akgün akova

entry57 galeri2
    26.
  1. akgün akova şiiridir.

    - Ümit'e-

    işin doğrusu
    önce sarıyı gördüm, sonra hepsini birden
    düşe dalmış bebekti gök oyuncağıyla

    ilerde adamla çocuk
    yürüyorlardı ikisi de tavşan uykusunda
    uzaktan yakından ilgileri yoktu gökkuşağıyla

    yemin ederim
    içimde bir sıkıntı o günden beri
    çocuğa yedi rengi
    bir arada işaret edemediğimden...
    0 ...
  2. 27.
  3. akgün akova şiiridir.

    göllerimi bırakıp denizlerine gelirim
    sevişmek için seninle
    Flora, çağlayanın karnında çırpınan kayık
    isteğin masalı
    tenime dağılan mıknatıs
    yüzükoyun yatmasan göremezdim
    sırtında bir bahçıvanın makas izleri
    Sevdalılar Parkı'nda ağır yaralı
    dudakların boynumun altında patlayan
    yavru papatya
    sokaklar bile göç ediyor Flora
    saatler ıslanıyor
    Tamburi Cemil Bey çalıyor seni anımsatan şarkıları
    kente kanadı kırık melekler yağıyor
    sevdamız yüksekten uçurdu bizi
    sevdamız, siste dolaşan tavuskuşları

    biz sevişirken ölmeliyiz Flora
    köprülerin üzerinde, çatlayıp bizi ikiye bölen
    erimiş bilgisayarlar bulmalılar çöp kutumuzda
    oyuncak mağazaları için soygun planları
    tahtlar, somun altından
    biz sevişirken ölmeliyiz Flora
    birileri haber vermeli bunu muhabbet kuşlarına...
    1 ...
  4. 28.
  5. akgün akova şiiridir.

    barış nedir sevgilim
    biliyor musun
    bir köprü müdür üstüne gölgeler düşünce çöken
    halka açılamadan batan bir şirket
    iki savaş arasında verilen çay molası mıdır barış
    yoksa
    hurdacıya söylediği son sözler mi
    bisikleti vurulan bir çocuğun
    söyle sevgilim
    Einstein'ın Roosevelt'e yazdığı mektup mudur barış
    Lozan'dan gelen telefon mu Mustafa Kemal'e
    çöplerini bilimin süpürdüğü bir sokak mıdır barış yoksa

    söyle sevgilim
    de ki
    tünediği balkon uçuruma düşen yavru bir kuştur barış
    saatçiyi hapse attıkları için kurulamayan bir meydan saati
    ayağımızdaki paslı çiviyi bacağımızı keserek çıkaran bir melek
    de ki
    aptalların türküsü
    oyuna getirilenlerin ülküsüdür barış
    dişleri sökülmüş Asya kaplanıdır kapitalizmin sirkinde

    de ki sevgilim
    içine bayat pil konmuş el feneridir barış
    fosforlu izleridir bayrakların üzerinde gezen salyangozların
    barış düşsel beyaz buluttur bir kaleye çarpıp dağılan
    kör bir toplumun tehdit dolu yazılarla kirlettiği bir defterdir
    barış
    kendinde bulamayıp başkalarında aradığıdır insanın
    barış
    halkının üzerine devrilen bir devlettir zor dönemeçlerde
    açılmadığı için posta kutusunda ölen bir mektuptur barış
    patlayıp seyircileri öldüren bir futbol topudur son dakikada

    bunların hiçbiri
    hiçbiri değilse barış
    söyle sevgilim
    savaşın düş kurduğu yerlerde
    hangi yüzsüzün uydurduğu bi' sözcüktür
    şu dillerden düşmeyen barış...
    0 ...
  6. 29.
  7. akgün akova şiiridir.

    yol ıslanmasın diye
    şemsiye açanlara...

