ülke ülke dolaşmak bir cumhurbaşkanının işi değildir. bu o kadar çok övünülecek şey de değildir. bunun için görevli dışişleri bakanınız vardır.
belli bir ideolojinin safında yer almamış olması cumhurbaşkanlığı kurumu için de aranılacak bir erdemdir. bunu layıkıyla başarmıştır. bu soğukluksa soğuktur.
yalnız görevini yapmış vazife adamıdır. popülist olmamıştır.
dürüstlüğü, insanlığı, alçakgönüllülüğü ile gönlümüzde taht kurmuş olan eski cumhurbaşkanımızdır. özellikle siyasetten dışından gelmiş olması ve hukuk kökenli olması çok büyük bir artıdır. Kendilerini her gün daha fazla özlüyoruz.
kendisi bütün mesaisini ak partiye icraat yaptırmamaya adamıştır. ak parti ile asla diyalog kurmamıştır, adeta ak partiyi gayri meşru bir yapılanma olarak görmüştür, haklı da olabilir, yani chp zihniyetli bi adamın ak partiyi benimsemesi zordur, biraz daha sağ ve sol görüşe aynı mesafeden bakabilen biri olsaydı herhalde kimse bişey demezdi, demirel bile yılların sağcı politikacısı olarak bilinir, ecevit gibi solcuya bile yakınlık göstermiştir.
son zamanların en iyi cumhurbaşkanı.
zaten orada hiçbir şey yapmasa bile, devletin parasını çarçur etmemesi bile ülkeye bir hizmet.
normalde bu bir hizmet değil elbette ama şu anki duruma bakınca bu bile bir hizmettir. şimdikilerin neler yaptığını biliyoruz.
bu halkın değil kemalistlerin cumhurbaşkanıydı. onlara müstehak bir idare sergiledi ve acil unutulacaklar listesine kafadan girerek tarihteki yerini aldı.
devletin parasını yememiştir.
bence bugünlerde yeterli bir özellik.
bu hale getirdiler bizi. gelen yedi, giden yedi...
bu adam yemedi evet. iyi işler yaptı mı yapmadı mı tartışmam bile. devletin parasını çalmadı bu adam.
ne kin kusuldu bu adama arkadaş, kılıçdaroğlu vasıfsız, ahmet necdet sezer kemalist...
vasıflı ve takdire şayan bir insan olmak için halkın parası ile duble yol yapıp 2 hafta sonra çökmesine izin vermek mi lazım illa? bildiğin treni kapasitesinin üzerinde zorlayıp yolcularına ölümlerden ölüm beğendirmek mi lazım? şark kurnazlığı ile e5'ten iki şeridi alıp bildiğin düz otobüslerin adının önüne "metro" kelimesi eklemek ve yeni bir icatmış gibi sunmak mı lazım? her daim böyle yaldızlı, popülist ve kandırmaca hareketler mi takdir görecek benim yalnız ve güzel ve cahil ülkemde?
görevde olduğu dönemde hükümet tarafından sık sık cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin fazla olduğu ve yeniden ele alınması gerektiği, görev süresi dolduktan sonra ise tersine yeni reisin yetkilerinin artırılması tartışmalarını gördükten sonra neden sevilmediğini daha iyi anladığım onuncu reis.
oğlunun düğününün olduğu gün, köşkün o günkü elektrik faturasını ve giderlerini kendi cebinden karşılamış güzide bir kişilik, hukuku son derece iyi bilen, haklı şekilde anayasa kitabı fırlatmış kişiliktir. devlet soymadığı da bir gerçek.
yolsuzlukların üzerine gidilmediği için, kendi siyasi görüşüne yakın olan bülent ecevit'e kitapçık fırlatmış kişidir. "benden olana dokunmam" siyasetini benimsemediği için pek sevilmez malum kimseler tarafından. çünkü onlar alışmıştır "benden olan zengin olsun" demeye.
apartman yöneticisi tarzında bir ademoğluydu ahmet necdet sezer. bir kitap fırlatmasıyla 2 milyar dölarlık sermaye bir gecede (rakamla 1) uçup gitti. azılı bir kemalistti. halka rağmen halk içinci bir minval seçen bu yakışıklı abimiz, krizlerde ülkeyi iyi yönetmeyi boşverin krizi yaratan kişiydi. memnuniyetsiz, sovyet tarzı bir bakışı vardı bu abimizin. dinle imanla pek işi olmazdı. olanı da sevmezdi.
belki devletin en başında olduğundan kemalizm hastalığına neşter vuracak recep tayyip erdoğan babayiğidinin önlenemez yükselişine karşı memnuniyetsizdi ahmet necdet sezer. resmi olarak kemalizm ideolojisini son savunan kişiydi.
cumhurbaşkanı koltuğunda oturmaktaydı fakat sadece kodeste ki bölücülere başkanlık yapmaktaydı. onları sever, kollar, arada affederdi. onlara gösterdiği şefkati geri kalan yurdum insanına da gösterseydi iyi adamdı.