Onunla konuşurken kızarmak, o gülünce bakmaya kıyamamak, şehirden, mahalleden vs sokaktan ayrıldığı, gittiği zaman sanki o erin hertarafını karabulutlar kaplamuş gibi olması.
herkese lazım olan hislerin en mükemmeli, adeta tüm hislerimizin anası.
hiç ummadığınız ve ondan tamamen vazgeçtiğiniz bi anda gelir bulur sizi.
onu beklerseniz hiçbir zaman bulamazsınız.
Eğer ilahi aşk değil ise hastalıktır. Kula aşık olup da allah aşkının önüne geçirirsen halin harap durağın cehennem olur. Allah hidayete erdirsin. Amin.
Her ne kadar klasikleşmiş olsada onu gördüğünde karnında kelebeklerin uçması durumudur. Tabii o kelebeklerin aslında g*tünden çıkmak için çırpındığını anladığınız anda aşka olan inancınız da biter.
pozitif ve negatif olarak uzun uzun bahsedilecek bir duygu durum gercek bir aşk yaşanmaya başladıgında hayatta zevk almadıgın şeylerden zevk alınır ama işler yolunda gitmedigi zaman dünyaların başına yıkıldıgı gecelerin kabus oldugu durum kısaca kalbin beyni yenmesi.....
bugüne kadar söylenenlerin üzerine söylenecek sözlerin hala var olabileceği kavram. çünkü hayatlarımız farklı,anılarımız,hayata bakış açılarımız bambaşka,algılarımız ve yaşadıklarımız yönetiyor düşüncelerimizi. her kavram üstüne yorum yaparken kişiliğimizden de bir ipucu sunmuş oluyoruz dinleyen ve okuyanlara.
o yüzden benim anılarımdan biriktirdiklerime göre aşk,bir sahiplenme ihtiyacı ve ait olma ihtiyacının hemen hemen aynı tonda ve renkte birleşmesidir. ben bunu görüp bunu yaşadım. ne yüz güzelliği,ne vücut,en fazla işin tuzu biberi olabildi. her zaman aklımda destek olmak,yaralarını sarmak,onu büsbütün mutlu hale getirmek vardı. aşka böyle bir anlam vermemin zaten var olan yardımseverlikle de ilişkili olduğu şüphesiz. ama yazarlar,cidden birçoğunuza özeniyorum şayet anlattığınız yoğunlukta bir aşk yaşıyorsanız. öyle bir aşk varsa,ben gerçekten hepinizi ayrı ayrı alkışlıyorum. günümüzde aşka delil olarak sunulabilecek birçok fedakarlık yaptım,4 saat mesafelik yola halı,masa mı taşımadım;içim rahat etmedi de 40 saate yakın uyumamışken bir 6-7 saat daha mı eklemedim evine kadar götürmek için,durumu sıkıştığında aslında çatır çatır yiyebileceğim parayı mı son kuruşuna kadar vermedim. bunlar hep oldu işte. ve evet bunları yaparken içimde hep o gülüşünün huzuru oldu. bir beklentim yoktu aslında hiçbir zaman,sadece mutlu etmeyi seviyordum. öyle ayılıp bayılma durumları olmuyordu ama,yarın bir gün evimizi düzenimizi hemencecik kuralım diye onun için çalışıyor,onun için savaşıyordum. etrafımdaki herkese de anlatıyordum gelecek planlarımı. bir adet kıza da farklı amaçla hiçbir zaman bakmadım,çevre buna epey müsait olmasına rağmen..
söyleyiverin bana da,sizinki mi güzel yoksa benimki mi ? güzelse neden,değilse neden ? ne buldunuz da yazdınız bu kadar romantik kelimeler ? inanın rahatsız ediyor beni,erişemediğim için size dalga geçiyorum o kelimelerle.
şimdi ilişkisinde 6' aydan sonra ay beni çok boğuyorsun triplerine giren kızların asla tatmadığı ve umuyorum ki tadamayacağı bir duygu. insan sevgilisinin ona olan ilgisinden bunalır mı ? hele aşığının ?
sonra neden bu kadar insan aşka inanmıyor. hep sizin gibi kaypaklar yüzünden.
ışık etrafında öleceğini bilmeden dönüp duran kelebekler misali, ısrarla ardında koşulan etrafına pervane olunan, tadına doyulmayan, verdiği acıları tatmak için istenilen duygudur.
zordur bir aşka aşk demek. ama aşkın kimyası hep zorluklar içindedir.
insanların her daim istediği, hiçbir zaman tam manasıyla sahip olamadığı ve yaşamaya başladığı anda ondan kurtulmak için her türlü yolu denediği şeydir.