aşk, mecnunu leylası için çöllere düşüren, ferhatı, şirin için dağları deldiren, kalpte bulunmaz köşedeki inci tanesi. inci tanesi denilince akla hep parlak, baktığınızda gözlerinizin içine kadar görebileceğiniz berraklıktaki taş gelir.
o inci, o parlaklığa ulaşana kadar saklanır, korunur ve o parlaklığı alır, değerlenir. işte aşk da böyledir dostlar, ne kadar gizler, saklar ve kendi içinizde yaşarsanız o derece değerlenir.
bir kere dile düşürüvermeyi gör aşkı, parlaklığı da gider değeri de.. o, saklınızda ne kadar kalır da, güneşten ve kendinizden bile korursanız, o derece ısıtır bedeni. sevgi, bu sıcaklığın dışa vurumudur işte. dilden çıkan sözcükler o sıcaklık içinizi ısıttığı derece tatlı olur, aşk duyduğunuz kişiyi etkiler, ama siz sözcüklerden etkilenip ısındğınız için onun içi size akar, bilmezsiniz.
bir insan sadece karşı cinsinden olan insana aşk duymaz, kişi bir başkasına aşık olabilmesi için, şlk önce kendine aşık olması gerekir kendimce. insan kendisini sevmezse, diğer hiç bir şey ve hiç bir kimseye sevgisini gösteremez, ve sevgi göstermedikçe aşıkta olamaz.
aşk, başladığında sonsuzluğu noktalar. eğer aşıksanız sonları düşünürsünüz hep, en sonunda ne olacak derdi başınızın içinde uğuldar durur. herşey etrafınızda dönüp durur ama farketmezsiniz, tıpkı sevgilinizi düşünerek yürüdüğünüz bir yolda en yakın arkadaşınızı tanımadan geçmeniz gibi.
aşk bittiğinde ise; sonsuzluk başlar. düşünceler asla bir sonla bitmez. herşey olağan seyrinde devam eder. artık kim ne yapmış, ne yapacak hep gözünüzün önündedir, aşktan dolayı geri planda devam eden olaylar silsilesinin içerisinde buluverirsiniz kendinizi, ve yanarsınız yandığınızı bilmeden.
tarifsizdir aşk. tarif edilse de ferhata göre dünyanın anlamı şirin, leylaya göre mecnun olur. aşkın tarifi yarin gözleridir, elinizle gözlerinin önünden çektiğiniz saçlarıdır, onun gülüşü bakışıdır. bu yüzdendir ki aşkın bir tarifi değil, milyonlarca tarifi vardır.
çünkü bu dünya da milyonlarca aşık vardır. aşkın dili lisanı ise kalbe akan kandır. aşk bittiğinde akan kan durur, güneş doğmaz ve asla batmaz.
yürek yanar.. yanar.. yanar..
kül olur..
aşkıma; "seni seviyorum.. 6 yıldır olduğu, ve ömrüm boyunca olacağı gibi.".
'Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
(bkz: kürşat başar)/başucumda müzik
büyülenmektir. ünlü filozof cicero der ki "gözler resimle büyülenir, kulaklar müzikle." işte aşkta da aşık olduğun kişinin görüntüsüyle büyülenirken aynı zamanda sesiyle de büyülenirsin. o sesi duydukça için erir, o güzelliğe baktıkça tutulursun sevdiğine.
aşk, bazen yastığına dökülen damlalarca göz yaşıdır. fakat unutulan sabah kalkıldığında yastıktaki göz yaşlarının kurumuş ve sizin o vaktinizi üzülerek geçirdiğiniz gerçeğidir. ama herşeye rağmen aşk güzel şeydir.
" aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. aşk'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk. ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde. "