Nisanda yediği "Demokrasi" darbesiyle önü engellenen, eskinin "Tarikatçı" şimdinin "Ilımlı Demoktatı",özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerde önemli rol oynayan ve oradaki insanların gözünde saygı kazanmış, eşinin türbanını sorun edenlere karşı davranışı merakla beklenen, Türk insanının %46'sının sevdiği, ordunun sevmediği, Selamet hırkasını çıkarıp mazbatasını alan, oturduğu makamın hakkını vermesi gereken önümüzdeki 1 yıl boyunca daha tartışılıcak olan uzatmalı, yeni Cumhurbaşkanımız.
demokrasiye saygı duyulmadan seçilmiş olması sebebi ile herhangi bir şekilde saygı duyulmaması gereken cumhurbaşkanı. ya ilerideki saçma hareketleri halka dokunmaya başlayınca halk indirecek ya da asılacaktır. *
edit : akp'nin tüm kurmayları için geçerlidir bu tanım esasında. kısmen.
kendisini cumhurbaşkanı zannetmekte hukuken haklı olan insan.
edit: bir zamanlar da şimdi "hukuken" cumhurbaşkanı olduğu gibi "hukuken" başbakandı diyor ve her yörede geçen küfürlerde anlatılan kimi şeyleri arkasına ekliyorum.*
kim ne derse desin demokrasi kazanmıştır. halkın bu kadar istediği bir devlet adamının engellenmesi de zaten çok ta mantıklı değildi. halk kazandı. halktan olan bir cumhurbaşkanımız oldu. hayırlı olsun dediğim, saygı duyduğum, cumhurbaşkanımız.
yemin ettikten sonra, söze "geçtiğimiz günlerde, tüm dünyanın gıpta ile izlediği bir seçim yaşadık, bugün de yine tüm dünyanın gıpta ile izlediği bir cumhurbaşkanlığı seçimi yaşadık" cümlesiyle başlamıştır. acaba, %46,8 oy alınmasaydı ve akp tek başına iktidar olamasauydı, yine aynı açıklamayı yapar mıydı?
tarafsız cumhurbaşkanı mı? evet, söze akp'nin seçim başarısına atıfta bulunmasıyla tarafsızlığını göstermiştir.
cumhurbaşkanı oluşu uludağ sözlükte 101 pare entry girişi ile kutlanacak, adına "abdullahgul" şeklinde alınacak rumuza dokunulmazlık verilecek kişidir.
cumhurbaşkanlarımız arasında asker kökenliler çok fazlaydı, yanlış diye demiyorum. türkiye cumhuriyeti nin kuruluşunda ve devrimlerinin sağlanmasında askerin rolü büyüktü.
bu yüzden cumhurbaşkanlığının yetkileri genişti. ( cumhurbaşkanı, başkomutandır)
hükümetin yetkilerini sınırlayan bir gücü vardı desek yanlış olmaz.
cumhurbaşkanlığı yetkilerinin halka devredilmesi doğru olacaktır. nitekim, akp nin bu saatten sonra yetkileri devretmeyip;
- nasıl olsa abdullah gül, cumhurbaşkanımız oldu, değiştirmesek de olur..
demesi mümkün gözükmüyor.
21 inde halka sorulacak, cumhurbaşkanını kendisinin seçip seçmeyeceği.
gül' ün cumhurbaşkanlığından duyulan rahatsızlık, gül' ün eski ifadelerinden kaynaklıyor. işte 'cumhuriyet rejiminin tasviyesi.. ' gibi şeylerden.. yani geçmişinden kaynaklanıyor. tarafsızlığı koruyamayacağını öne sürenler de var.
meclis başkanı akp den (uzlaşma ile seçildi) - tayyip akp den, cumhurbaşkanı da akp den olursa, ciddi bir 'çoğunluk diktası' olabilir görüşündeler.
yalnız, adnan menderes' in düştüğü hataya düşüp postmodern tahkikat komisyonları kurmaya yöneleceğini sanmıyorum akp nin. geçmişteki hükümetlerin hatalarına düşmeyeceğini düşünüyorum. eğer düşerlerse, bunu hali hazırda bir koz olarak kullanmaya dünden razı bir 'chp' yani muhalefet var ki, akp nin bizzat kendisi chp nin varlığını devam ettirmesini savunmalıdır.- çünkü, chp; muhalefetiyle devamlı bir 'denetleyici' rolü oynamak durumundadır.
laik- antilaik ayrımlarına gelince, devletin laik olması aslında kişinin laik olması anlamına gelmez. fakat rte, devletler laik olur, kişiler değil.. derken farklı bir niyet gözetmiştir. yani işin felsefi yönüne bakarak, rte yi haklı çıkarmamız söz konusu değil pek.
bence de kişiler değil, devletler laik olur ve kişiler devletin laikliğine saygı duymak zorundadır. ama işte niyet farkı olarak ben de 'laik' olduğumu söylüyorum.
bu laik-antilaik ayrımında, muhalefetin chp sini desteklemek ise, laiklikten yana olduğumuz gösterir. chp nin statükocu davranışları, chp için düzeltilmesi gereken hatalardır. ammavelakin, bu sistemde chp yi bir 'milliyetçi- laik- zorlayıcı' unsur olarak gösterip akp yi bir 'liberal, özgürlükçü, sivil' göstermeye çalışanlara inanmanızı pek tavsiye etmem.
son olarak;
cumhurbaşkanı olacak abdullah gül ün, bu demokratik hakkını kullanışına saygı duymalıyız. ama her zaman gözümüzün üstünde olacağı açıktır.