    baba bana bağırma
    bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
    kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
    kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
    tenorlar kaçtı ses tellerinden
    çevreye saçıldı yavru diktatörler
    seni ne sopranolar istedi de vermedik baba
    baba bana bağırma
    bayrak direklerine konan kartalları anlat
    uzun uzadıya
    nasıl da göremediler avcıları
    o keskin gözleriyle vah hah ha
    şans yıldızlara özgü bir yalan baba
    yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
    savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

    yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
    radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları
    çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
    doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

    hiç unutmadım
    sakallarını yüzlerinde
    yüzlerini sakallarında unutan adamları
    ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
    Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın

    hiç unutmadım
    uzak yakın tüm tuzakları baba
    yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
    bir gam ağacısın
    kar yüküne dayanamayıp kırılan
    ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
    geri getirmediler
    güneşin başına gelenleri
    biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba

    baba bana bağırma
    bir kulağımdan giriyor sözlerin
    öbür kulağımı tıkıyor
    Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden
    Eva'nın peronunda
    karanlıktan kuşlar çalan bir tren
    bir bıçak kaçağı
    tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
    ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
    burada
    bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
    burada, tam karşında
    hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
    hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
    yol alırdı saatler
    karılarının namuslarını dillerinde saklayan
    adamlar vardı bir taraflarda
    televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
    gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
    ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı
    Sovyet Rusya'da
    kafandaki duvarları
    niye cebine koymuyorsun sen baba

    baba bana bağırma
    farkında değilsin
    arkasını ezilenlerin yaladığı
    bir posta puludur dünya
    bir karadelik yutana kadar uzayda bizi
    asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
    söylemenin tam sırası
    ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
    partiler getirdi baba
    ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
    bir yaşamlık kaygı duruşundayım
    yakın tarihimiz için

    baba bana bağırma
    bacağından vurulursa bir şiir
    nereye kadar gidebilir
    bana bağırma baba
    kendine bağır
    yoksa her şey bitebilir...
    0 ...
  8. 30.
  9. "bir takım elbise gibi bakmama peşindeyiz dünyaya
    ütülü pantalon, temiz gömlek, ceket kravat toplamı olarak
    yaşamama peşindeyiz"* diyen şair.
    0 ...
  10. 31.
  11. duymuşsundur Kaşıkçı Elması'nı bir kaşık suda boğdum
    yazdığım şiire girmek istedi piç kurusu
    alısmışmış aşk şiirlerine
    var mı öyle yağma be
    üstümüzde ne hakkı var ne iyiliğini gördük
    ne değeri var Hiroşima 8.15'de
    Kurtuluş Savaşı'nda, Vietnam'da, mayın tarlalarında
    duymuşsundur Topkapı Sarayı'ndan kaçırıp boğdum Elmas'ı
    herkes hak ettiğini
    bak hak edilmiş cazgır sevinçlerim oldu mu
    ille de yanıma seni isterim
    gel beni kadınla, beni ateşle, beni demle
    sözcüklerimin izini sür
    sıyır kabuğundan gerçeği
    porselen kırığımı, yazboz tahtamı
    Fenike alfabemi çöz götür milattan önce çok eskiye
    hüznümün parantez içini aç, genişe aç, sessize aç,
    belleyip yabanotları yeşille

    yalnızlık nöbetime geldi mi sıra
    beni ikizle, beni kedile, beni sevgile
    biliyorsun yaşamak zorundayız kimseye boyun eğmeden
    iki kişi de olsak, çoluk çocuk da olsak
    oysa gökyüzünün kuş mezarlığına döndüğü doğru
    insanların şikayet kutusu olduğu
    denizin ucu kaçmış su olduğu
    cellatların büyük ilanlarla arandığı doğru
    işte sırtımı sana dönüyorum öldüreceklerse sen öldür beni
    yaşayacaksam sen yaşat
    sen adala, sen dalgala, sen ıslat

    duymuşsundur ömür boyu hapis yedim bir kadının boynuna
    0 ...
  12. 32.
  13. bir şans verilse, hayata kim olarak gelmek isterdin diye sorulsa bir; dünya sikine minare götüne bir berduş, iki; akgün akova derdim.*
    o güzelim şiirlerini yazdığı, aşık olduğu kadının; karısının, iki yıl ingilizce öğretmenliğimi yapmış özlem akova olmasıyla beni dumurlara sürüklemiş adamdır aynı zamanda.

