Kendisi masadaki oyuncu değil, ancak oyuncunun yanında duran bir yardımcı olabilir. Daha fazlası olması mümkün değil. insiyatif alamayıp misafirliğe geldiği ev sahibine kızıp yanındaki çocuğuna söyler gibi "Haydi Abdullah, kalk, gidiyoruz." minvalinde davranan bir Başbakan'ın peşi sıra düşmesi son derece onur kırıcı bir durumdur ama bunda bir sorun görmemektedir, normal karşılayabilmektedir. Ne de olsa diyet ödemektedir. Onu o koltuğa getiren de yine o şahıstır. Bir koltuk için böylesine yok sayılmaya değer mi? Bence değmez ama ne yaparsınız işte, burası Türkiye. Burada yok edilen insiyatiflerden çok makamlar, koltuklar önemli. Bu son olayda Abdullah Gül'ün içine düştüğü vahim durum da bunun en çarpıcı örneklerindendir.
nefret dili kullanan, insanların yaşamlarına ve yaşam biçimlerine saldıran başbakan rte'nin aksine yumuşak üslubu ve hoşgörülü yaklaşımıyla sevgi ile yaklaştığım biriydi fakat artık kendisi hakkında hiç olumlu düşünmüyorum. çünkü olumlu açıklamalar yapmasına karşın davranışları olumsuzdur. söylem ve eylem uyuşmazlığı var. adeta cumhurbaşkanı değil de başbakanın bir memuruymuş gibi önüne gelen her yasayı onaylayıp imzalayıp resmi gazeteye gönderiyor.
4+4+4 fiyasko gibi geçen bir yasa olmuştur, muhalefete rağmen otoriter bir yaklaşımla tabiri caizse zorla geçirilmiştir ve onaylanmıştır. hsyk yasası yargı adına katliamdı, yargıçlar adalet bakanı'nın buyruğuna sokuldu, aksi görüş bildirmesine rağmen cb gül bunu da onaylamıştır. internet sansür yasasıyla özgürlüklere kısıtlama, engelleme getirilmiştir, tersini söylemesine karşın cb gül bunu da onaylamıştır.