her gördügünde , sesini her duydugunda , ona dair herhangi bişey oldugunda kalbinin çarpma hızının defalarca kez katlanarak hızlıca çarpma olayıdır. Her insana çok az denk gelir , ama herkez ona özlem duyar.
''Sen beni, benim kendimi düşündüğümden daha çok düşünüyorsun. işte bu yüzden sevemiyorum seni.''
özellikle kadınlar böyle bakarlar olaya.
eğer bunu fazlasıyla belli ederseniz kaybedenler kulübüne hoş geldiniz. deli gibi sevseniz de belli etmeyin fazla. içinizdeki aşkı köreltin demiyorum, gösterin ama belletmeyin.
hayal aracılığı ile yapılan bir evliliktir. bu evlilik kötü geçer ve tez biter. zamanla aşık olan kişi boşanıldığını kabul eder ve evlilik/aşk biter. bazense bu hayal gerçek olabilir mi? evet bu aslında imkansızdır ama yine de imkansızlık duvarı yıkılır mı? bu olur mu olmaz mı bunu tanrı bilir. yani "tam olarak bu gizemin içinden çıkıp ta refaha erişebilen biri var mı?" diye soruyorsanız; bu da gerçekten bilinmeyen bir şeydir. yani diyeceğim sağ gösterip sol vuran bir şeydir aşk. ağzınız yüzünüz morarır, kan içinde kalırsınız. yine de havlu atmak istemezsiniz, ölene kadar. ya da bir ihtimal: tanrı sizi acıyana kadar.
sevgiyle katmerlenerek çoğu zaman ulaşılmaza verilen duygu yoğunluğu. aşkın sevgiden daha yoğun olması ve daha çabuk tükenmesi aşkın sevgiden daha değerli olduğunu gösteren bir şeydir. aşk için insanlar birbirine ihanet edebilirken sevgide böyle bir olgu söz konusu olmaz.
sevginin tohumudur. dozajı ne kadar yukarılardaysa sevgi yetiştirebilme olasılığı o kadar yüksektir. eğer ki dozajına rağmen bir tohumdan fide çıkartılamıyorsa kişi o kadar verimsizleşir. nadas halinden, hırpalanmaktan toplumun yönergelerine uygun olarak kalamayan yere son bir ekim yapılır ve adı "mantık" a döner. yeri bilinmez, bilinse ulaşılmaz. ulaşılana dek korumaya vakit kalmaz. *
bazılarının kalbinden eksilmez, bazılarının kalbine işkence eder. öyle psikopatça işkence eder ki, tüm güzel yüzler birer birer uzaklaşır, imkansız olur. kalbin canına okur, aşık olacak enerjiyi bile emer.
olmadan inanılmayan zıkkım. ilkokulda olmuştum bir ara bu şeyden ama o çabuk geçti**. ama geçen sene yine yakalandım ben bu merede. daha öncesinde inanmazdım "aşk ne hamuağa goyumm" diye dolaşan bi insandım ben. da kazın ayağı öyle değilmiş. bu bayağı insanın ebesine sakso çektiren ne biliyim çapraz yaptıran bi şeymiş. en sonunda anladım. geç oldu ama. bir senedir ne açıldım ona ne de unutabildim. açılsam göt edicek* beni orası kesin. ha nerden biliyorum derseniz işte onu ben de bilmiyorum. ama göt olucam gibi bi his var. neyse sonuç olarak bu aşk denen şeyin ben ta hamuğaa goyyummm.
onlarca asırdır insanlar aşk diye tutturmuş dünyadan gelip geçiyorlar.Ama hiç biri bu duyguyu incelemeye kalkışmıyor çünkü korkuyor,"ya taptığım bu duygu aslında yoksa?" diye korkuyor,"ya uyduruksa bu duygu*" diyor.Ama cesaret edemiyor.daha çocukluktan başlayan bu duygumsu şey onlara hayatlarının her noktasında engel oluyor veya engel olmaya çalışıyor ama yine bu insanlık bu duyguya ne olursa olsun tapmaya devam ediyor.yaşlandığınızda ve bir gün yanlız kaldığınızda hayatınızı gözden geçireceksiniz ve kaç kere "aşık" olduğunuzu düşüneceksiniz.(duyabiliyorum,bazılarınız "ben sadece bir kez aşık oldum" diyor.Ona aşk denmez be kardeşim,ona sadıklık denir.)Aşık olduğunuz kişiye ulaştığınızda değeri sizin için düşecektir,ve tabi ki başkası için artacaktır.insanın doğasında vardır:
"değerli bir şeyi al,daha değerli bir şey ile takas et..."(insanları "mal" veya bir "eşya" olarak nitelemiyorum.sadece lafın gelişi işte.)