ya canı siyaset çekmektedir ya da kayseri belediyesiyle göbek bağı vardır. malum babasının tornacılıktan fabrikacılığa geçiş süreci.
ama ben cumhurbaşkanımızın namusundan ve şerefinden şüphe duymuyorum. pis işlere bulaşmamıştır. özhaseki'ye de spor olsun diye kefil olmuştur.
sivil polisler içeriye girdiği için düşünceler serbestçe ifade edilemiyor, bunu görmeyenin gözü kör olsa gerek. daha bugün istanbul teknik üniversitesi'ndeki öğrencilere hapis cezası verildi. düşüncelerin serbestçe ifade edildiği kısmını çıkaralım cümleden.
sağcı, solcu, bölücü örgüt yandaşları arasında olan kavgalar-abdullah gül'ün deyimiyle kısır çekişmeler-ı sürekli haberlerde, bazen ise gerçek gözümüzle görüyoruz. zaten bu kısır çekişmeler(!) her zaman politikacıların sevdiği şeyler ve seçimlere alet ettikleri durumlardır.siyasetin kısır çekişmelerine girmeyen bölümünü de atalım.
ideolojik tartışmalar zaten üniversitenin olmazsa olmazıdır. ideoloji bir toplumun bilimsel, dinsel, politik vs. düşünceler bütünüdür zaten. bunu konuşup tartışmayan hiçbir insan var mı acaba. çoğu insan bilmeden ideolojik tartışmaya girebilir. lüzumsuz yazılmıştır başına ama bana göre hiçbir ideolojik tartışma lüzumsuz değildir. lüzumsuz ideolojik tartışmalara sahne olmayan kısmını zaten direkt atmamız gerekiyor bu cümleden.
bugün herkes türbanla üniversiteye, derse girebiliyor. hocaların çoğu-profesör demiyorum- zaten seslerini çıkartmıyor türbanlı arkadaşlara. ama türbanı siyasi bir simge haline getirirsen sen(!) ki getiriyorsun-her ne kadar türbandan başka mesele mi yok.- desen de. bu ülkede ne insanlar düşüncelerini ifade edebilir, ne inançlarını serbestçe yaşayabilir, ne de siyasi çekişmeden kaçabilir. ben artık türbanı bir kızın siyasal olarak mı yoksa gerçekten inandığı için taktığını anlayamıyorum. bunun tek sorumlusunu de herkes biliyor bence. ama şöyle bakarsak; cümledeki tek düzgün yer inançların serbestçe yaşandığı kısımdır.
not: bu yazıyı başka bir başlığa yazmıştım ama başlığı çökertti sağolsun açan arkadaş. burayı uygun gördüm.
12.11.2010 tarihli * ana haber bülteninde kendisine sorulan türban meselesini, ben bıktım artık bu konulardan diyerek savuşturmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanıdır. ilk defa ülke gündeminden bıkan sıkılan bir cumhurbaşkanımız oldu. hayırlı uğurlu olsun.
ecmettin erbakan'ı sağlık sorunları nedeniyle affetmesinden sonra erbakan'ın tekrar saadet partisi genel başkanı olmasıyla sıkıntıya düşebilecek cumhurbaşkanı.*
kayserinin bağrından kopmuş, zamanında refah partisinde çalışmış ama akparti yi ortaya çıkarmış arkadaşlarıyla. başbakan ve cumhurbaşkanı olabilmiş nadir insanlardan biridir. yüzündeki saflığı bile ona oy vermeme yetebilecek reisicumhurumuz. (bkz: yiğitoğlu yiğit)
yetiştiği siyasi ideolojiyi zerre kadar beğenmesem de bana sevimli gelen cumhurbaşkanımız. daha bir halkın içinde, daha bir halkla yakın ilişkiler kurma çabasında sanki. twitter'dan kendisine yazabiliyorsunuz daha ne olsun ki?
mustafa mutlu, ahmet aytaç çakma adıyla mail olarak aldığı mektuba köşesinde yer vermiş, akabinde koskoca cumhurbaşkanı cevap niteliğinde yazı yazmıştır.
anlaşılmıştır ki, aslında ahmet aytaç diye bir insan yoktur. biri mustafa mutlu'ya mail atarak cumhurbaşkanına çirkin bir oyun oynamıştır.
aklıma fesat düşünceler geliyor ama onları yazmıyorum...
kendisi 29 yaşındayken 15 yaşındaki kızla* evlenmiş. duyunca şok oldum. ben 23 yaşındayım ve şuan bırak 15'i 18 yaşındaki bir kızla çıkamam utanırım kendimden daha çocuk diye. 30 yaşındayken 15 yaşındaki kızla evlenmek garip geldi bana.
Cumhuriyet'in sonunu getirmeyi istediklerini söyleyen, daha sonra yönetim biçimi CUMHURiYET olan Türkiye'mize cumhurbaşkanı olabilmiş, rekorlar kitabına girememesinin nedeni anlaşılamayan, truva atı.
postalcıların abd ci olmakla suçladığı , "abd milli marşı çalınırken gözlerinin içi gülüyor" benzeri , 22 temmuzda ve daha nicelerinde çökerttiğimiz sloganlarla karalanmaya çalışılan , cumhurbaşkanımız.