    bugüne dek baba bana bağırma şiirini okumamış insanlar, çok şey kaybetmişlerdir.
    2 ...
  14. 33.
  15. sende deniz misin be marmara şiirinin şairidir, ki saygı duyulması gereken bi şahsiyet şiiri okuduğunuz zaman bi an böyle afallamak olur vay aq dersin işte böyledir.
    0 ...
  16. 34.
  17. sen de denizsen marmara
    otur hesapla bak, üç kere daha denizim senden
    ama bana deniz diyen yok o başka dava
    sarıyer'in oralarda mavi bir nokta yok mesela
    tüh ki atlaslara falan da geçmez adım
    sen de deniz misin be marmara
    senin istanbulun okula gider mi
    çocuk felci nedir bilir misin
    adalarından herhangi birinin bile kara mıdır bahtı
    sen de deniz misin be marmara
    hiç kızıp köpürme ama
    hiç deniz görmesek yutardık belki marmara
    yani iki boğaza bakıyorsun diye
    deniz diyorlarsa sana
    canına okurum ben böyle işin
    ben evde altı boğaza bakıyorum
    hem de ay ortası biten bi maaşla...

    şiiriyle bana yıllar sonra şiir okuma alışkanlığı kazandıran şair.
    tabi insan bir taraftan duygulanıyor bu şiirle, birisi de çıkıp "ben de kumburgaza çok ayar oluyorum ben de ona mı birşeyler yazsam acaba?" diyor ama aldırmıyor insan şiir okuyunca.
    1 ...
  18. 35.
  19. "ve severken seni,
    sevdikçe seni
    hep çocuk kalacağım, biliyorum."
    3 ...
  20. 36.
  21. ateş böcekleri adlı şiirinde benzersiz bir yerçekimsizlik örneği sunan şair. *

    ışıkla ilgili bir yazı okuyordum, elektrikler kesildi
    boğazından geçerek midesine indi kent gecenin
    mum aramadım, oysa vardı
    pencereye gittim kalkıp çalışma masamdan
    iki sevgiliden söz ediyordu ağaçlar fısıldaşarak bahçede
    ağaçların yalnızlıklarından korktum
    sonra yollardan söz açtılar, düşledikleri yollardan
    işte o zaman ateşböceklerini,
    birbirini kovalayan iki yanarsöner ışığı gördüm
    gezinen son yıldızlarıydılar yeryüzünün
    çaldıkları ağustosböceklerini tahta kafeslere dolduran
    bir hırsız çetesi geçti sokaktan
    ay siliyordu, siliyordu camlarını terleyen evlerin
    bir ırmak kente geri dönmeyeceğini bildiren
    bir mektup yazıp akıp gitmişti sudan gerekçelerle

    yerçekimini aşk yoksunlarına bırakıp
    bir bir çıkardım giysilerimi
    ve kapısını araladım uyuduğun odanın
    sonra açılmak için dokunmamı bekleyen
    pembe gülleri gezdirmeye gittik
    ağaçların gözlerini yumduğu küçük koruda
    gökyüzümü sarsıyordu ıslak kelebek kanatların
    ve geceyi
    şu ısırıp durduğun geceyi
    gitgide derinleşen karanlıkta gitgide sertleşen geceyi
    yıldızların gökfişekleri gibi içimizde patladığı geceyi
    çiğlenmiş sabahla birleşen ve küçülen geceyi

    her güne böyle başlayalım sevgilim
    böyle, ateşböceklerine teşekkür ederek..
    0 ...
  22. 37.
  23. ebru

    sen kar topuna tutulan bir yıldızsın ebru
    duvarlara karşı çalınan ıslıksın
    beyaz bir bulutsun çamaşır makinesine atılan
    metal yığınlarının dagıttığı bir duygu bahçesiyken yüreğin
    ipliğe tutunmaya çalışan kirik düğmesin
    çok güzel bir kadınsın da, bunu niye saklamalı
    niye saklamalı
    tutkulu aşklarin masallarda kaldığına inandığını
    ve
    aradığını yine de
    avuçlarını yangına verecek elleri

    rüzgârda açılan saçın güzelliğisin sen ebru
    gülüşünü çalmak için hırsızların pusu kurduğu bir yüz
    batan bir geminin ambarındaki kuyruklu piyanosun
    istanbul'un boğazında sallanan bir diş gibi dururken deprem
    coğrafya kitabısın en kaygan fay çatlağının
    esrik bir kadınsın da, bunu niye saklamalı
    niye saklamalı
    gözlerinde mavi, uysal kediler yürürken
    birden gözbebeklerinden kaplanlar firladığını
    ve
    yıktığını
    geceleri aşıklarının üstüne

