''aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur'' antoine bret
''aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır'' balley
aşkla ilgili söylenmiş çok güzel sözler olmasına rağmen bana göre aşk zihnin tutsaklığıdır . çünkü aşık olduğumuz zaman birşeye tam konsantre olamayız , aklımız hep ondadır . sağlıklı düşünemeyiz , onu görünce heyecanlanırız , kalp atışları yükselir . bu semptomları tanımadığımız biri devamlı olarak yaparsa salak damgası yapıştırırız . işte bu yüzden aşk zihin tutulmasıdır , kısacası salaklaşma durumudur.
kasıntı bir kalıntıdır. aşk üzerine binlerce entry girilir şudu budur tanımlar sıkılır geç abi hepsini şu saçma ortama onun size verdiği aşkı yazmaya kalkışıyorsanız eğer siz aşk nedir bilmiyorsunuzdur...
kaybettiğini anladığın en umutsuz anlarda bile tesadüflerin olacağına inanmaktır. ve o tesadüf denilen şeyin aslında bir tesadüf olmadığını ortaya çıkarmaktır.
dönüp dolaşıp aynı yere gelmektir aşk. tekrar, tekrar, tekrar...
ama bıkmamaktır. o'nu düşünmekten, her sabah aynı buruklukla karışık sevinçle uyanmaktan, kıskanmaktan, şefkat duymaktan, istemekten, sevmekten...
kaybetme korkusu kalbinizi titrettiği an, yanınızdaysa ellerine sarılıp ağlayasınız gelir. göğsüne yatıp saatlerce ağlayasınız... aşk, sebepsiz ağlayıp, sebepsiz gülmektir.
aşk, olmaması gerekendir. hataları gizler, dünyayı pembe bir perdenin arkasından gösterir.
aşk, karmaşıklıktır. hem acı hem tatlı, hem sert hem yumuşak, hem soğuk hem sıcak, hem gözyaşı hem sevinç... bazen de hissizlik...
sıradan bir gündü herşey bir anda gelişti. önce ben baktım çekinerek, sonra o çekindim ilk başlarda, belkide yakıştıramadım kendimi ona konuşamadım bir türlü. içimdeki ses tam sırası derken. ben kendimi tutar olmuştum. Yok yok odamı beni tutuyordu ne. yaşamak istiyordum sanki onu bütünleşmiş tek bir kalpte. ama nasıl ne yapmam gerekirdi. baksana oğlum ellerin titriyor onu görünce, kalbin ağzından çıkacak biraz daha hızlı atsa. git konuş diyor içimdeki ses. Tamam bugun konusmamı yapacağım ama ya kabul etmez ise. Ya oğlum saçmalama onunda gönlü var sende. oda titriyor seni görünce. oda yaklaşmak istiyor benliğinde.
Tamam Tamam Gidiyorum..
Selam şeyyy e ben.. ile başlayan konuşma gittikçe uzuyor taraflar arasında. sonrasımı. Birlikteyiz işte. O bende, ben onda tek bir kalpteyiz sonunda.
Artık benim içinde Aşk'ın değişik ifadeleri var.
onu inciteceğim diye elinden tutmaya çekinir olmuşum. Sarılamıyorum yanlış anlar diye. hafifce bırakıyorum parmak izlerimi vücudunda. Dudaklarında mühür oluyorum sonunda. ayrıldığımız an ın 10. dakikasında hüzün kaplıyor yüreğimi. Ya yarın onu göremezsem.
Ya ona bişey olursa.. kendimden vazgeçmişim ben, yeterki ona bişey olmasın diye cümleler kurar olmuşum bak.
Ben kendi yazdığım Aşk oyunumu oynuyorum. Başrolde 2 kişi
Sen ve ben.
aşk deyince hakan yeşilyurt sarkıları: Azalır geceler
Bu dertler biter
Sen üzülme, sen üzülme
Ölürüm sana ben Uzun uzun anlatılmaz
Tel bildiğim sen aşksın
Senin için yaşıyorum
Herşeyimsin sen aşkım.. Değişir mevsim
Yine yaz gelir
Sen üzülme, sen üzülme
Yanarım sana ben Uzun uzun anlatılmaz
Tel bildiğim sen aşksın
Senin için yaşıyorum
Herşeyimsin sen aşkım
erkekler için kapağı kül rengi bir versiyonunun çıktığını öğrendiğimde ne kadar ufak şeylere takılıyoruz dediğim bir elif şafak kitabı. ben pembe kapaklısını okudum otobüste, okulda orda burda ve hiç de gocunmadım bu durumdan. kadınları anlamak zor derler bir de, bir erkek olarak erkekleri anlamak da kolay değil diyorum. malesef.
