ümit burnu'nun keşfi ve yol bellenmesi sürecinin bir parçası olarak içerlerinin kitaplara ve haritalara günümüz bilgi ve alt diliyle aktarılması süreci, coğrafi keşiflerin bir parçasıdır. afrika'nın kenarlarının değil de içerlerinin keşfi sürecinin en büyük tetikleyicileri, köle ticareti, fildişi ve altın'ın yanı sıra, bir de nil nehridir. nil nehrinin kaynağını bulmak için avrupa kıtasından birçok kişi her tarafı alt üst etmiş, gidip gelmiş yazmış çizmiş en sonunda emellerine ulaşmışlardır.
afrika'nın içerlerinin keşfi genellikle misyonerler ve sivil kişiler eliyle yürütülmüştür. bununla birlikte, en sonunda, devlet yöneticileri krallar filan olaya el koymuş ve buralar bizim demişlerdir. sonra da neresi kimin olacak hesapları yapıp, taksimatlar yapmışlardır. hatta, bir tarihte, belçika kralı, bir konferans bile düzenlemiş, ve taksimatın prensiplerini belirlenmiştir. ingiltere, fransa, almanya, portekiz ve belçika kardeşler konferansın tüm organizasyonu ve masraflarını üstlenmişlerdir. yazık!
daha sonraki yılalrda bazı yeni konferanslar daha yapılmıştır. örneğin, 1884-85 yıllarında bismark'ın önderliğinde bir konferans berlin'de toplanmıştır. bu konferanst'da nerenin kimin etki sahası olduğu belirlenmiştir. eskiden, bir bölgeye bayrak dikmek, orda liman yapmak ve bir iddiada bulunmak, o bölgenin ona ait olduğunu göstermeye yeterken, artık bu konferansta alınan karara göre, orada bizzat savaşacak ve orayı elinde bulunduracak kuvvetin olmadıkça oranın kendi etki alanın olduğunu iddia etmeye yetmiyordu. böylece portekizlilerin ümit burnunun keşfi sürecinde elde ettiklerini iddia ettikleri bütün yerler elinden alındı. ama yavaş yavaş, kimin nereye hükmedeceğinin sınırları çizilmeye başlandı. ama aşiretlerin topraklarının sınırları tam olarak belirlenemediği için, hiç bir zaman tam olarak sınırlar çizilemedi. bugün de devam eden sınır anlaşmazlıklarının temelleri o zamandan atıldı. daha sonra italya da afrika kıtası üzerinde iddiada bulundu ona da doğu afrika'da bazı yerler ve habeşistan verildi. ama hevesi kursağında kaldı.
tabi ki bununla kalmadı afrika'nın geleceği, hep bir ganimet olarak bakıldı başkaları tarafından, ve başka düzenlemeler ve paylaşımlara hep konu olmadaya devam etti.
sınırlarında ekvatoru barındıran kıtadır, yeraltı kaynakları bakımından zengindir, yıllarca avrupalı devletler tarafından sömürülmüştür.dil, din, kültür açısından ufalanmalar, kabile çatışmaları, sınır ve toprak sorunları, sağlık yetersizlikleri vardır...tüm bu sebepler orta doğudan sonra sıradaki özgürleştirilecek(!) bölgenin neresi olabileceği hakkında ipuçları vermektedir.
dünyanın her yanındaki ülkelerin haritalarına bakınca girintili çıkıntılı, zorlu sınır çizgileri görüyorken, cezayir,libya, mısır, mali, moritanya, nijer, çad, sudan, angola, zambiya, mozambik, tanzanya gibi bir çok ülkenin haritalarının çok kolay bir şekilde belirlendiği, dümdüz çizgilerin sınırladığı ülkeler görülüyor afrika'da. bu durum kıta insanının yaşam mücadelesinin değil de, beyaz adamın ince hesaplarının sonucu olabilir mi?
Afrika Afrika'm benim.
Başeğmez savaşçıların Afrika'sı
Hani o ata yadigârı ovalara adını yazmış
Hani o büyükannemin şarkılarındaki
Karşı ırmak boylarındaki
Savaşçıların Afrika'sı
Ben seni hiç görmedim
Kanın damarlarımda oysa
O güzelim kara kanın
Kırları bayırları sulayan
O güzelim kara kanın
Bulaşır terlerine
Kölelikten canı çıkan çocuklarının
Afrika söyle bana Afrika
Senin sırtın mıdır bu
iki büklüm ezilgin olan
Küçük görmelerin ağırlığı altında
Kızıl yaralar açan sırtında çiçek çiçek
Kırbaç kırbaç inleyen sen misin yaz sıcağında
Erkek bir ses yanıtlıyor
Mert oğlum büyüyor işte yiğit ve güçlü
Burada bunca viranlığın ortasında
Beyaz soluk çiçeklerden bir ağaç
Afrika bu senin Afrikan
Yeniden dallanıp yeşeriyor bak sabırla inatla
Sunarak ürünlerine yavaş yavaş
Acı tadını özgürlüğün.