    boşlukta salınan bir tüyü andırsan da sevgili ebru
    aramizdan kuşlar geçer, kanatları kırılmaz
    hem niye saklamalı
    uçuldukça uzayan bir göç yoludur aşk.
    0 ...
  24. 38.
  25. Uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
    Harıl harıl onu arıyordu istanbul, duyuyorduk
    Galata Kulesi’ndeydik, başın omzumdaydı
    Kule döne döne içimizdeki gökyüzüne akıyordu
    Sevgilim,
    yüreğimin ipleriyle dudaklarına indim senin
    Gözbiliminden tenbilimine dönüşürken aşkımız
    Kule’den aşağıya fırlattım beynimi
    “Dalgın şair!” dedi Einstein, Niels Bohr’a dönerek
    “Baksana, unutmuş beynine kanat takmayı!”
    “Yürekle beyin arasındaki en büyük belirsizliktir aşk,”
    diyerek söze karıştı Heisenberg.
    “Belki de, iki yüreğin aynı dalga boyunda buluştuğu bir salınımdır o!”
    dedi Louis de Broglie.
    “Aşk, bir kara cisim ışıması değil midir?”
    böyle sordu Max Planck da
    dayanamayıp,
    ışık tozuna bulalı gözleriyle.
    “Kendinize geliniz efendiler!” diye söylendi Takiyüddin
    ”Bilimle açıklanamaz aşk, şiirle açıklanabilir ancak!
    O, uzun saçlı bir yıldızdır; yüreğin içinde taranır”

    Bence sevgilim,
    söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk.
    Dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran.

    Galata Kulesi’nden aşağıya fırlattım beynimi, söylemiştim
    bana bakan
    uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk.
    Aşağı tükürsem Dördüncü Murat
    Yukarı tükürsem Hezarfen Ahmet Çelebi
    Ağzımın içinde dilin, bulutlarımı ıslatan gökırmak.
    Sonsuzluğu ikiye bölmektir aşk,
    kasığına yazdığım ak yazı.

    Sevgilim,
    ağzına düşerken yanardağının
    kanatlarım ol benim.
    Kafeslerinden soyundur kuşlarımı,
    Balıklarımı çıplakla tuzdan.
    Cenevizli boynumu sev, Venedikli sırtımı
    Osmanlı kokan saçlarımı
    Anadolu’dan gelen gözlerimi
    Pera’lı bakışımı sevgilim, istanbullu ellerimi.
    Bana beni anımsat,
    Sensizken yitirdiklerimi.

    Kule’den aşağıya fırlattım beynimi, bir yerlerde yazmıştım.
    Bak işte,
    bir çift martının yanından geçiyor düşerek.
    irice olanı, “Herifin biri kafayı yemiş yine!” diyor yanındakine,
    “Sen aşktan ne anlarsın koca gaga!” diye söyleniyor diğeri.

    Sevgilim onlara aldırma sen
    yalnızlığın kabuğuna çekilip
    kendi içime düşerken bile
    kanatlarım
    kanatlarım
    kanatlarım ol benim.

    ne mükemmel bir şiirdir. *
    1 ...
  26. 39.
  27. SEVGiLiM

    sevgilim
    ecza dolabının raflarında bekle beni
    bir tüp diş macunu, bir şişe siyanür
    ve zambak kokulu sabunlar

    sevgilim
    Büyük Millet Meclisi'nde bekle beni
    kürsüdeki yerimi ısıt
    Güzel Konuşma Dersi vereceğim hiç ağzımı açmadan

    Sevgilim
    iki bilinmeyenli bir denklemde bekle beni
    matematik tanrısının sonsuzluk evi
    ve akıl hastanesinin sisli bahçesi

    sevgilim
    bir kedi bahçesinde bekle beni
    yüreğinde deltalı tırmık izleri
    ve karikatür saraylar

    sevgilim
    polis otolarının fırıl mavi ışığında bekle beni
    sakallı kaldırımlar, guguklu saat suçları
    ve tarçın kokulu şizofren

    sevgilim
    Çocuk Kalmışlar Derneği'nde bekle beni
    "hepsi pekiyi" süt dişlerin, korsan gemilerin
    ve altını ıslatmış bez bebeğin

    sevgilim
    bu şiirin çıkışında bekle beni
    saat kulemizi geçenlerde yıktılar.
    1 ...
  28. 40.
  29. SEVGiLiM

    sevgilim
    ecza dolabının raflarında bekle beni
    bir tüp diş macunu, bir şişe siyanür
    ve zambak kokulu sabunlar

    sevgilim
    Büyük Millet Meclisi'nde bekle beni
    kürsüdeki yerimi ısıt
    Güzel Konuşma Dersi vereceğim hiç ağzımı açmadan

