kedimizi yapboz olarak düşünürsek aşk yapbozu tamamlayan, anlaşılmasını sağlayan asıl parçadır. şimdi gelelim o eksik parçamıza.. kolay bulunur mu ? hayır.
nasıl bulunur kısmına gelirsek teker teker denersin başka başka parçaları, oturmazsa zorlarsın oturtmaya çalışırsın ama sonunda onun oraya ait olmadığını anlayıp çıkarırsın onu yapbozundan çünkü hem seni tamamlamaz o parça hemde o parçanın asıl ait olduğu yapbozu eksik bırakırsın onu kendinde tutarsan, bu deneme oyununu her parçayla da yapmamalısın çünkü yıpratırsın yapbozu ki zaten kendinde yorulursun yanlışı denemekten ve doğru parçayı bulduğunda oraya koyacak inancın da gücünde kalmaz. umarım hepiniz doğru parçanızı bulur, eksik kalmazsınız..
onun hakkında konuşmak, hatta aptal bir akıllı telefonun ekranından dahi olsa yüzünü görebilmek bile suratınızda küçük bir çocuğun gülümsemesine neden oluyorsa sizi bulmuştur. güçlü duygu. nankör duygu. güzel duygu. yaşarken ölü kılabilen yahut tekrar görme ümidiyle sizi daha canlı kılabilendir. fenadır fena...
herkesin hakkında en az bir kez konuştuğu, bazılarının tek konuştuğu "duygu".
François duc de La Rochefoucauld, "insanlar, aşk diye bir şeyin olduğunu bilmeselerdi, birçoğu aşık olmazdı." demiş. ben önceki entrylerimde uzun uzun, bir şeyler söylemeye çalıştım. nedense kendi söylediklerime katılmıyorum da bi' yandan. 7
bu adamın söylediğinden hareketle; aşk denilen şeyin var olduğunu düşündüğümüz için, hoşlantı dairemize giren herhangi birine hissettiğimiz şeyin aşk olduğunu düşünüyoruz. özellikle, bize iyi hissettiren, devamını gelmesini istediğimiz "gönlümüzün hoş tutulması"na abartılı anlamlar yüklediğimiz zamanları kastediyorum.birini olduğu şey için sevmek, birlikte vakit geçirmekten zevk aldığımız birine yönelmekten üstündür. zaten ikinci durumda, o kişinin yerini alabilecek sayısız insan vardır.
bu konuyla ilgili başka bir mesele daha var. insanların sürekli, "ben çok sevdim, ama o beni sevmedi.", "zaten kimden hak ettiğimizi gördük ki?" gibi sitem ifadelerini kullandıklarını görüyorum. ama kimse kimseyi bilinçli bir şekilde sevemez ki. sevmek seçim değil, "başa gelen" bir şeydir. insanların sizin sevginize karşılık vermemesi, ahlaksızlık değil; aksine erdemlidir. olmadığı, hissetmediği gibi davranmıyordur, demektir. aşkta ham duygular vardır ve ahlak yoktur. insanları bize hissettiği ve ya hissetmediği şeyler için suçlayamayız. eğer bunu gerçekten hayata geçirebilsek, üzülmezdik bile.
"Birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir" şeklinde tanımlamış aşkı Murat Menteş. Peyami safa ise "iki kin arasında mütareke" olarak. Elif Şafak ise şöyle ifade etmiş "başlı başına bir dünyadır aşk. Ya ortasındasındır, merkezinde. Ya da dışındasındır, hasretinde...".
Aşk insanı çaresiz bırakan bir kişi için her şeyden vazgeçirten bir duygudur. Nasıl etkileyeceği belli olmaz hayatınızı karartabilir de aydınlatabilir de. Yaşamaya değer bir şeydir ama. Bir kişiyi sevmek sürekli sevmektir. Hayatın boyunca tek ona sadık kalmaktır zordur ama aşık olunca bütün zorluklar kaybolur.