kalbinizin fazla attığı, her dakika onu düşündüğünüz, dünya bir yana o bir yana dediğiniz, ismini her hatırladığınızda yüzünüzde tebessümün oluştuğunu farkettiğiniz, güveninizin tam olduğu ve hayallerinizde olan tek kişidir.
derlerse inanmayın.
inanmamak için çok sebep vardır. evet kalbi başta fazla attırır, ama bilinmez ki bu geçici bi sıradışılık sezgisindendir. her dakika düşünmek ya mutluluğa olan özlemdendir, ya da değerli kılınmanın verdiği hazdandır. dünyadan ayırdığınız kişinin gün gelip dünyanın en değersiz şeyine sizi değişmeyeceğinin garantisini size kimse veremez, ilerde hatırladığınızda yüzünüzdeki tebessümün yerini üzüntülü mimiklerin almayacağını veya güveninizin kırılmayacağını da.
güzel değil midir hayır çok güzeldir, lakin bitene kadar. bitmeyecek üzüntü veya acı olmadığı gibi bitmeyecek aşk da yoktur. aşk nedir onun da tanımı adam gibi yapılmaz zaten.
"o kadar güzeldir ki anlatılmaz yaşanır."
"insanın başına gelen en güzel şeydir."
"çok mutlu eder."
"insanı yaşamın soğukluğundan uzaklaştırır."
"hayallerin gerçekleşmesini sağlar."
bunlar hayatını aşka endeksleyen insanların sözleridir. hayatlarının merkezlerine koyarlar aşık oldukları kişiyi, ve bu duygunun çemberinde hareket ederler sürekli. bir süre sonra duyguları olmadan yaşayamaz hale gelir insan. mantığını tamamen yitirince hayal kırıklıkları gün geçtikçe artar.
tartışmak, uyuşmak kadar doğal bir şeydir her cinsin yapısında vardır. en ufak tartışmada mantığını duygularına yem eden insan, aşık olduğu kişinin tek tavrından iki çift sözünden yıkılacak duruma çok rahat gelebilir, getirilebilir. bu 15 yaşındaki lisede okuyan ergen için de böyledir, 35 yaşındaki saffet abi için de.
insanın başına gelen en güzel şey tanımını alması için, o şeyin insanın hormonlarını etkileyen bi duygu değil yaşam tarzı olması gerekir. aşk bir yaşam tarzı edinilemez zaten. sen onu yaptıkça mutlu olursun. o zaman sürekli aşık olman gerekir. aşık olunan kişiyle vakit geçirmek sürekli aşık olmak anlamına gelmez. çünkü kimse birinin elini ilk günkü heyecanla tutmaz. ki insanoğlu açtır, daha fazlasını da isteyebilir. karşıdakinin kuralları varsa anlaşmazlık olur, eğer yoksa müthiş anlaşılır gibi gelir. bir süre sonra yıkılan kuralların ardından alışkanlıklar çıkar, yapılanlar alışkanlık halini alır, ihtiyaçtan bile çıkar. çenen kaşınır kaşır geçersin. tekrar kaşımaya gerek yoktur.
insanı yaşamın soğukluğundan uzaklaştıran tek şey olabilmesi, diğer sahip olunan maddi manevi herşeye haksızlık etmek demektir. aile, arkadaşlar, sahip olduğun başarıların, yaptıkların ve en önemlisi yapacakların. hayallerin içinde yalnızca birini mutlu etmek veya sadece onunla olmak doğal bir istek olabilir. bunu abartıp tek amaca indirgemek kişiyi zamanla tüketir. elde ettiğin kişisel başarınla övünmek, herkes tarafından takdir edilmek kadar mutluluk verebilir mi bir insana, bu da görecelidir.
en ufak mevzuda kimin omzunda ağlayacaksın, dostunun. kim tarafından destek bulacaksın, belki de ailen. insanın yanına kaldığı şeyler her zaman bellidir. aşık olunan kişi illa hayal kırıklığı yaratacak diye bi kural da yoktur. sadece bunun garantisini almış gibi yaşayıp, o insana kendi hayatından ödün verecek kadar değerli kılmak yapılan en büyük hatalardan biri olacaktır.
kimse vazgeçilmez de değildir. "sensiz yapamam, yaşayamam, olmazsan olmam" sözleri samimiyetsizlikten başka birşey değildir. insanoğlu ölüm acısını bile 3 günde azaltmışken, "aşk" denilen hormonal dengesizliği mi unutamayacaktır.
insan her zaman her duyguyu bağımlılık yaratmayaacak şekilde yaşarsa, mutluluğu daim olur. zira değer verdikçe değerin azaldığı zamanlarda yaşadığımıza göre mantığını bunlarda yitiren saffet, aptallığına doymasındır.