    Sevgilim
    iki bilinmeyenli bir denklemde bekle beni
    matematik tanrısının sonsuzluk evi
    ve akıl hastanesinin sisli bahçesi

    sevgilim
    bir kedi bahçesinde bekle beni
    yüreğinde deltalı tırmık izleri
    ve karikatür saraylar

    sevgilim
    polis otolarının fırıl mavi ışığında bekle beni
    sakallı kaldırımlar, guguklu saat suçları
    ve tarçın kokulu şizofren

    sevgilim
    Çocuk Kalmışlar Derneği'nde bekle beni
    "hepsi pekiyi" süt dişlerin, korsan gemilerin
    ve altını ıslatmış bez bebeğin

    sevgilim
    bu şiirin çıkışında bekle beni
    saat kulemizi geçenlerde yıktılar.
    1 ...
  30. 41.
  31. gerçi esmeriz ya, Marliyn Monroe'dan bir fazla sarışın
    Bir fazla istanbul efendisi yaşlanmış çınarlardan
    istanbul dedim de aklıma orda olduğum geldi
    Karı muhabbetlerinde mi her allahın günü
    Carıl curul mu yine tatlı kaçık istanbul
    Ne halt edersen et en çok sedef bakışını arıyorum senden ayrıyken
    En çokdan çok da dünyaya meydan okuyan gülüşünü
    Şiirim diyorum ona, bu sözü bir fazla hak ediyor bütün şiirlerimden
    Yaban gülüm diyorum
    Çılgınlığım
    Vazgeçemediğim
    Birden güvercinli güvercinli gülüyorum
    Bak
    Sevdamıza bir numara dar geliyor sanki şimdi yeryüzü.

    şiirinin sahibi olan kişidir.
    1 ...
  32. 42.
  33. "baba bana bağırma. farkında değilsin arkasını ezilenlerin yaladığı bir posta puludur dünya. bir karadelik yutana kadar uzayda bizi asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen. söylemenin tam sırası, ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin partiler getirdi baba. ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan bir yaşamlık kaygı duruşundayım. yakın tarihimiz için..."
    1 ...
  34. 43.
  35. ayrıldık ya, ateşini söndürdüm, uçuçböceklerini yaktım
    içim cız etmedi mi, etti, allah kahretsin
    gözlerime uçaklar düşmedi mi, düştü, allah kahretsin
    gül yapraklarını tuvalet kağıdı yaptım, yıldızların
    bodrumda
    Nuh'un gemisi sırtımda paramparça
    cami kedilerinin yalnızlığından geçindim ve daha bilmem
    nelerden
    seni unutmak istedim bunca kıskançlığımla
    ezogelin çorbanı, arapsaçını
    sigara külünü unutmak istedim
    unuttum mu, unutamadım, allah kahretsin

    ayrılık taş duvar
    ayrılık Çin Seddi aramızda
    Çin Seddi ne kadar uzun, allah kahretsin.

    Akgün Akova
    2 ...
  36. 44.
  37. "hüzünü unutuşun bu gece, belki sözü edilmez
    bilinmez, belki yanıbaşımdadır o kaygan sevdan
    bu şiir kuştüyü elini ilk özleyişimdir senin"
    1 ...
  38. 45.
  39. "çiçeğe durur gibi uyanışım" şiiriyle sabahlarımı şenlendiren şair ama insan...

