sınırları çok keskin.. sanki sürekli içinde kalman gereken çember gibi.. o çizginin dışına çıktığın an, aşk, en çok korktuğun şeye dönüşüyor.. çıkmadığın zaman en sevdiğin şeye.. ama asıl sorun şu ki o çember sürekli daralıyor.. ve her geçen gün çizgiyi aşmamak daha da zorlaşıyor.. bu yüzden zor..
aşk var veya yok durumuna değil de karşılıklı aşk mevzusuna değinmek gerekirse aşk hiçbir çiftte %50 %50 eşit oranda değil kanımca. illa ki bir taraf daha çok sever ve sevilen taraf bunu hissettiğinde aşk bir kabusa dönüşür. kullanır çünkü seveni. tecrübeyle sabittir. ayrıca nice örneklerine de rastlanmıştır. aksini iddia eden varsa tartışmaya açığımdır...
öyle keskin kokar ki aşk, şöyle bir soluksuz kalırsın ,ölüm pahasına tutarsın son nefesi, o keskin koku bütün hücrelerini yakar. Dayanamaz bir nefes daha alırsın bir daha hiçbir şey aynı kokmaz!
toyluktur. yaşanmamışlıkların ilk olarak nefes bulduğu andır. belki deliliktir, belki heyecan. aşk ilk ve son olandır. hayatta bir kez yaşanandır. ellerin titremesi, dudakların kuruması, garip bir kıpırtıdır. sonrayı düşünememektir. arzulamak ve en önemlisi kavuşamamaktır. özlem duymak, ama bir türlü bu özlemi dindirememektir. belki tek taraflı hissedilendir, ki bu daha da acı veren, verdiği acıyla, garip bir zevke dönüşüp dolanmasıdır bedende. ne bileyim garip bişeydir aşk. ama bence ulaşamayacağını istemektir.
kitaplarda okudum, şiiirlerde söyledim, şarkılarda dinledim seni aşk.
çok acı çektiriyormuşsun uğradığına. bana hiç uğramadın ama. acı çekmemi mi istemedin yoksa?
tatlıymış senin acın, çekmeyen anlayamazmış. ben çekmedim. hiç bilmedim seni. ilgiler, hoşlantılar, takıntılar sarmış hep beni...yer açmamışım sana.
bak aslında suçlu benmişim. sana yer ayırmamışım ki! istememiş miyim yoksa seni? ya da korkmuş muyum senden? belki de bana ağır gelirsin sen. taşıyamam o küçük kalbimde, ezilirim ağırlığında.
nasıl bir şeysin ki sen, hem gel diyorum hem gelme!aklım karışıyor, gel diyorum galiba. tamam....tamam karar verdim gel o zaman bana.