cahil müslümanlar yüzünden sevdikçe daha daha sevdiğim insanlar.
salak bir komşumuzun ablamın nişanlısına ''iyi çocuk ama alevi galiba'' demesinden sonra sayıp sövdüğümde annemin bana evde sayıp sövme ihtimalini takmamıştım bile. en azından içimde tutacağıma onun ablak suratına kustum. *
islamla uzaktan yakından ilgisi olmayan kelimesi tam anlamıyla cahilliktir.böyle birşeyin denmesi için kreş bilgisine sahip olmak gerekir hergün porno izleyen çocuklar aleviliği bilmez tabii.
islamla uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde islam şemsiyesi altına sığınmaya çalışan adama verilen isim. anadoluda kızılbaş olarak bilinirler. latincesini bilmiyorum.
devlet artık alevilere karışmamalıdır.
zorunlu din dersi kesinlikle kaldırılmadır.
alevilik resmi bir din olarak kabul edilip islamdan ayrıştırılmalıdır.
kendimizi kandırıp durmaktan da usanmalıyızdır.
bi de aleviler şu sevgi mevgi hoşgörü ayaklarını bırakıp kendi din kitaplarını filan yazmaya başlamalıdırlar.
türkiye de manevi açıdan oldukça fazla hırpalanan kesim. ayrıca yıllardır sürdürdükleri din dersinin seçmeli hale getirilmesi davalarında da sonuna kadar yanında olduğum insanlar. nasıl bir zihniyet herkesi aynı inanışa ait görüp ona göre eğitim verir anlamış değilim. alevi kardeşlerimi toplumda uğradıkları haksızlıklar karşısında sonuna kadar destekliyorum ve elimden geldiğince alevi olmayan kişilerin bazı şeyleri fark etmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum.
şevket süreyya üstadın ''suyu arayan adam'' kitabından bir kesit...
1914-15 kışının soğuğunda, doğuda donarak şehit olan türk askerleri...
o sıralarda savaş biraz tavsamıştı. bölüklerin mevcudu, arkadan gelen yeni kuralarla arttırılıyordu. bugün, ordunun bilgi yapısında, birinci dünya harbindeki osmanlı ordusuna bakarak çok şeyler değişmiştir. fakat o vakit, örneğin bizim bu makineli bölüğünde, istanbullu bir başçavuştan başka okuma-yazma bilen kimse yoktu. daha ilk derste belli oldu ki, bu bölükte, hangi dinden olduğumuzu doğru dürüst ve kesin olarak bilen kimse de yoktur...
derse başlarken istanbullu başçavuşa dersi sadece dinlemesini, sual cevaplara katılmamasını söyledim. sonra da askerlere sordum:
- bizim dinimiz nedir? biz hangi dindeniz?
hep birden;
- elhamdü-l-illah müslümanız
diye cevap vereceklerini sanıyordum. fakat öyle olmadı. cevaplar karıştı. kimisi ''imamı azam dinindeniz'' dedi, kimisi ''hazreti ali dinindeniz'' dedi. kimisi de hiçbir din tayin edemedi. arada:
- islamız
diyenler de çıktı ama;
- peygamberimiz kimdir?
deyince, onlar da pusulayı şaşırdılar. akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı. hatta birisi;
- peygamberimiz enver paşadır!
dedi. içlerinden peygamberin adını duymuş olan birkaçına da;
- peygamber sağ mı ölü mü?
deyince iş gene çatallaştı. herkes aklına gelen cevabı veriyordu. bir kısmı sağ, bir kısmı ölüdür tarafı tuttu. fakat birisinin kuvvetle konuştuğunu, yahut bir tarafın daha ağır bastığını görünce, diğer tarafın da kolayca o tarafa kaydığı görülüyordu.
peygamberimiz sağdır diyenlere;
- o halde peygamberimiz hangi şehirde oturur,
diye sordum. cevaplar tekrar karıştı. onu istanbul'da, şam'da, yahut mekke'de yaşatanlar oldu. hiçbir yer tayin edemeyenler daha çoktu.
peygamberimiz ölmüştür diyenlere de;
- peygamberimiz ne kadar zaman evvel ölmüştür?
denildiği zaman bu sefer onlar şaşırdılar. yüz sene önce, beş yüz sene önce, bin sene önce diye gelişigüzel cevaplar verenler oluyordu. fakat çoğu vakit tayin edemiyorlardı;
dinimizin adı ve peygamberimiz bilinmeyince de din ilkelerini ve ibadetleri doğru dürüst bilen hiç kimse çıkmadı. ezan dinlemişlerdi. fakat ezan okumayı bilen yoktu. namaz kılan bir iki kişi çıktı. fakat onların da hiç biri, namaz surelerini yanlışsız okuyamadı. daha garibi, niçin namaz kıldıklarını bir türlü anlayamadılar. sonra;
- köyünde cami olanlar ayağa kalksın
dedim. gerçi köylerinde cami olan birkaç kişi kalktılar. fakat onlar da bayramlarda, cumalarda adet yerini bulsun diye camiye gitmişlerdi. köylerinde mektep olan bir tek kişi çıkmadı. bazı camili köylerde, cami odasında küçük çocuklara imam tarafından kur'an ezberlettirilmeye çalışıldığını görmüşlerdi. ama usulü dairesinde ve ayrı bir köy mektebi gören kimse yoktu.
ilk ders beni şaşırtmıştı. bu bölük, o zamanki milletin bir parçasıydı. hepsi de anadolu köylüleriydiler. biz anadolu köylüsünü dindar, mutaassıp bilirdik. halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler.
fakat asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. daha ilk sual cevaplarda anlaşıldı ki, bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı.
- biz hangi milletteniz
deyince her kafadan bir ses çıktı:
- biz türk değil miyiz?
deyince de hemen
- estağfurullah!...
diye karşılık verdiler. türklüğü kabul etmiyorlardı. halbuki biz türk'tük. bu ordu türk ordusuydu. türklük için savaşıyorduk. asırlarca süren maceralardan sonra son sığınağımız ancak bu türklük olabilirdi.
fakat ne çare ki bu; biz türk değil miyiz?; diye sorunca; estağfurullah; diye cevap verenlerin görünüşe göre türk demek kızılbaş demekti. kızılbaşlığın ise ne olduğu bilinmiyordu. ama, onu her halde kötü bir şey sanıyorlardı. yahut belki de aslında kendileri kızılbaş oldukları halde böyle görünüyorlardı.
anadolu'da vaktiyle binlerce, on binlerce insan kızılbaş oldukları için öldürülmüşlerdi. gerçi bu öldürülenler hakiki saf türk aşiretler halkı, oğuz türkleri'ydiler. demek ki korku hala yaşıyordu.
dininde, milliyetinde birleşmiş olmayan bu bölük, dersler ilerledikçe görüldü ki, devletin şeklini, devletin adını, padişahın ismini, devletin merkezini, başkumandanını ve onun vekilini de bilmemektedir.
hele iş, vatan bahsine dönünce büsbütün karıştı. kısacası, vatanımızın neresi olduğunu bilen yoktu. yahut da bütün bilgiler, belirsiz, köksüz, şekilsiz ve yanlıştı.
edit: aleviliği, türklüğü ve diğer unsurları bilmeden tanımlamak kör-cehaletten başka birşey değildir.
sözlük gündemine birkaç haftada bir, ülke gündeminde ise 4-5 yılda bir getirilen; her seferinde biraz daha yaralandıklarını, insanların onları biraz daha aşağılamaya çalıştıklarını düşündüğüm; alevilik mezhebi mensubu kişi/kişiler. hayır, kime ne yapmışlıkları var, kimi neden geriyorlar onu anlayamıyorum.
bin bir türlü fırkası olan mehzep...
Hz Ali'ye Allah diyeni de var, Allah'ın oğlu diyeni de...
Ehli sünnet itikadına en yakın olan kolu caferilerdir...
iran'da rejim caferilerin elindedir...
Türkiye'deki alevilerden çok önemli farkları vardır...
Türkiye alevileri şiiliği kabul etmezler...
kıytırık bir hiperyobaz (ki adını hayatımda duymamışımdır 10000 kişiye sorsak 2 kişi bile tanımaz) , "alevilerin canlari, mallari, namuslari size helaldir. bunlarin evlenmesinden dogan cocuklar pictir. bunlar, gavurlardan daha kotudur. alevilerle yapilan savasta olen sehittir. bunlarin yasadigi yerleri toptan yok etmek caizdir."
dedi diye( ki dedi mi şaibelidir , malum bunları üreten iftiracı kesim çakma internet siteleri ile tanınır) tüm müslümanları (ki alevileri müslümandan saymıyor bu "aleviler üstün insanlardır" diye düşünen zavallılar) bu sözde hurafelerin takipçisi ilan eden bir güruh tarafından desteklenen kitledir.
akılları sıra "aman aleviler bizim tapulu malımız , chp den başkasına oy vermesinler" diye düşünen bu cahil kesim doğrudan ak partiye iftira atmaktan çekinmez.
"çorum la gurur duyuyormuş" diye alevi düşmanı ilan etmeye çalışır. bu zihniyete kalsa gerçi mevlana da kötüdür , yunus emre de kötüdür , hz muhammed de, hz ömer de vs de kötüdür. bir tek hz ali iyidir . geri kalan herkes düşman , herkes aptal bir tek aleviler süper...
yersen.
yemeyenler için...
türkiye de herkes eşittir. bazı kendinibilmez yüksek bürokratlar alevi kardeşlerimizi diğer kardeşlerimizden(laz , çerkez vs.) daha yükseğe çıkarma gayretindelerdir.