    Sabah sabah
    Bir uyandım bir uyandım sormayın
    Çarşafım yeni ya biraz ondan bilindi
    Güneşti camdan vuran serseri kılıklı, kar bile yağsa
    Belki bir meleğin sırtını kaşımış
    Ya da kafayı üşütmüştüm sağımdan kalkarak
    Hepsi olabilirdi
    Bugün aybaşı, maaş alacak
    Talih kuşu başına konacak, ondandır dendi
    Biri de tutturdu düşümde cenneti görmüşüm
    Boşversene sen arkadaş
    Öyle olsa cenneti bırakır da uyanır mıyım hiç

    Hiçbiri değil dostlar hiçbiri değil
    Çiçeğe durur gibi uyanışım
    Akpak sevdamdan
    Ve böyle bir günün say say bitmez güzelliği
    8 ...
  40. 46.
  41. "saçıma dokunma" diyorsun masal saçan bir sesle
    ekmek gibi dilimlediğimiz yatak sarılmış bize,
    bırakmak istemiyor
    kasıklarını öperken “saçıma dokunma” diyorsun
    dilimde gezdirirken seni,
    "saçıma dokunma, n’olur"
    kapısı açılan bahçene girerken bir daha, bir daha
    anılar dökülüyor göksarmaşıktan

    ikimiz de biliyoruz
    bir çözsem saçlarını
    bir daha söz etmeyeceğiz ayrılıktan
    saatlerin saçları olsaydı sevgilim
    bu kadar hızlı geçip gider miydi zaman
    ah sevgilim ne diyecektim ben sana
    aç pencereyi ve dışarıya bak
    son gecemizde kar altında kuğular.

    Akgün Akova
    2 ...
  42. 47.
  43. Bence sevgilim,
    söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk
    dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran.

    Akgün Akova
    1 ...
  44. 48.
  45. Kanat Terzisi

    her şeyi
    anladılar
    sevgilim
    seviştiğimiz
    yatakta
    unutulmuş
    bir çift
    kanat
    bulunca

    terzilerine
    gidiyor
    kentteki
    kadınlar
    kendilerine
    kanat
    diktirmek
    için
    o günden beri.

    Akgün Akova
    1 ...
  46. 49.
  47. “Ağlayınca incisini düşüren bir istiridyeye benziyorsun. Sen benim gökyüzünü düşleyen bir denizyıldızı olduğumu
    biliyor musun?”
    — Akgün Akova
    0 ...
  48. 50.
  49. hasta galatasaraylı bir şairdir. bunu "severim dansözleri" adlı şiirinden anlayabilirsiniz

    bu kış kıyamet
    ilkbahara taktım kafayı
    kardanadam çöpçüsü, n'olacak
    ben var ya ben, bu hoptereleyli adam
    her zaman bir şeyleri düşünürüm dişlisine dişsizine bakmadan
    neden V şeklinde uçar yabankazları
    özgürlüğü, işkembe çorbasını, benzoik asit eldesini düşünürüm
    sofra kurallarının dangalak işi olduğunu
    DNA molekülünün sarmallığını
    hasret girmişse araya Özlem "ımi düşünürüm
    oof off siz orda, hani maşallah çamura yatmış manda gibisinizdir
    gak deyince su, guk deyince et
    içmiyorsanız, küfür etmiyorsanız, tükürmüyorsanız
    baloda değilseniz, orkestrada baş kemancı
    yatıp zıbarmışsınızdır iki seksen bir doksan
    kuaföre zamanınız vardır da kitap okumak mı, tüü tüü tüü Allah korusun
    aklınıza uymadı mı bir insan, bir düşünce, bir şiir sinirlenirsiniz
    bir kısmınızın içi bozukluğu şurdan bellidir ki
    çıkarır tabancayı, daaan daaan daaan
    namus belası, kan davasıhava parası
    baldır bacak hariç gazete başlıkları böyledir
    Fener iki Cim Bom sıfırdır kimi pazartesileri
    niye kaçırmıştır penaltıyı beş numara, niye
    nedeni vardır
    her şeyin bir nedeni vardır
    unutmayın üstelik her nedenin de nedenleri vardır iyi mi
    bu şiirin yazılmasının da bir nedeni var
    biz burda keyfimizden şiir yazmıyoruz arkadaş
    bizim de neşemiz, bizim de sıkıntımız var
    yetmiyor gibi ben her gün bir şeyleri düşünürüm
    dansözlerin ekonomiye katkısı ne bugün bunu düşüneceğim
    sonra mı ?
    sonra geçip karşılıklı, oooh yandan
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük