sağlamamaktadır. allahın belası scvhost.exe önceden system restore özelliğini kapattığı, dolayısıyla eski check pointleri de sildiği için geri dönülecek temiz bir sistem de yoktur.
nedense recovery concole partisyon seçimi yaptırmakta, ancak tamir işlemine başlamamaktadır. Command prompt'daki eşşek gibi c:/Windows yazısı ile double cross bakışmaktadır.
ama her kahramanın bir b planı olmalıdır. vardır da.
format..
öncelikle gidilir tüm alınan dosyalarım ve belgelerim yedeklenir. C üzerindeki tüm program ve oyunlar silinir. Bunun nedeni de double cross'un hiçbir registry ya da dll. uyuşmazlığına pabuç bırakmayacak olmasıdır.
neyse efendim, c partisyonu format işlemine hazırdır.
sorunun ikinci gününde format başlar, xp cd'sinden bir adet dosya okunamamaktadır.*
cd çıkartılır, arko traş kolonyası ile bir güzel temizlenir, korkarak drive'a koyulur, enter'a basılır.... bingo.. Allahtan bu sefer okumuştur.
windows kurulumu tamamlanmıştır.
cd key değiştirme olayı bir asır sürer.
ekran kartı driver'ı yüklenmek istendiğinde (bkz: nsis error) alınır. 45 koca dakikada çözülür..
tam bunu da hallettik bari derken çıkan "windows installer yok bende, onu kur" uyarısıyla kurulan işletim sisteminin ilk retail versiyonu olduğu görülür...
fesuphanallah çekilir..
ethernet kartı tanıtılır, adsl bağlantısı sağlanır, koskoca service pack 2 download edilir..
sonra service pack 2 cd key'i beğenmez, kurulmayacağını ilan eder kapanır.
double cross, karşısındaki yemyeşil çimlerle kaplı windows xp çayırına gözü seyirerek ve gülümseyerek bakmaktadır.
xp cd-key changer bulunur, cd key tekrar değiştirilir, restart edilir..
süperdir. service pack kurulmaya başlamaktadır.
aniden bilgisayar kendine reset atar..
double cross korka korka ve içinden "hayır, lütfen tesadüf olsun artık" diye yalvara yalvara tekrar makinayı açar.
double cross'un başından aşağıya kaynar sular dökülür.. aklından gidip 100 tane ecstasy yutup kendini yakarak intihar etmek gibi düşünceler geçmeye başlar..
"yoksa!?" düşüncesi bir anda kafada patlar sonra..
acaba sorun fiziksel midir?
double cross bad sector kontrolü yapmak ister, sistem çöker.. restart edip tekrar dener, yine sistem çöker. Defrag kasar, onda sorun yoktur...
hmmmm denilir..
power supply kontrol edilir, harddisklerin elektrik yolları her kabloda sadece bir hdd olacak şekilde tekrar optimize edilir. cpu fanının dönüş hızı kontrol edilir, termal mavcun yenilenir..
sistem tekrar açılır.
crash.
bir anda 3 gündür çekilen işkenceler gözün önünden film şeridi gibi geçer.
bilgisayar kapatılır, bozuk ram çıkartılır, açılır..
safe mod haricinde 5 dakikadan fazla dayanmayan sistem 1 saattir çalışmaktadır..
anlamadığım halde bir kaç radyoda sevgililerin birbirine istek olarak gönderdiği parça. taksim'de bir barda da ismail yk yumurtlaması bu şarkı eşliğinde çiftler birbirne sarılıp dans ediyordu. yahu müzikten anlamıyorsunuz tamam, sözleri de mi dinlemiyorsunuz...
- seni çok seviyorum aşkım
- allah belanı versin
- hislerimiz karşılık bebeğim..
hadi öpüşelim...
ismail yk'nın şarkısında kullandığı cümle. Genellikle günlük dilde de birisine çok sinirlenildiği zaman söylenir bu söz. Ama tabi eğer bu sinirlenilen kişi biraz fazla seviliyorsa allah belanı versin almanında bunun olumsuzu yapılıp "Allah belanı vermesi emi" denir.
cezasını çekmesi için kişiyi Allaha'a havale etmekir. yaşanılan en nefretlik anda sevgiliye bile söylenebilir. kötü sözün dönüp sizi bulacağı düşüncesi ile söylenmesini tasvip etmediğimiz cümledir.