ikinci albümü acılara tutunmak'tır. bir gün kasetçisine gider ve yirmi bin kasedinin silindiğini öğrenir. buna çok üzülür ve ''altı ay sonra bu çarşıdan içeri girdiğimde herkes beni parmağıyla gösterecek''der. altı oy sonra şafak türküsü albümünü yapar.
o günden sonra hep parmakla gösterilen adam oldu ahmet kaya. olaylarla, çıkardığı arızalarla, yaptığı müzikle fırtına gibi geçti hayatlardan. öldüğünde 43 yaşındaydı ve yalnızca 13 sene süren profesyonel müzik yaşamında şu an sanat tanrısı veya tanrıçası diye gösterilenlerin 130 yılda üretemeyeceği kadar ezgi bıraktı hafızalarda.
çok şey denildi hakkında, daha da çok şeyler yazılabilir yada denilebilir hakkında ama gerek yok çünkü ne dersem diyeyim beyinlerde oluşan negatif algoritmaları silemem.
(bkz: altın yere düşmekle pul olmaz)
hep utana sıkıla, gizli saklı dinlediğim süper sesli şarkıcı. baskılardan, fişlenmekten tırstık zamanında. artık kafama takmadan dinliyorum, çok ta beğeniyorum. görüşleri beni ilgilendirmez, ben müziğini seviyorum.
müzikten çok siyasetle ilgilenen en kötü hakarete değer şahıs. üstelik bir de kürt gibi görünüp türklere yağ çekmesi yokmu tıpkı günümüzün şerefsiz şiwan perver ve şerefsiz ibrahim tatlısesi gibi en ağır hakareti ettirir kendine.
--spoiler--
kar yağmıştır sardunyanın üstüne
Anılar toza toza bulanmıştır.
Kitaplar sobada yanmış
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır
--spoiler--
--spoiler--
susamıştır tebessümün seyrine
Saçları hiçbir gün okşanmamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız
Ah... vefanız kadar yanlış
Mümkünse farz edin yaşamamıştır.
--spoiler--
o. ç nun önde gideni bir şerefsizdir. avrupada pek çok kez pkk için konserler vermiş. ve bölünmüş türkiye haritaları önünde boy boy resim vermiştir. ama insanı asıl kahraden bu haini sevip savunan türklerin olmasıdır.
21 mart 2013 tarihinde diyarbakır'da nevruza katılan savaş ay'a ahmet kaya'nın eşi gülten kaya: 'Nasıl mutlu ve coşkulu olduğumu anlatamam Savaş. Barış ve kardeşliğin tohumlarının çatladığı gün olsun bugün
diliyorum. Keşke Ahmet de yaşasaydı ve bu güzel güne katılabilseydi' demiş.
keşke be abim keşke sende görseydin barış için meydanlara akan milyonları.
Ne kadar zamandır tanıyorum onu, bilmiyorum. Sanki kendimi bildim bileli dinliyorum o güzel sesini. Canlı dinlemek nasip olmadı bana, o yasaklıyken verdiği konserlerde ben muhtemelen daha ergenliğe bile girmemiştim. Öldürdüler sonra. Malum işte, herkesin bildiği. Ne güzel adamdı Ahmet Kaya, ne güzel adam hala. Yaşasaydı, tanışsaydım onunla abi der, boynuna atlardım kesin. O kırmızı atkısına dolardım kollarımı. Neden bilmem sanki bir kış gününe yakışırdı. Başında kasketi, suratında o güzel sakalları parlardı. Gel otur iki gözüm der, ayrılırken gözlerimden öperdi. Ah bırakır mıydım hiç, illa söyletirdim bir şeyler. Ay gidiyor'u okusana abi nolur derdim. Böyle hüzün dolu bir şey olduğuna göre belli, yine dertliydim. Ahmet Abi, ay'ı gönderir, benim canımı yakar, evimi başıma yıkıp giden adam için ağlatırdı beni. Sonra mesela doğum günüm olurdu, sevdiğim adam başka ülkede ben bambaşka bir yerde. O gün görürdüm ve duyardım ki sevdiğim adam doğum günümü kutlamış Ahmet Abi'nin şarkısıyla, ama o boncuktan yapılan kuş hiç konmamış bana. Ah nasıl kıyarlar böyle güzel adama? Ben bilmezdim ki daha önce müjgan demek kirpik demek. Müjgan güzel bir kadın adıydı, Ahmet Abi'nin yanına da güzel kadın yakışırdı. Evlatlarını yiyen bir ülkenin çocukları olarak acılara tutunmayı ne de güzel öğretti bize.12 yıl olmuş sen gideli, değişen ne var şimdi sen söyle.