aşk otobüs şöförünün arka tarafta gördüğü boşluk gibidir. bazen görünen ama çoğu zaman varlığı kestirelemeyen bir kavramdır. şöförün "arka taraf boş arkalara doğru ilerleyelim dediğinde" boşluğu görmeden ilerlersin hani ya vardır ya yoktur boşluk, aşkta öyle bir şey varlığı ile yokluğu anlaşılmaz. ilerledikçe anlarsın. düşünmene izin vermez. önüne bakamazsın. önüne bakarsan kimseyle çarpışamazsın ki zaten.
varlığını şu aralar sorguladığım kavram.
bilmiyorum ama çok hayal kırıklığına uğruyorum.
ben kimi seviyordum ? yıllar önce üniversitede tanıdığım o insanı. şimdi gördüğüm insan ile yıllar önce tanıdığım arasında çok fark var.
ben onu mu sevmiştim, yoksa onunla paylaştığımız ortak yönleri mi ? o ortak yönlerin hepsi kayboldu şimdi. çok değişti. siyasi olarak, dini olarak, felsefi olarak. kendimi gördüğüm insan gitti, yerine yıllarca en nefret ettiğim düşüncelere sahip biri geldi.
ve ben ondan soğuyorum. gerçekten de. eğer gerçekten ona aşık olmuşsam kim olursa olsun severim onu ama böyle değil işte. içimdeki soğumayı, iğrenmeyi anlıyorum.
aşk dediğimiz şey ne ola ki o halde.
onsuz yapılamayan ama içine girince de ne yapacağını bilememek, kurtulmaya çalışmak açısını tatmak özlemini duymak, kalbe söz geçirememek.......istemeyek olsa hayır demek....üzmek & üzülmek....
Trençkotunuzun ilik kısmında kalan ufak bir iplik parçasını almaya yeltenirken etraftaki kameraların aklına gelmesiyle elini aniden çekmesi sonra masumca gülmesi, yüzünün kızarması, bir sonraki karede göz göze gelmeniz sonra uzun, upuzun bir sessizlikle yaşanan an'dır.
aşk olsun her zaman. çok iyi. çok güzel. süper. müthiş bir duygu ama yeter amk yeter az ötede yaşayın aşkınızı yeter bıktım be bıktım aşk hikayelerinizi dinlemekten yeter bu da can be diyerek buradan çok sevgili gerek üniversite gerek lise gerek çocukluk arkadaşlarıma selam göndermeyi bir borç bilirim. tabi şaka bir yana müthiş bir duygudur efenim ama artık yeter.