'Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
(bkz: kürşat başar)/başucumda müzik
büyülenmektir. ünlü filozof cicero der ki "gözler resimle büyülenir, kulaklar müzikle." işte aşkta da aşık olduğun kişinin görüntüsüyle büyülenirken aynı zamanda sesiyle de büyülenirsin. o sesi duydukça için erir, o güzelliğe baktıkça tutulursun sevdiğine.
aşk, bazen yastığına dökülen damlalarca göz yaşıdır. fakat unutulan sabah kalkıldığında yastıktaki göz yaşlarının kurumuş ve sizin o vaktinizi üzülerek geçirdiğiniz gerçeğidir. ama herşeye rağmen aşk güzel şeydir.
" aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. aşk'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk. ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde. "
karşı tarafa kendinizi açma ve onda onda olmayan şeyleri ondan bekleme durumu. kendinizi ona açınca yıpranan siz olursunuz. onda büyük şeyler beklerseniz, umduklarınızı bulamadığınızı zamanla görünce hayal kırıklığına siz uğrarsınız. ya beklentiniz büyük olmamalı, ya kendinizi tamamen adamamalısınız.
gecenin bir yarısı tatlı uykunu bölersin, uyku sersemi sofra kurmaya calışırsın, bin türlü zahmet.. ertesi günün büyük çoğunluğu aç geçirirsin su da yok. en çok suyu ararsın ama bunu çoktan göze almışsındır. aşk belki de böyle bir şeydir..