--spoiler--
seninle konuşmak; sosyal fobim olmasına rağmen kürsüye çıkıp, kırmızı koltuklarda oturan belli bir kitleye seslenmek gibiydi. Ne demem gerektiğini, ne yapmam gerektiği bilmeden aklım durmuş bir vaziyette bana bakan topluluğu süzmekti. Belki de en doğrusunu yapmıştım hayatım boyunca; en arka koltuğa oturup, sana seslenen cesur kişilikleri görmek gibi.
--spoiler--
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik.
hem gıcık olursun hem de onsuz olamazsın, 1 kelime söylediğinde yüzün güler, içinde kelebekler uçuşur,aşk o reklamda da dediği gibi bile bile tutsaklıktır.
Kavusamayinca olanindandir. O yuzden 'ben aska inanmiyoorooom' laflarini duyariz cokca. Cunku amk kimse sabretmez, beklemez sevdigi icin. Fedakarlik yapmaz, kavurucu gunesin altinda oruclu oruclu saatlerce beklemez, her turlu destek olmak istemez, korkar, herkes esgecer. Neden mi? Cunku onlarin aradiklari ask degildir aga, onlar sadece gonul eglendirme pesindedir.. Bir taraf yapiyorsa digeri siklemez. Bu yuzdendir ki aski tadamiyoruz. Murphy denen bir herif var, neymis efendim senin sevdigin seni sevmez demis. Katilmiyor da degelim fakat Nadir insanlar vardir, bu duygulari birbirine yasatmayi basarmis, birbirlerine deli gibi bagli, amma o da artik ask degildir. O meşk olmustur meşk. Ask dedigin sey bos ama hisli umutlarla her gun gectigi yola bi koseye cekilip bakmaktir, ask sabirdir, fedakarliktir. Arabalara binip gezmek degildir ask, el ele tutusup birbirine bakakta degildir. Onlar gelip gecicidir, kalici olan yuregindeki duygudur. iste o'dur ask amk.
sınırları çok keskin.. sanki sürekli içinde kalman gereken çember gibi.. o çizginin dışına çıktığın an, aşk, en çok korktuğun şeye dönüşüyor.. çıkmadığın zaman en sevdiğin şeye.. ama asıl sorun şu ki o çember sürekli daralıyor.. ve her geçen gün çizgiyi aşmamak daha da zorlaşıyor.. bu yüzden zor..
aşk var veya yok durumuna değil de karşılıklı aşk mevzusuna değinmek gerekirse aşk hiçbir çiftte %50 %50 eşit oranda değil kanımca. illa ki bir taraf daha çok sever ve sevilen taraf bunu hissettiğinde aşk bir kabusa dönüşür. kullanır çünkü seveni. tecrübeyle sabittir. ayrıca nice örneklerine de rastlanmıştır. aksini iddia eden varsa tartışmaya açığımdır...