60 senedir aynı uğraşı verirler ama izin verilmez bunlara. bunlara izin verildiği gün cumhuriyetin yıkıldığı gün olacaktır.
5 tanesini öldürünce cennete gideceklerini sananlari görmüstüm, yemekleri zehirlediklerini sandiklari icin yemediklerini de duymustum ama o yemeklerin bir müslüman icin haram oldugunu ilk kez duyuyorum.
müslümanlik bu tür riyavetleri yumurtlamak ve cevrendekilere empoze etmek ise, aleviler'in bir kesme göre neden müslüman sayilmadiklarini(!) daha iyi anlamaya basliyorum sanirim;
kırık yıllık aleviyim şu rivayetleri bir türlü aklım almıyor.
"müslüman bir kişi" denmiş bu ne salakça bir tanımsa artık. ya arkadaş belli ki bomboş bir adamsın. sana okuma yazma öğretmişler şu teknolojinin nimetlerinden faydalanıyorsun, aç biraz oku. okuyamıyorsan gözlemle. bu ülkede milyonlarca alevi var. milyonlarca alevi esnaf var. binlerce öğrenci, öğretmen, işçi, memur, anne, baba. hiç mi biriyle temasa geçmedin. yani şimdi ben dersim ki rivayete göre amerikada her baba kızına karşı sapıklık yapıyor...bu rivayeti öğrenmenin en kısa yolu nedir açarsın bakarsın. incelersin. doğru mu değil mi? bir bak evlat. rivayetlerle artık hayat yürümüyor. 15. yy mağaralarında yaşamıyorsun. bilgi çağındasın. kendini yenile.
rivayete göre alevilerin yemeği haram, rivayete göre aleviler aile boyu birbirini düdklüyor vesaire, vesaire, vesaire. dimağındaki karanlığı siksinler ne diyeyim yani ağzımı bozmayayım diyorum ama kalın kafanız bunu hak etmiyor değil. evet alevi bir baba her yaşta kızını evaldı olduğu için sarıp kucaklayabiliyorsa, annesinin mis gibi yanaklarından öpebiliyorsa bu senin çağ dışı sapık zihniyetine ters düşüyorsa sakat olan sensin. abdestim kaçar diye yengenle aynı evde yalnız kalamıyorsan, fikrinle zikrinin raks ettiği eşikte aç sefil köpekler misali sapık sapık dolaşmandan kaynaklanıyordur. gün boyu yabancı marka yiyecekleri tüketirken müslüman olmuyorsun da aleviler sözkonusu olunca mı müslüman kesiliyorsun?
işte bu ülkeyi karanlığa sürükleyen, belimizi doğrultmamıza engel olan, çağdaş bir ülke düşümüzü kursağımızda bırakan zihniyet budur. kirlidir, karanlıktır bir çıyan kadar sinsidir.
hıristiyanlara bile hoşgörü gösteren, onlara değer veren ve devlet işlerinde görevlendiren osmanlı'nın ve onun uzantısı zihniyet olan akp nin değer vermediği, hoşgörü göstermediği ve devlet işlerinden alıkoyduğudur.
özünde güzel ve hoş insanlardır. sonradan içlerine asalklar girsede özünü kaybetmemişlerdir. ülkemizde Ateistlerin nefeslerini hep enselerinde hissetmişlerdir.
Ülkede ki en büyük ayıp ise haklarında hiç bir şey bilmeden onları karalamak kötülemektir.
sırf ayrımcılık olsun diye pazartesi akşamı karısı ile yatmaz yobaz çünkü ogün çocuk için ilk temel atılırsa o çocuk dogdugunda aleviler gibi olurmuş( elhamdülillah müslümanım yozlaşmış insanlardan degilim).vay sizin sihniyetinizi ....
Hayatımda gittigim illerde Bir çok alevi ile tanıştım evlerine misafir oldum inanın bana hiç bir sünninin evinde alevilerdeki gibi rahat olamadım.
Aleviler üzerinden rant yapma hevesinde olan ipnelerde yok degil hani. ülkede bu oyunları oynamak için zemin hazır zaten. unutmayın hiç bir alevi peygambermize hakaret etmez.
espriden(!) anlamayan, hoşgörüsüz kaka insanlar. ne olmuş canım memetalibey alt tarafı alevilerin kendi ana-bacılarıyla zikiştiğini ima eden bir espri yapmış, ne gerek vardı yaygaraya di mi canlar?
sanırım toplum olarak asıl sorunumuz empati yoksunluğu. biraz kendimizi bu önyargılara maruz kalan insanların yerine koysak her şey daha farklı olurdu.
herkes tarafından yanlış tanınan insanlar tarafından çamur atılan insanlardır.alevilik müslümanlığın bir mezhebidir.türk-islam sentezidir.aleviler oruç tutar bu yüzden de bayram kutlayabilirler.alevileri müslüman saymayanlar önce kendilerine bakmalıdırlar.*